İlahi sosyalizasyon ; Zekat

İlahi sosyalizasyon ; Zekat

0
PAYLAŞ

İslamın bu şartı, diğer şartları gibi titizlikle uygulanmakta mıdır acaba? Bu konunun tartışılması tabudur ve nedense ulemalar tarafından da pek üstünde durulmaz… Oysa İslam’ın şartı olmayan bir sürü sonradan türeme uygulama, fırtınalar koparan tartışmalarla hep gündemde kalır… Zekat da böyle savunulsa bir çok toplumsal sorun hallolabilir oysa…
Daha katmerli Müslüman sayılmak adına onlarca kez hacca veya umreye gitmiş olanların, 5 vakit namazını, 30 gün orucunu kaçırmayanların, kurban bayramlarında bol bol kan akıtan varlıklıların acaba kaç tanesi, dinimizin namazdan sonra gelen ikinci şartı olan Zekat vecibesini hakkıyla yerine getirmekte, yani servetinin kırkta birini fakirlere zekat olarak vermektedir? Siz hiç, 1 milyon liralık villada oturan bir adamın, çıkarıp bir garibe, karşılıksız 25bin TL verdiğini gördünüz mü? Kayıtsız ekonominin, ya da vurgunla elde edilen zenginliklerin zekatı var mıdır?
Din büyüklerimizin bu konuda istatistiki bir araştırması var mı acaba? Bu iyiliği yapmayanların, bir de sanki yapmış havalarda, “İslam’da yapılan iyilik gizlidir” kuytusuna sinmeleri ise belki de Allah katında, zekat vermemekten birkaç misli daha günah sayılır en yumuşak tabiriyle, bilemeyiz… Kaç kişi hakkıyla zekat verir, bilinmez, sorsan, çoğunun cevabı hazırdır, “ vergi veriyoruz ya işte!” derler… Tabii ki tek tük istisnai, ununu elemiş, köklü hayırseverler vardır bunun da hakkını veren… Bizim önerimiz, bunun global sistematiğinin kurulabilmiş olması ve dinimizin sosyal adaletçi yönünün Dünya’ya örnek ve ibret teşkil edebilmesi dileği… Müslümanlık bunca yıpranmışken ve kullanılırken, dinimizin güzel ve evrensel yönlerinin, bir hüzme ışık vurması iyi olmaz mıydı zifire?
Zekat için niçin “ Dinin köprüsü “ denir acaba? Bugün araları maddi anlamda uçurum gibi açılmış olan ve bu nedenle nice sürtüşmelere, kinlere, savaşlara teşne toplum katmanlarında, birleştirici, paylaşıcı, sınıf farklılıklarını iyi niyetle bir nebze giderici bir sistem olduğu için ve en önemlisi hınç, kıskançlık, hasetlik, ihtiras, bencillik gibi dünyevi güdüleri törpüleyen ve insanlığa müşfik ve manevi bir kanat takan, sevgi, şefkat ve vicdan paydasında beşeriyeti birleştirici olduğu için… Ki kutuplaştırılmış Dünya’mızda bu değil midir zamanın ihtiyacı? Yani kısacası dinlerin unutulmuş olan, ya da es geçilen, esas gönderilme sebebine fiilen hizmet edebilecek bir sistem olduğu için köprüdür zekat… Ve bir geçittir madde alemi ile manevi alem arasında…
Çok basit bir hesapla, bu zekat sistemi hakkıyla işleseydi, ilahi adaletin yansıması olarak dünyada çok doğal bir sosyal adalet oluşur ve insanlığı bugünlere sürükleyen hırs, paylaşamama ve hınç duyma sendromları minimize olurdu ya da hiç yaşanmazdı… Sevgi ve saygı daha verimli topraklarda yeşerebilirdi ve yerleşebilirdi gezegene, regülatör olarak… Dinimiz saygın bir konumda örnek alınabilirdi… Zengin olan, paylaşıcı bir kimlik sergileyip itibar görürdü, haset duyulmak, kin beslenmek yerine… Açgözlüler de açlarla paylaşırlardı belki o zaman sofralarını… Zekat sistemi işleseydi, daha güzel olurdu Dünya…
Bu ülkede toplam serveti öğrenin, bunun kırkta birini bulun ve açlık sınırı altındaki nüfusa bölün… Eminim asgari ücretin yıllık toplamından fazla ekstra bir pay düşecektir ihtiyaç sahiplerine… İşte dinin önerdiği çözüm… Mutlak refah sağlamasa da, optimal bir sosyal adaletin ilahi sunumu… En azından iyi niyetle bir el uzatma, ekonomik şartlardan ezilen insanları düşünen bir din güzelliği… “ Komşun aç iken, sen tok olma!” der İslam, peki kaç aç insan var ülkemizde, kaç kişi açlıktan ölmekte? Bu konuda ulemalar! araştırma yaparlar mı? Yapılan çalışmalar neden kamu önüne çıkarılmaz?
Hatta zekat sistematiğinde global bir organizasyon yapılabilir, saygın Dünya örgütlerimiz tarafından bir fon oluşturulabilir, açlıktan ölen ülkelere el uzatılabilir… İslamın yapıcı yönü somut olarak ön plana çıkar ve dinimiz saygın boyutta daha da evrenselleştirilebilir… Sonra alır o parayı, önce açlara, sokaklarda yatanlara, sonra aç emeklilere, işsizlere, geçinemeyenlere eşit şekilde dağıtırsın belli bir disiplin ve sıkı bir denetim altında. Kendine Müslüman Arap ülkelerini, emirlikleri, sultanlıkları da böyle motive edersin, belki! Müslüm big brother sıfatınla! Aç ülkeler dibe vurmaz, halkları açlıktan kavrulmazlar o zaman… O zaman Müslümanlar, zekat fonuyla, din kardeşlerinin yanısıra belki tüm muhtaç insanlığı da dinleri gereği kurtarmış olurlardı… Bu da kapak olurdu İslamı sadece terör ile özdeşleştirenlere… Hınç ölür, sevgi yeşerirdi…
Ama din gereği para saçmaktansa, din sayesinde para kazanmak daha kolay ve çağa daha uygun, bu sığ beşer için… Herkesi kandırabilirsiniz ama Allah’ı kandıramazsınız… Demek ki din, nalıncı keseri gibi yorumlanıp, yansıtılıyor olmalı ki, din gereği cepten para çıkmaya sıra gelince, dinin ilkeleri görmezden gelinebiliyor veya ıskalanabiliyor…
Gelir dağılımındaki bunca adaletsizliğe karşı bile, çağlar sonrası için dahi, gereken sosyal ve adil sistemi, yaradılan için böyle tasarlayan Yaradan’ın hikmetine bakın? Din uzmanlarımız acaba niçin bu konuyu Dünya’ya hiç vurgulamazlar? Hacca 5 kere giderek kendine ahrette ayrıcalıklı yer garanti ettiğini sanan kesesi geniş, ufku dar zihniyetler acaba kaç aç insanı doyurabilirlerdi o 4 seferinde yaptıkları lüks harcamalarla? Ve İslam dininin itibarını zedeleyen fundementalistlere akan paralar ile ya da etki-tepki ile çalışan, karşıdan fırlatılan güdümlü füzelerin maliyetiyle kaç ülkenin insanı kurtarılırdı… Kestiği kurbanlarla sırf açları doyursa dahi, bu, ne zekatın yerine geçer, ne de o kadar asil ve çaplıdır…
Güzelim Müslüman dini, hem Dünya’daki hakettiği saygın imajını, haketmediği biçimde kaybetmiş durumda, hem de terör ile beraber anılmak gibi bir duruma getirilmiş durumda bağnaz işbirlikçiler, çıkarcılar, yandan dümenciler tarafından… Bu yerleşik ön yargıları küresel çapta temizlemek de gerçek Müslümanlara düşüyor… Bunun yolu da, dini körükörüne savunmak, din için cihat açmak değil, dinin çağa ışık tutabilecek ilkelerini duyurabilmek ve uygulayarak yüce saygınlığını ön plana çıkarabilmek…
Çünkü diğer dinlerin bağnaz temsilcilerinin ve süregelen haçlı seferlerinin ekmeğine tereyağ süren o çarpıtılmış imaj, bu saydığımız zaafiyetlerle dayanak bulmakta ve bu yüzden, orjinalinde en akılcı din olan Müslümanlığa büyük haksızlık olmakta. Batılının ön yargılı, kısır ve sınırlardaki paranoyak dürtülerinin yerine, insanlığı dikmeliyiz, Dünya ve insani değerler adına… Küresel sorumluluklar yüklenmiş şekilde…
Hep savunmada kalınan boş tartışmalar yerine, üretken katılım ve saygın boyut Dünya çapında böyle oluşturulur o zaman… ki bu, belki bakarsınız, haçlı ve siyonist kafaları utandırıp, Dünya barışına başlı başına bir hizmet sağlar… Ve tüm göksel dinlerin ayırıcı değil, birleştirici yönü kavranarak, bir barış zemini oluşur, Dünya’nın kutuplarının lehine…

BİR CEVAP BIRAK