La Presidenta’nın Paparrazisi’yim…

La Presidenta’nın Paparrazisi’yim…

0
PAYLAŞ

Okurdan saklayacak değilim ya, ¨N’apayım, elimde değil!¨, mevzu bahis dul kadın başkan Cristina Fernandez de Kirchner oldu mu, kendimi tutamıyor Açık Gazete’ye, ABD ve Kanada gündemini bir yana bırakıp Arjantin birası gibi köpüğü bol yazı gönderiyorum.

Londra’da gazeteye göz kulak olan Faruk Eskioğlu dostumuz, yakında beni dul Cristina’nın paparazzisi ilan edecektir; yapsın, varsın olsun, seve seve…

Arjantin Devlet Başkanı, dört yıllık iki dönemini önümüzdeki Ekim ayında yapılacak seçimler nedeniye terk etmek zorunda kalacağından buna bir formül arayan Cristina’nın bugünlerde başı sıkışık, zira cinayetten ve derin devlet işlerine el atmak nedeniyle töhmet altındadır.

Şubat ayı başında Başkent Buenos Aires’deki evinde ölü bulunan ve ilk açıklamaya göre intihar ettiği haberiyle cenazesi kaldırılmış yüksek mahkeme soruşturma savcısı Alberto Nisman’ın, hususi evrak-ı metrûkesi arasında çıkan bir belge işin rengini değiştiriverdi.

Savcı, intiharından kısa bir süre evvel, Devlet Başkanının tutuklanması için bir taslak hazırlamış, ancak bunu adalete sunmamış bulunuyordu.

Bir anda, ¨Buenos Aires’teki Adamımız¨ başlığına bürünebilecek bir tür derin devlet-çeteler-mafya-gladyatör algısını ortaya veren bir açıklamaydı bu ve polisin intihar iddiasına karşılık Adli Tıp mesafeli yaklaşıyor, intihar olmayabileceğini de satır arasında dile getiriyor, daha fazla cesur davranamıyordu.

Muhalefet olayın üzerine gitmeye kalkıştıysa da pek başarılı olamadı; Arjantin Komünist Partisi’nden yükselen bir iki cılız ses dışında, mangalda kül bırakmayan sol kös dinledi.

Savcı Nisman, 1994 yılında, yirmi yıl evvel Yahudi cemaatinin Sinagog ve dernek binasına düzenlenmiş bombalı saldırıya ait dosyayı aralamış, arkasında İran İslam Cumhuriyeti’nin ve mollaların bulunduğuna dair birçok İnterpol yazışması, raporları ekli olarak iddianame hazırlamıştı.

85 masum insanın öldüğü patlamada bugüne kadar yargıya intikal eden tek bir kanıt ve suçlu bulunamıyordu. Savcıya bakılırsa Arjantin derin devleti içinde birileri adaletin önünü tıkıyordu; onlardan birisi ise, savcıya göre Bayan Cristina’ydı.

Cristina, savcının intiharından sonra soruşturmayı derinleştiriniz gibisinden, kamuoyunda şüpheyi üzerinden kaldıracak bir açıklama yaptı ancak bu açıklama, ¨Daha fazla eşeleyip külleri karıştırmayın!¨ tarzında bir gönülsüz ifadeydi; ses tonundan anlaşılmıştı. Arjantin’in Tansu Çiller’i sayılacak derecede derin devlet ilişkilerine sık sık başvuran Cristina, İran ile ilişkilerin bozulmamasına önem veriyor, bu olayların hemen ardından İran petrolü Arjantin’e maliyet fiyatından satılmaya başlıyor, İran bankaları paracıkları, çil çil altınları Arjantin’e gönderiyor, yatırımlara girişiliyordu.

O zamanlardan bu yana, arada, başka şeyler de Arjantin gündemini işgal etmektedir: 1982 yılında, İngiliz Krallığına ait Falkland adalarını işgal girişiminde 650 şehit veren Arjantin’in bu savaşta yenik çıkmasından beri kuyruk acısı, millî bir mesele olarak devam etmekteydi. O vakitlerin İngiliz Başbakanı Demir Leydi M.Thatcher‘a karşı şimdi Arjantin’in halk dilinde kısrak anlamına gelen La Yegua’sı, Cristina’sı kafa tutuyor, bu adaların ülkesine ait olduğunu tekrar ve tekrar iddia ediyordu.

Sovyet Başkanı Kruşcev’in 1960’da Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada kendisini dinlemeyenlere ikaz olsun diye ayakkabısını kürsüye tak tak diye vurmasını andırır biçimde, yüksek topuklu ayakkabılarıyla BM binasında arz-ı endâm ediyor, göz kamaştırıyordu.

Cristina dikkat çeken hatta biraz abartılı bir makyajla dolaşıyor, fiyat etiketi mühim görülmeyen giysiler donanıp, albeni ve seksüaliteyi kullanıp 72 buçuk milleti ağzı açık kendisine dinletebiliyordu.

La Presidenta Cristina, maço bir toplum sayılan futbolcu Arjantin halkının göz bebeğiydi; geçen yıl en çok satılan tişört, üzerinde ¨Todos Somos Yeguas¨ yazılı çıkartması olan Cristina tişörtleriydi: Hepimiz Kısrağız…

Böylesine sevildiğini bilmek bir diktatör heveslisi için yeterlidir.

Kısrak Cristina, diktatörden ziyade Ceaserist-Sezarcı’dır, demokratik seçimle işbaşına gelen despottur; muhalifleri böyle söylemektedir.

Cristina’nın üniversite yıllarında aşırı solla olan bağlantısı eski bir hatıra gibi anı defterinde yer almakta, şimdi La Presidenta bir oligark gibi davranmayı, ona sorulmadan tek bir kuşun uçamayacağı bir ülkenin nabzını elinden bırakmamayı hedeflemektedir.

61 yaşındaki Cristina, önümüzdeki seçimlerde, anayasa gereği tekrar başkan adayı olamayacak, fakat Rusya’da Putin‘in Medyedev‘le al takke ver külah ettiği biçimde, gelecek 4 yıl için 37 yaşındaki oğlu Maximo‘yu kukla başkan yapacak, ardından 2019 yılındaki seçimde tekrar iki dönem daha başkan olacaktır; senaryo böyledir.

Bu Bizans entrikaları, Roma İmparatorluğu aksatalarını gayet iyi kullanan Cristina, cesaretini halkın kendisine olan sevgisinden alıyor; başka türlüsü olamaz.
Kestane rengi saçları bir tek gün bakımsız olarak halk önüne çıkmamıştır; bir tek saniye dahi makyajı eksik değildir; Kleopatra tarzı kömür karası göz farıyla, en kalitelisinden dudak ruju, ojesi, özel kıyafetleriyle güne başlarken birkaç saatini banyo bakımına ayırır. Konuşmaları asla erkeksi değil, tersine kadınsıdır. Dayılanmaz, diklenmez, Kasımpaşalı eli maşalı değil ancak konuşurken ısırır gibi konuşur.

Bütün bunlar, ülkenin genç yaşta hayata veda eden eski popülist lideri Eva Peron‘un hasretindeki Arjantin ulusunun nostalji ocağını tutuşturmak için yeterlidir.
Yıllardır asla tatil yapmayan, bir önceki Devlet Başkanı olan kocasının 2010’daki vefatından beri adı sansasyonel hiçbir şeye karışmamış bulunan, erkek sinek dahi çevresinde uçmayan, solcu geçmişine karşın Arjantin kökenli Papa’yla sıkı dostluk kurup Katoliklerin gözüne giren, askerle polisle arası iyi, ülkenin tüm burjuvazisini memnun eden, bu arada orta sınıfın rahatını artıran politikalarıyla Kısrak Cristina Güney Latin Amerika’nın unutulmayacak lideri sıfatını çoktan kazanmıştır.

Çince’ye çevrilmiş, fakat İngilizce dahil Batı dillerine henüz tercüme edilmemiş bulunan, yazar Sandro Russo’nun kaleminden çıkma biyografik kitapta anlatıldığı gibi, Cristina’nın hayatı apayrıdır, ¨Herkesten farklı bir dünyada yaşamaktadır, âdeta paralel bir dünyadır bu; hiç kimsenin ona kötü bir haber veremeyeceği, buna cesaret dahi gösteremeyeceği, her şeyin olumlandığı, güzel ve iyi gösterilmiş, dekoru güzel bir dünyada tek başına yönetmeyi sever.¨

Romalı yazar Plutarch’ın Paralel Hayatlar eserinde gördüğümüz tarihî-siyasi kişiliklerin tamamını La Presidenta Cristina taklitle üstlenmiştir. Hukuk eğitiminden sonra, senatör olarak yıllardır görev yaptığı Arjantin Kongresinde yüzde 57 oranındaki ¨demokratik çoğunluğu¨ tek başına bir oligark gibi elde edip keyfini çıkartmaktadır.

Başkanı olduğu hükümeti asla bir araya getirip kabine toplantısı yapmamış bulunan, her bir bakanıyla özel görüşen, hasılı tek başına idareyi seven Cristina’nın keyfine keder şeyler arasında parfümler gelir; en sevdiği parfüm en pahalısından Chanel’dir; aşağısı kurtarmaz…

Şıklığı, bakımı, ultra-kadınsı hâlleriyle sahneye çıkan bir siyaset diva’sıdır…

Cristina’nın güce tapınan, iktidarı seven kişiliği Arjantin demokrasisi için uzun vâdede sorun olacaktır; bugün Arjantin Peso’sunda, para birimindeki canlanmaya, kalkınma yüzdelerinin pozitif görünmesine rağmen kapitalist kriz, Çin ve İran desteğiyle devamlı ötelenmektedir…

Basını tümüyle kontrol altında tutan Cristina, sadece kendisine 1500 odalı saray yaptırmamış, bu konuda dikkatli davranmıştır; zira o bir halk kadını, İspanyolcasıyla söylersek KISRAK, La Yeguas’tır.

Arjantin’i dünyada özel yapan, tıpkı Yeni Zelanda’nın bulunduğu gibi, en tenhâ, en sessiz bir coğrafyada olmasıdır.

Bu coğrafyanın Kleopatra’sı dul bayan Cristina’nın tebessümü, arada bir kahkahası Maço Arjantinliye yetmektedir.

Amerikalı yazar Clarissa Pinkola‘nın dediği gibi, zaten, ¨Gülmek -Kahkaha- kadının en vahşi cinselliğidir…¨

O kahkaha peşinde dolaşan gazeteciler bunu iyi bilir…

Bilmem ki, Faruk Eskioğlu dostumuz, Kısrak-La Yeguas’la niye ilgilendiğimi bu uzun yazıdan sonra anlamış olsun!

_____________________

msenol34@yahoo.com

PAYLAŞ
Önceki makaleParalel dans…
Sonraki makaleZamanlar kötü oldu

BİR CEVAP BIRAK

seventeen + 4 =