L.AMERİKA’DAN… Çok politika, az teknoloji

Latin Amerika ülkeleri tarihlerinde herzaman bol bol politika üretti ve üretiyor. Zaten bu yüzden, uzlaşmaya varmak, her kafadan çıkan sesi en azından bir kaça indirebilmek için, askeri darbeler, silahlı eylemler, yüzbinlerce sokak gösterisi, devrimler ve karşı devrimler yaşadı, hatta görünen o ki, daha da yaşayacak Yaklaşık 1825’den bu yana 190 askeri darbe yaşayan Bolivya ve tam 28 kez anayasasını değiştiren Venezuela,  Latin Amerika’daki siyaset üretimine iki sağlam örnek aslında. Bu yüzden üretilen politikalar, fikir, siyaset ve ve sisteme yoğunlaştığı için, Latin Amerika zamanını, yönteme, ülkenin ve ülke insanın yolunu açacak teknik gelişmelere harcayamıyor. Hatta bu evreye gelinemiyor bile.

Brezilya ve Meksika, dünyanın en gelişmiş ekonomisine sahip12 ülke içinde  olmasına rağmen, hiç bir Latin Amerika ve Karaib ülkesi, dünyanın bilgi ve komunikasyon teknolojisinde en gelişmiş 30 ülkesinin arasına giremiyor.
 
Küresel Bilgi Teknolojisi  raporuna  göre, Latin Amerika geçen yıldan daha iyi bir konumda olmasına rağmen, hala istenilen yere ulaşamadı. Latin Amerika’nın durumu  “Genel olarak bölge , 2007 yılına kadar daha başarılı bir çıkış göstermiş olan Doğu Avrupa ve Asya’ya oranla daha olumlu bir tablo çiziyor.” şeklinde açıklandı. Ancak raporu yazan uzmanlardan Irene Mia’ya göre, bu gelişme çok zayıf ve yetersiz.

Yine aynı rapora göre bilgi teknolojisinde, 122 ülkelik listenin başında Danimarka yer alıyor. Ardından sırasıyla İsviçre, Singapur, Finlanda, İsveç e ABD geliyor. İyice aşağılara inildiğinde 40. sırada Barbados, 45 Jamaika, 49 Meksika, 53 Brezilya,  56 Kosta Rika, 60 Uruguay, 61 El Salvador, 63 Arjantin, 64 Kolombiya, 78 Peru, 83 Venezuela, 97 Ekvator, 104 Bolivya olarak devam ediyor. Bu ilk 30’dan sonra 31. ülke olarak güney Amerikalı Şili yerini alıyor.

Latin Amerika’daki sık sık değişen devlet politikaları, mantık sınırlarını zorlayan bürokratik işlemler ve yetişmekte olan gençlerin teknik konular yerine sosyal branşlar seçmesi bu duruma etkiyen faktörler arasında. İste bunlardan bir kaç tanesi:

Araştırma ve gelişmeye devlet bütçelerinden çok az para ayırılıyor. Latin ülkelerinde  ulusal brüt üretimin yalnızca % 0.5’i  araştırma ve gelişmeye ayrılıyor.

Özellikle ilk öğretimde, Latin ülkeleri, Asya ve Avrupa eğitim sistemlerinin çok gerisindeler. Yüksek okullara ulaşıldığında da, teknik dallardan çok sosyal dalların seçiliyor olması, teknolojinin hayata geçirilmesini iyice ağırlaştırıyor. Örneğin Arjantin’in en büyük devlet üniversitesi olan Buenos Aires Üniversitesinde  psikoloji okuyan gençler mühendislik okuyan gençlerden sayıca 5 kat daha fazlalar.

 
Dünya Bankası’nın yakın tarihte yaptığı bir araştırmaya göre, herhangi bir şirket kurabilmek için, Danimarka’da 3 bürokratik işlem gerekirken, Brezilya’da bu sayı 17’ye Venezuela’da 16’ya ulaşıyor.

Yüksek vergiler gibi kapital riskini arttıracak uygulamalarla yüksek teknoloji kullanacak mütesebbis firmaların önü kapatılıyor.

Araştırma ve geliştirme alanında özel sektöre neredeyse en düşük düzeyde rol veriliyor. ABD, Avrupa ve Asya ülkelerinde bu işi özel sektörler yaparken L. Amerika’da devlet bu rolü üstleniyor. Irene Mia sesi duyulursa, bu konuda, “özel sektör, üniversiteler ve şirketler arasındaki ilişkiyi herzaman daha iyi tesbit ediyor.”diyor.

Sonuçda laf  kalabalıklaştıkça, eyleme geçilemiyor. Topluma asıl refahı getirecek ‘eylem’ olmayınca da aynı tas aynı hamam, yıllardır yapılan her tür politika lafta kalmaya devam ediyor.

 
 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.