Kurbağa ve Akrepin Hikayesi

Kurbağa ve Akrepin Hikayesi

0
PAYLAŞ

enerji kaynaklarına ev sahipliği yapmasından başka bir şey değildir.


Türkiye’de 1980’li yıllar üzerine basit bir kafa yorma, ABD’nin Orta Doğu planlarını sezmek için bir çok ipucu bulmamıza yardımcı olacaktır. Örneğin, Türkiye’de sosyalist ve aydın sol kesimlerin okuduğu günlük bir gazetede Orta Doğu uzmanı olarak ahkam kesen bir köşe yazarı, 2000’li yıllarda ABD adına çalıştığı kuşkuları ile soldan dışlanan bir “dönek” olarak ilan edilmemiş midir? Bu çok değerli gazetecinin, Türkiye’de daha 1980’li yıllarda Orta Doğu konusunda ülkemizde dezenformasyon çalışmaları yapmakla görevlendirilmiş olması, ABD’nin Orta Doğu politikalarının en az 20 yıllık olduğunu göstermektedir.


Türkiye’de aydın kesim, Orta Doğu konusunda hep tereddütlü olmuştur. Orta Doğu konusundaki tereddütlerimizi ifade eden bir fıkrayı hatırlamakta yarar var.


Bir kurbağa ve bir akrep, göl kenarında sohbet ediyorlarmış. Kurbağa, akrepe hiç güvenmediği için suda bulunmakta ve karaya hiç yaklaşmamaktaymış. Akrep, kurbağaya demiş ki:


– Gel seninle bir anlaşma yapalım.


Kurbağa yanıt vermiş :


– Sana güvenim yok.
– 
Aralarındaki diyalog şöyle sürüp gitmiş :


– Neden bana güvenmezsin.
– Sen zehirli bir canlısın. Beni soktuğun an ölürüm.
– Ama ben de yüzem bilmem. Eğer beni sırtına alır ve karşı kıyıya götürürsen sana zarar vermem. Eğer seni sokarsam, yüzme bilmediğim için ben de ölürüm. Böyle bir aptallığı neden yapayım ki !
– Doğru söylüyorsun, ama sana hiç güvenim yok. Üstelik sana bu iyiliği neden yapayım?
– Benim dostluğumu kazanmak için. Eğer seninle dost olursak, artık akrepler kurbağaları sokmaz. Barış içinde yaşarız.
– Sana güvensem, tereddüt etmezdim.
– Ama ikimizin de hayatı söz konusu. Bu anlaşmada risk yok ki.
– Doğru, beni sokarsan sen de yüzme bilmediğin için ölürsün. Bana bir daha söz ver, beni sokmayacaksın. Seni karşı kıyıya götürdüğümde de aramızda kalıcı barış sağlanacak.
– Söz veriyorum.


Akrep, kurbağa ile anlaşarak kurbağanın sırtına biner ve uzun yolculuklarına başlarlar. Bir ara akrep sorar:


– Bak korkmana gerek yokmuş değil mi?
– Korkmak değil, güvenmemek benimkisi. Ama, kalıcı barış için bu riski aldım.
– Bu, bir risk mi sence?
– Mantıksal olarak beni sokarsan sen de ölürsün, ancak yine de risk.


Yolculuk sürerken bir anda akrep kurbağayı sokar. Sırtında büyük bir acı ile ters dönen kurbağa, suya düşen akrepe döner ve sorar :


-Neden yaptın bunu ? Şimdi sen de öleceksin.


Akrep bir yandan su yutarken son sözcüklerini söyler :


– Burası Orta Doğu. Burada akıl ve mantık olmaz.


Orta Doğu sularına gelindiğinde, akrep kurbağayı sokmuştur. Orta Doğu’da ne anlaşmaya sadakat vardır, ne barış vardır, ne de mantık. Bunun nedeni de yıllar boyu batı emperyalizminin boyunduruğunda yaşamış kitlelerin ruh halidir.


AKP, görünen o ki, Orta Doğu bataklığına saplanmaya hazırlanıyor. Ne uğruna? Barış uğruna mı ? Güvendiği dal olan BM, dünyanın kaç köşesinde barış sağlayabilmiştir? Onlarca yıldır Orta Doğu’da olan BM, barışı neden sağlayamamıştır da Türkiye’yi bu batağa sürüklemeye çalışmaktadır.


AKP, büyük ülke olmak için askerlerimizi büyük bir maceraya atmaya hazırlanıyor. Büyük ülke olmak, büyük düşünmek demektir. Çeçenistan’da da çatışmalar var, büyük ülkeler orada neden yok? Irak’da da çatışmalar var, işgalciler dışındaki büyük ülkeler orada neden yok ve var olanlar da kaçmak için çabalıyor?


AKP, Lübnan macerası ile siyaseten kendi ipini çekeceğe benziyor. AKP milletvekilleri, Lübnan’a asker gönderilmesine “Evet” oyu vererek gelecek seçimlerde parti listelerine gireceklerini düşünebilirler. Ancak, bu macera, partilerini liste dışı bırakarak onları da seçimlerde başarısızlığa uğratacaktır.


Kurbağa, akrepe güvenmemekte haklıymış. Ancak, imkansız bir barış uğruna gereksiz bir risk alarak bu hatasını hayatıyla ödemiştir. Kurbağa ve akrepin hikayesinden ders alalım.


 


 


 

BİR CEVAP BIRAK