L.AMERİKA’DAN… Meksika’nın yeri…

L.AMERİKA’DAN… Meksika’nın yeri…

0
PAYLAŞ

Meksika Latin Amerika’nın neresinde?

Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon, 2006 Aralık ayında göreve başlamasından itibaren, kendi içerisinde tutarlı ve barışcıl yollarla kendisiyle anlaşan ve anlaşamayan herkesle iyi geçinmeye çalışıyor.

Bu amaçla da göreve geldiği günden itibaren, hem ülke içinde, hem de uluslararası platformda herkese zeytin dalı uzatıyor. Bir taraftan ülke içerisindeki hareketli ve hızlı siyasi ve ekonomik gelişmeleri dengelemeye çalışırken diğer taraftan da ülke dışında olumlu ilişkiler kurmaya çalışıyor. Uluslararası iyi ilişkiler listesinin başında da kaçınılmaz olarak Venezuela geliyor.

Kendisinden önce yaşanan her iki ulkenin devlet başkanları arasındaki sürtüşmeleri kişilik ve ideoloji farklılıklarını resmi düzeye getirmeye çalışıyor. Bu sebeple de Meksika-Venezuela arasında ciddi bir diplomatik trafik başladı.

Venezuela Devlet Baskanı Hugo Chavez tüm Latin Amerika’da liderliğini üstlendiği bir ideolojik haçlı seferinin demirlerini çoktan aldı. Fidel in veraseti, 21.yy. sosyalizmi, yanki emperyalizmine karşı omuz omuza gibi taban temalar üzerine Chavez’in tartışılmaz hitabet yeteneği ve petrol zenginliği ile Latin Amerika’da sol blok her geçen gün büyüyüp güçleniyor. Başta Bolivya, mutlaka Küba ve büyük olasılıkla Neo-Sandinist Nikaragua, Chavez’in kavgasının en büyük destekçilerini oluşturuyor.

Chavez’in, biraz Evolu, biraz Ortegalı, Havanalı, az Kirchnerli hatta son son İranlı dövüş alanında, Lula,  biraz Lagoslu biraz Bacheletli Şili, arada sırada yanıp sönen Alan Garcia, sisler içinde hayal meyal görünüyor. 

Baktığınız yere göre de bu bölünme veya yapılanma; salınımını, yerine göre onayını veya muhalefetini de beraberinde getiriyor. İşte bu sol bloğa gidip gelen ülkelerin arasında Panama, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Paraguay, Uruguay, biraz da sınırlı sorumlu Arjantin yer alıyor. Ancak Meksika, en son Latin Amerika’dan Irak’a  300 asker yollayan tek Latin ülkesi El Salvador, Kolombiya ve Peru, bu kavganın tamamen dışındalar.

Böylece ortaya , ya solun içinde, yada sol ve sağ arasinda biryerlerde ya da en son Calderon’un Davos Zirvesi’nde söylediği gibi geçmiş ve gelecek arasında bir duruş sorunu çıkıyor. Ancak her ülkenin kendi dinamiğine göre tartışmaya girmekten kaçındığı pazar ekonomisi, küreselleşme, demokrasi, insan hakları, kişisel özgürlükler, sosyal ve ekonomik haklar gibi öncelikli konuları var.

Diğer Latin Amerika liderleriyle karşılaştırıldığında Felipe Calderon, ne Lula gibi işçi kökenli, ne Evo Morales gibi etnik kökenli, ne de asker. Vatanin yurt dışında eğitim almış muhafazakar ve katolik bir evladı olarak  latin sol liderlerle karşılaştırılacak hiçbir tarafı yok.

Hiçbir siyasi kavgadan gelmediği gibi hiçbir siyasi kavgaya girecek gibi de görünmüyor.Latin ülkeleri arasında bir liderliğe soyunmaktan çok, vereceği tek kavga, resmi olarak 108 milyon nüfusu, 1trilyon 134 milyar dólar milli hasılası olan Meksika Birleşik Devletleri’inde demokratik bir devleti devamlı kılmak ve kanunlar çerçevesinde vatandaşlarına eşit fırsatlar yaratmak için olacak.

Bu yüzden, en son Davos Zirvesi’nde gördüğümüz gibi hem Calderon, hem de arkadaşları Kolombiyalı Alvaro Uribe, Kostarikalı Oscar Arias, Salvadorlu Antonio Saca’nın konuları sağ ya da soldan çok, yoksullukla savaşmak eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya çalışmak, hukuka dayalı bir devletin devamını sağlamak rekabetçi bir ekonomi ile eşit firsatlar yaratmak yani refaha giden yolun en kestirmesini bulmak gibi gözüküyor. 
 
Bu yüzden de Meksika’nin Latin Amerika’nin neresinde bulunduğunun cevabı  baktığınız her yerden  net ve kısa: ABD’nin yanı.

 


 

 

BİR CEVAP BIRAK