Kurnazlık

Akrabadan bir beyefendi hemen her akşam eve bugün bir kurnazlık yaptım diye gelirdi. Bana göre kurnazlık diye yaptığı şey ya hiç önemsizdi ya da doğrudan kendi zararınaydı. Yıllar önce ünlü bir siyaset adamı külüstür otomobilini allayıp pullayıp satmıştı ona da bizimki kazıklandığını ancak Çankaya yokuşunu ikinci vitesle bile çıkamayınca anlamıştı. Bir gece vakti Sarıyer’de bindik arabasına, hadi gidiyoruz derken vites kolu elinde kaldı. Toprağı hafif olsun, yıllar önce yitirdik kendisini. Kötü insan değildi, az düşünür çok iş yapardı. İnsanların yardımına koşmayı da severdi. Kurulu düzenin yılmaz bir savunucusuydu ve fırsat buldukça sen enayisin diye ağır yargılardı beni. Büyüğümüz olduğu için ses çıkarmazdım. Yaptığı kurnazlıklardan birine ben tanık oldum. Birlikte pazara gittik. Kendisi haftalık sebze meyve alışverişini yapıyor. Elimizde torbalar birikince bir küfeciyle anlaştı. Sana bir lira vereceğim, şunları sırtında yolun öbür yanına geçireceksin diyordu. Adam pekiyi dedi ama yolun öbür yanına geçmeden önce sırtında yüküyle pazarı dolaştı durdu. Dur şuradan bir de şuna alalım dur şuradan şunu da alıverelim derken adamcağız bir lira karşılığında kan ter içinde kaldı. Rahmetli tuhaf adamdı.

Bizim toplumumuzda akıllı insandan çok kurnaz insan vardır. Akıllı olmak kolay değil çünkü. Akıl bilgiyle gelişir. Doğanın verdiği akılla yetinenler açık açık akılsız adam özellikleri gösterirler. Okumadan yazmadan araştırmadan yaşayanlar doğadan edindikleri ham akılla yetinirken aptallıklar ederler. Aptal durumuna düşmemek için kurnaz olmak gerekir. Bu yüzden toplumumuz çarpan cinler kadar çarpılan cinlerle doludur. Yani o yaman kurnazların büyük bir bölümü kurnazlıklara kurban gider. Kurnazlık yalancılık sanatını kendiliğinden getirir. Doğru sözlü bir kurnaz düşünebilir misiniz? Küfeci baba, sen kusurumuza bakma, bizi yolun karşısına geçirmen için sana bir lira vereceğimizi söylesek de elbet bu böyle olmayacak, pazarda seni bir süre dolaştıracağız, şimdiden hakkını helal et! Böyle bir şey olabilir mi? Kurnazlık dediğimiz şey açıkyüreklilikle bağdaşmaz. Evet bizim ülkemiz kurnazlar ülkesidir. İnsanlar en yakınlarına bile külah giydirirken sıkıntı duymazlar.

Zaman içinde ben kendimi insanların kurnazlıklardan doğan yalanlarına alıştırdım ve rahat ettim. Eskiden sinir olurdum, bakardım biri gerektiğinde de yalan söylüyor gerekmediğinde de yalan söylüyor. Yalan sinir bozucudur: yalanın yalan olduğunu bilirsiniz ama doğrusunu bilemediğiniz için kendinizi aşağılanmış duyarsınız. Son zamanlara kadar yalancılar benim düşman gördüğüm kimselerdi. Yalancıdan uzak durmaya çalışırdım. Ben yalandan nefret ederim. Pekiyi sen hiç yalan söylemedin mi diyeceksiniz. Bizim rahmetliye çok küçük aşk yalanları söylemişimdir. Işıklar üstüne olsun, biraz kıskançtı. Bendeniz de çevresi azçok geniş biriydim. Dersten altıda çıktın, bu saate kadar neredeydin be adam? Sevgilim öyle bir trafik vardı ki… Yutmazdı elbet. Zaten ben de yutması için düzenlenmiş bir dille söylemezdim bunları. Ayşe’yle biraz bir yerde oturup çay içtik desem kıyamet kopacak. Gerçi kıyamet gene kopardı ya…

Yalandan etkilenmeme konusunda kendimi eğittim son zamanlar. Ama ne kadar kendimi eğitmiş de olsam her yalan gene de biraz öfkelendiriyor beni, ne var ki bana yalan söylendi diye eskiden olduğu gibi kendimi hırpalamıyorum, tansiyonumu yükseltmiyor uykularımı kaçırmıyorum. Eskiden böyle bir şeyi sezdiğim zaman yani bana yalan söylendiğini anladığım zaman deli olurdum. Şimdi aldırmıyorum. Hatta bazen söyleneni dinler gibi yapıyorum ve hiç tepki vermiyorum. Ne kadar pişmişim ya da kaşarlanmışım değil mi? Ne dolap döndürürlerse döndürsünler, ben işime bakıyorum. Bu arada kurnazlığa kurban gitmemek için uyanık olmak da gerekiyor. Gözünü dört aç gerisine aldırma Afşar diyorum. İnsanın başkaları için kendini yıpratması hiç adaletli değil.

Adam masum bir istekte bulunuyor diye düşünüyorsunuz. Ne olur diyor bir gün bize de şu konuda bir konuşma yapıverin. Gençleri kırmayı düşünmüyorum, siz kimsiniz diye sormuyorum bile. Düşünceye sanata yakınlıkları olmasa böyle bir istekte bulunurlar mı! Yavaş yavaş anlıyorum, genç adam beni kullanmaya çalışıyor. Bize diyor estetik ve siyaset diye bir yazı da vermenizi istiyoruz. Anlıyorsunuz ki beyimiz siyasetle ilgilidir. Sen de katıl bize demek istiyor. Estetikten hiç anlamamakla birlikte estetik yazıları da yazan bir yazardan da sözederek size güzel görünmeye çalışıyor. Kısacası dostlarım ben bu konularda vurdumduymaz oldum hatta kaşarlandım. Boş şeyler için ya da ucuz kurnazlıklar için kendimi üzmeyi düşünmüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 + twelve =