Çölaşan-Gökçek maç yorumu…

PAYLAŞ

Çünkü vizyonlar, birikim, ahlak anlayışları, hayatı yorumlayış tarzları zıt olan, bu yüzden de onyıllardır birbirlerini aslanların önüne atmak için arenaya çağıran Çölaşan ile Gökçek’in kronikleşmiş husumetlerinden güzel bir belgesel ortaya çıkabilirdi elbet…


Ama Çölaşan belgelere dayalı somut konuşurken, programın seviyesini kendi seviyesine çeken Başkent Büyükşehir Belediye başkanı, afaki konuşup, tahmin, sanı, söylenti, duyum, rivayet, iddia gibi mesnetsiz ve basit yöntemleri kullanmasaydı…  Ve sıkıştığı yerlerde bastırıcı mahalle ağızlarına ve boş laf kalabalıklarının demode ve klasik akepe usluplarına sığınmasaydı…


Yaşlı ! kartal asil davranıp savunmada kalırken, saldırgan ama kaçak güreşen ispenç horozundan acıtıcı pençe darbeleri aldı… Aslında ispenç horozunun stratejisi, “çamur at izi kalsın, vur kaç “ mantığı çerçevesinde planlanmış bir “ en iyi savunma hücumdur “ taktiğiydi… Çölaşan deplasmanda oynuyordu, hakemlere de karşı topa dikkatli girmek zorundaydı ve bunun farkında değildi… Hani orta hakem sadece basit faullerde tuttuğu takımı kollayıp, afişe olmama gayretindedir ama oyunun seyrini küçük hatalar yapıp değiştirir ya, işte sunucular da takiyyeyi böyle yapan yan hakemlerdi… Gökçek’in çaktırmadan yanındaydılar… Zaten kanalın karekteristiği gereği idi bu yanlılık…


Çölaşan ilk raundta Gökçek’i, Gökçek’in kendi çelişkili ve basit saldırgan  ifadelerini sergilediği kendi mektupları ile vurdu, sersemletti ama sıkı bir kontra yedi… Gökçek’in “ benden aldığın tazminatları gazetene verdin mi? “ sorusuna karşı gelen, “sen benden aldığın 250.000 Dolar tazminatı belediyeye verdin mi? “ karşı sorusuna, “ Senin tazminatlarını Aydın Doğan ödüyor, sen de o zaman, aldıklarını oraya vermelisin ama benim tazminatlarımı belediye ödemiyor, cebimden ödüyorum… “ yorumu Gökçek’in gece boyunca tek isabetli kroşesiydi…


Çölaşan aslında tek yumrukla knock out edebilirdi ama maçı uzatıp daha da dövmek istemiş olabilir… Çölaşan’ın çok önemli bir hatası ironilere fazla kaçıp, yazılarında kullandığı helal olsun, istifa ettim gibi mecazları fazla kullanmasının, izleyen Gökçek kitlelerince yanlış anlaşılma ihtimali zemini yaratmasıydı… Çünkü o kitlenin anlayışı kıttır, ironiden, mecazdan anlamaz, kendi istediği gibi anlar…


Çölaşan’ın kendini maliyeye ihbar edip aklanmasını, ve 9 milyon Dolar denen dış transferin, lokal iki şube arasında prosedür gereği Bank of New York kanalıyla hesabına havale edilen paranın, kendi parası olan 90.000 Doların transferi olduğunu kanıtlaması aslında bitirici darbeydi… Ama servet beyanının takibi için sunuculara yetki veren belgeyi imzalayan ucuzcu Gökçek hareketi karşısında, Çölaşan’ın aynı popülist hamaset modeliyle cevap verip, imzalaması daha iyi olabilirdi… Bunu basit ama etkili bir koz olarak kullandı Gökçek kendi kitlesine karşı… Çölaşan bu kozu ona vermemeliydi ve belden aşağı vuruşa, sıkı bir aparkütle cevap vermeliydi… Başbakan’da, Maliye Bakanı da imzalasın o zaman imzalarım da diyemedi…


Çölaşan’ın  30 yıllık gazetecilik hayatında, her iktidar ile boğuştuğunu ve en ufak bir açığı olsa Yılmaz, Çiller, Demirel, Ecevit, Evren iktidarlarının onu çiğ çiğ yemiş olmaları gerektiğini söylemesi güzel bir ayak hareketiydi ama kaçak güreşen Gökçek’in amacı tribünler olunca, inancı bile her kapdaşı gibi utanmadan kullanırken, yediği yumrukların bile farkına varmaması da çok komikti aslında… Hele Ertuğrul Özkök’ün tanrı yazarlar yazısını Çölaşan’a bağlaması, hele hele Çölaşan’ın hiçbir isim vermeden “ soyguncuya, hırsıza oy atmayın”  yazısına karşı 13.000 belediye başkanı tepki vermezken, Gökçek’in gocunup, Çölaşan’a bunla ilgili dahi dava açmış olması gecenin en çarpıcı komedi golü olarak hafızalarda kalacak…  Hani şu kaleden kaleye degajla gelip, alttan yumurtlanan komik goller gibi…


Emin Şirin’in, Çölaşan’ın bir yazısını ihbar kabul edip, dava açmasını da, danışıklı dövüş veya sus payı olarak yorumlayan Gökçek burda da iyice çuvalladı… Ama laf kalabalığından dolayi, çuvalladığının tam anlaşılmamış olması mahkemenin adil olmadığının bir belirtisiydi…


Neticede dağ fare doğurdu… Çirkeflik bile üste çıkmaya yetmedi…
Şimdi bunun tarafsız sahada rövanşı olmalı ve savunmada kaldığı için ve sinirlendiği için zayıf kaldı gibi görünen  Çölaşan kendi esas mevkiinde hücum oynamalı ki asıl çamaşırlar dökülsün ortaya…

CEVAP VER