LATİN AMERİKA’DAN… Çavez’in işleri…

28 Mayıs’da Venezuela hükümeti ülkenin en popülar televizyon kanalı olan RCTV( Karakas Radyo ve Televizyonunu) resmi olarak kapattı. Kapanmasından iki gün önce, kanalın kapatılmasıyla ilgili olarak  yeni açılacak devlete bağlı bir televizyon kanalı için bir yer değişimi yapıldığı açıklaması yapıldı.

Çavez karşıtları RCTV’nin kapatılmasını demokasiye gölge olarak değerlendirirken RCTV’nin Genel Müdürü Marcel Granier; “ Bu uygulama özgür düşünceden, eleştiriden, fikir ve görüşlerden korkan Çavez hükümetinin ne kadar otoriter ve baskıcı olduğunun bir göstergesi” diyor. 

Tamamen halka malolmuş, hayatlarının bir parçası ve kültürlerinin bir yansıması olan ve ülkenin en çok izlenen televizyon kanalının kapatılması ne yazık ki bu sefer Çavez’in diğer kamulaştırma reformları kadar alkış toplayamadığı gibi, bir de ülkeyi iki politik kutuba ayırdı. Hem Çavez sempatizanlarını, hem de karşıtlarını günlerce sokağa döken protesto eylemleri,  Çavez’in işlerinin yeni baştan sorgulanmasını gündeme getirdi. Yalnız yurt içinde değil, yurt dışından da büyük tepkiler gelmesine sebep oldu. Amerikan Senatosu,  Birleşmiş Milletler Meclisi ve bir çok insan hakları organizasyonları çok sert eleştirilerde bulunmasına rağmen, Çavez taraftarları televizyon kanalının gazetecilik etiğine uymayan programlar yaptığı gerekçesiyle Çavez’i savunmaya devam ediyorlar.

2002 darbesinde Çavez darbe liderlerine karşı yürütülen protestoların başını çekerken, binlerce darbe karşıtı  Venezuelalı sokaklarda gösteri yaparlarken, RCTV kanalı, darbe karşıtlarını desteklemek veya gösterileri program akışına koymak yerine bol bol film ve çizgi film göstermişti,  yani RCTV taa o zamandan Çavez’in listesindeydi ve sonunda hiçbir uyarı yapmadan veya bir sansür kontratı istemeden, kanalın lisansının yenilenmeyeceği açıklandı.

Kanalın kapatılmasını, Çavez taraftarları Caracas’ın ana caddelerinde bira içip, dansederek kutladılar, hatta, başta Globovision  olmak üzere, geriye kalan bir kaç  muhalif tv kanalının kapatılmasını destekleyeceklerini bile söylediler.

Dataanalisis’in politika eleştirmenlerinden Luis Vicente Leon, “ Çavez yurtdışındaki imajina gerçekten gölge düşürdü. Üstelik kendi insanlarını da çok üzdü.  Ancak bu çıkışı yapmalıydı, çünkü kendisini eleştiren ve bu eleştiriyi kendi fakir halkına yansıtan bu etkin medya düşmanını yok etmek zorundaydı.” diyor.

53 yıldır yayınını sürdüren RCTV ülkenin Amazon ormanlarından, güney Amerika ülkelerine, Ant dağlarından, Karaib sahil şeridine kadar kapsama alanı olan önemli ve tek  televizyon kanalıydı.

 Kanalın kapatılmasına karşı yürütülen eylemlere karşı Çavez hükümeti, kırmızı alarma geçti, çünkü Çavez hükümetine karşı ilk kez bu kadar kapsamlı ve sürekli eylemler yapıldı ve yapılıyor.

Pollster Data’nın yaptığı anketlere göre halkın %70’i kanalın kapatılmasından ötürü çok kızgın ama içlerinde çoğunluğu oluşturan bir grup ise kendini ifade etme hakkının engellenmesinden çok, sevdikleri pembe dizileri artık seyredemeyecekleri için üzünülü olduklarını söylüyorlar.

İspanya’nın günlük gazetelerinden Vanguardia, Çavez’in daha önce gerçekleştirdiği telefon şirketi CANTV’nin kamulaştırılması ile başlayan ve Mayıs sonunda  RCTV’nin kapatılmasıyla gelişen bilgi alma özgürlüğünün kısıtlanmasını, genel olarak Venezuela’nın ‘Kübalılaşma süreci’ne girdiğinin göstergesi olarak yorumluyor. Zaten bildiğimiz gibi Küba’da da her tür enformasyon, devlet sansürü olmadan ülkeye giremiyor. İnternet bağlantısı yalnızca üst düzey resmi görevlilere veriliyor. Gerçekten de aynı Küba gibi, Venezuela’da da  CANTV’nin kamulaştırılmasıyla, internet bağlantıları da kaçınılmaz olarak Çavez’in kontrolüne girdi bile.
Türkiye’de özellikle o eski ağır solcu kesim Çavez’e toz kondurmak istemeyecek ama bir de madalyonun bir başka yüzü var. Özellikle Latin Amerika’da, siyasi demokrasi, ekonomik ve sosyal demokrasiyle beslenirse, köklenebilecek. ve bu üçü eğer  mikro seviyede fiile dökülürse, sağlam bir ekonomik gelişme sağlayıp, yoksulluğu ve eşitsizliği azaltabilecek. Latin Amerika ‘da sokakların gürültüsü, karınların gurultusuna karışırken, sağlık iş ve eğitim sorunları yaşanırken, çoğu ülkede günlük kazanç 1 doların üzerine çıkmazken, çözümü demokrasiyi, ifade özgürlüğünü tıkamakta aramak, konu Çavez bile olsa yanlış. Zaten bu yüzden son bir haftada  Çavez, protestocu öğrencilerle, Brezilya senatosuyla, Lula ile, Condolezza Rice ile, OEA( Amerika devletleri Organizasyonu) ile, insan hakları organizasyonlarıyla, Meksika Meclisi ile, Mercosur ile, İspanya hükümeti ile kavga etti.

Tarih politik başarı elde etmek icin küçük bir reçete veriyor. Üç ana özellik ; liderlik, birlik ve doğru mesaj. Eğer biri eksik kalırsa işte böyle insanlar sokaklara dökülüyor.

Hele ki Latin Amerika’da acil çözüm bekleyen konular, ancak demokratik kurumlar, insan haklarına saygı, özgür ifade ve basına saygı göstermekle çözülecek. Latin Amerika halkları, son yüzyılı sesini duyurmaya çalışmakla geçirdi. Verdiği bütün kavga susma değil, konuşabilme hakkı içindi. Populist otoritenin istediği  sessiz vatandaşlar, Latin Amerika’nın karakterine uymaz. Uymadığını her firsatta tarih gösterdi ve şimdi, maalesef Çavez insanlarından doğalarına uymayan bir şeyi istiyor. Çavez’in ‘21.yüzyıl Sosyalizmi’  idealini yargılamak en azından benim haddime değil ama bir tek Venezuela’nin değil, Latin Amerika’nın, konuşan veya görüş bildiren kurum ve kişileri susturmaktan çok,   fakirlik,  eşitsizlik, iş ve eğim hakkı  gibi acil çözüm bekleyen sorunlarında yoğunlaşması gerekiyor.

Özgürlük olmadan ekmek, demokrasi olmadan devlet olmaz diye zamanında boşuna söylenmedi.
 
 
 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.