Lazlar Açısından Bir Değerlendirme

XELK’EPEŞİ DEMOKRATİĞİ KONGERE
OK’OVİK’ATERT !!!

HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ

-Lazlar Açısından Bir Değerlendirme-

KONGRE HAREKETİNİN ÖNEMİ:

Öncelikle KONGRE HAREKETİNE çağrıcı olan, Emek Barış Özgürlük Bloğu Milletvekillerine minnetimi belirtmek isterim. 15-16 Ekim 2011 de Ankara’da ‘Birleşiyoruz-Ok’ovik’atert’ Sloganı ile oluşan Bu rengarenk Tabloya vesile olmuşlardır. Bu tablo, bizim de Halk olarak, Laz Kimliği ile kendimizi ifade edebileceğimiz bir zemin oluşturdu.

Sermaye Sistemi, ve onun temsicisi Devletin Sözcüleri, Kürt Özgürleşme Hareketine, siyasi olarak her yüklenişte, ‘Siz Demokratik Haklar isterseniz,
sonra Lazlar daha sonar Çerkezler ve diğerleri gelir’ diyerek kendince bir
gerekçe bulmak istedi devamlı.

Diğer yanda da hiç istemeyerek olsa da, Halklar açısından bir ortakça soruna ciddi bir meramına parmak basmış oldu:Bu coğrafyada yaşayan, biz temsilcileri olduğunuz değişik Halkların ortak meselesine. Yani Kültürel Kimlik Meselesi . Son tahlilde Resmi Tarihin, Cumhuriyet Tarihi boyunca inkar ettiği bir Halklar Meselesi vardır. Bu gün Kürt Meselesi öne çıksa da, bu böyledir.

Kendi deneyim alanlarından bilirsiniz. Her Halk Asimilasyon ve İmha Sürecini kendine özgü Tarihi ile yaşar. Her Halkın bu, Egemen ve Şiddet Kültürüne karşı
tahamül sınırı ve ona karşı verdiği, vere bileceği direnç ve mücadele farklıdır.

Bu gün geldiği noktada Kürt Özgürleşme Hareketi ile Kürtlerdeki Kimlik bilinci, dolu dizgin koşmakta olan bir insana benzer ise. Bundan tam 30 yıl öncesine kadar, komada olan bir insanı andıran Laz Dili ve Kültürü bilinci, heniz emekliyen bir insana benzetile bilir duruma geldi…

HER HALKIN GÜNDEMİ ve MÜCADELE YÖNTEMİ Farklı:

Biz Lazların, Asimilasyon ve İnkar Sistemine karşı dirnci, yine kendimize özgü olmuştur. Laz Kültür Hareketi, 1984 de Anadil’de yazmak ile başlamış olan bu
KÜLTÜR İMECESİ, ‘Tek-Dil ve Tek-Kültürü’ Cumhuriyet Tarihi boyunca bizlere dayatan, Coğrafyanın Kültürel Toprağını yoksul kılan Kapitalist Sisteme karşı, PASİF bir Direniştir. Çalışmalarınada şiddet karşıtı olmayı ilke edinmiştir.

Oldukça İçe-dönük, birbirinden adeta bağımsız çevrelerin taşıdığı, özveri yüklü bireysel ve grupsal çalışmalar, son yıllarda kurumlaşmaya dönüştü. Bu Kültür Cephesi, diğer Halkların ve Toplumsal Mücadele alanları ile doğrudan, iletişimi olmayan, Lazlara Özgü bir deneyim, dene bilir.

Belki dikkatinizi çekmiştir: KAZIM KOYUNCU’ nun bıraktığı Dil ve Kültür Mirası, Laz Kültür Har.eketinde bir ivme olmuştur. 2005 yılında Kazım’ı Hopa’da toprağa verdiğimizde tesbit ettiğimiz,ve o gün bu gündür Kültür İmecemizde yaşanan dağınıklık ise, daha henüz aşılamadı. Yerini kalıcı bir Kollektf Harekete bırakamadı.

Laz Kültür Hareketi’nin, dağınık bir halde olsada, bu güne dek siyasi
oluşumlarda yer almasa da, KONGRE HAREKETİ sürecine kendi delegeleri ile katılmasa da, iyi bir gözlemci, dikkatli bir izleyici olduğunu düşünüyorum :

SİMA LAZ Vakfı-İzmit ve Laz Kültürü ve Dayanışma Derneği ( LKDD) Ankara
ise, KONGRE’ Hareketi’nin kapsam ve bileşenleri üzerine pek de haberdar
olmadığını bildirdi.

Laz Kültür Derneği (LKD)-İstanbul, bu oluşumun kendilerini aştığı görüşünde.

Sadece, LAZEBURA e.V. Birliği, son anda bilgi edindiği için gözlemci göndere
medi, benden kendilerine bir rapor hazırlamamı istedi. Ben aynı zamanda
bu derneğin kurucusu ve hala yönetim kurulunda görevliyim.

Laz Kimliğini ifade eden Kurumların KONGRE Sürecine yaklaşımı budur.

Lazca Eğitim için bir model proje olan LAZURİ MEKTEBİ ise,
iki kadın delege ile Kongreye katılır.

KARA DENİZ ve LAZONA Gündemi:

Ben Kongrede LAZ DELEGE olarak bulunma şansına sahip kadınlardan biriyim. Laz Dili ve Kültürü Mücadelesinde önemli bir ihtiyaca parmak basan, LAZURİ MEKTEBİ-Laz Mektebi ‘nin bir delegesi olarak bizler, bu önemli toplumsal dönemeçte söz söyleme olanağı bulduk.

Görevimizi, ülke genelinden gelen delegelere, LAZ Halkının ve dolayısı ile diğer yöre halklarının gündemine oturan konulara değinmek, kendi Kültürel Mücadelemizden deneyimleri paylaşmak olarak belirledik.

Bizler, Kongre oluşumda her ne kadar, Laz Halkının bir sesi olarak bulunuyor isek de, Laz Halkı’nın Komşu Halkları ve Kültürlerinin de benzer sorunlar ile karşı karşıya bulunduğundan birz da onların gündemini size aktarmak durumundayız.
Hemşinli’lerin, Pontuslu’ların, Gürcülerin örneğin.

Özellikle Egemen Kültürün baskısı altında, kendini ifade edemeyen, hala Laz Kimliği şemsiyesi altında duran, Pontus ve Hemşin Kültürlerine özenle dikkat çekiyorum. Biz Doğu Karadenizin Kıyısında yaşayan Halklar, halkımızın bir deyimi ile ‘Aynı tavanın balığıyız’

Gündemimizi belirleyen mücadele alanları şöyle:

1- DERELERİN Uluslararası Sermayeye Satılması:

Bu gün LAZONA dediğimiz, Laz Yöresinde, en can acılı sorun. HES’ler olarak bilinen Hidro Elektrik Santralleri’nin nerde ise her deremizi her su kaynağımızı gasbetmektedir.

Buna karşı, başta Laz halkı olmak üzere, tüm Karadeniz Kültür çevrelerinin, yükselen bir mücadelesi vardır. İnsanımız, nerde ise baltasını alıp HES Şantiyelerinin başında beklemektedir. Kadınlarımız, mücadelenin en ön safında yer alarak Halkın Direncinin Odağı olmuşlardır.

2- Mono-Kültür olarak, ÇAY Üretimi, Toprağın Yoksullaşması:

1950 lerde yörede tek ürüne dayanan bir tarıma ÇAY tarımına geçilmiştir.
Bu kimyasal gübre ile toprağı yoksullaştıran yöre ürünü, görece bir refah getirsede, emeğin sömürürsünün yoğun olduğu bir alandır.

Yöremizdeki EMEK Mücadelesi ne yazıkki, Su kaynaklarının Gasbı ile gündeme gelen ÇEVERE Mücadelesi gibi bir seviyede değildir.

3- DİL ve Kültür Erozyonu:

Anadilimizin ve Diğer Yöre Dilleri, başta Pontusça, Hemşince, Gürcüce’nin TC. Anayasa’sıda YOK Sayılması, Cumhuriyet Tarihi boyunca, Hiçbir gelişme imkanı bulamamaları, bizi yoksul kılan bir diğer alandır. Karadeniz Türkçesi olarak ifade edilen bölge şivesinde bile yerel dillerin fonetiği mevcut.

Bizler bu alanda verilen her uğraşı, çabayı, mücadeleyi, LAZ KÜLTÜR HAREKETİ olarak ifade ediyoruz Sizlerinde, benim gibi yüreğine gömdüğü, Sevgili KAZIM KOYUNCU o’nun biraktığı Dil ve Kültür Mirası Hareketimizin ülke genelinde farkedilme noktasıdır. Ve vardığımız seviyeyi gösterir.

Laz Kültür Hareketi, kendini Asimilasyon ve inkar sistemine karşı bir pasif direniş olarak kavradı, ve siyasallaşmayı hiç hedeflemedi. Bunun koşulları, bu güne kadar yoktu. Bu güne dek, Ülke Solunun ve Kürt Özgürleşme Hareketinin kendi merkezine odaklı yapısı gereği mümkün olmadı.

Laz Kültür Hareketi, Anadil’de yazmak ile başlayan, kendini bir KÜLTÜR İMECESİ olarak kavrayan, bir Kültür Cephesidir. Oldukça içe-dönük, heniz diğer Kültür Çeverleri ile iletişim halinde olmayan, bir mücadele alanı.

Buna rağmen, Anadil Mücadelesinde vardığımız yer azımsanmayacak düzeydedir.; Anadilimiz LAZURİ-LAZCA’nin ve Coğrafyamızın tüm Yerel Dillerinin Anadil olarak kabul görmesi, ve Müfredata yani Okul Proğramına alınmasını talep ediyoruz.

Bu Talebimiz 2011 haziran Seçimleri önceşi Almanya’daki Derneğimiz LAZEBURA Birliği tarafından hazırlanan Bir DEKLERASYON olarak, tüm Lazca Konuşan Kentlerin Belediye Başkanlarına ve tüm önemli Parti İl Başkanlıklarına ve tabii ki Başbakanlığa ve Basına gönderildi.

Bu gün Kongre Sürecinde, LAZ DELEGE olarak, Laz mektebi’nin bir muelimi, eğitmeni mesleki kimliği ile bulunuyorum. İlk kez basının ve Muhalif Kamuoyu’nun önünde, Lazca olarak, ‘3’oxlenuri Lazistani’ (Bir zamanların Lazistanı) ifadesini kullandım.

Kültür Hareketimiz boyunca, üzerimizde ki Egemen Kültürün baskısından dolayı, LAZİSTAN Kavramına bir oto-sansür uyguladık. Gerçekten de Lazistan hatta orijinali ile Lazistan Sancağı tarihte kalan bir kavramdır. Osmanlı’nın bir idare birimi olduğunu, sadece Lazların bulunduğu yeri değil Trabzon- Batum’ arası, Batumu da içine alan bir İdari birimi olduğunu, Resmi Tarihi değil, Halkların Gerçek Tarihinden haberdar herkes bilir.

Bizler artık tarihi bir kavram olarak kalsa da özgürce LAZİSTAN Kavramını ifade edecek duruma geldik. Halkların Demokratik Kongrasi (HDK)’nin ilk günü bana bunu gösterdi.

Kaldı ki, TC. Tarihin’de, 1. Meclis olarak bilinen Meclis de, Lazistan Milletvekili sıfatı ile bir Politikacı vardı. Ziya Hurşit. Kendisi Hemşin Kültürü’nden gelsede, tüm idare birimi LAZİSTAN Sancağı’nı temsil etmişti başkent Ankarada. Bu yöre politikacısı’nın akibeti ise bu yazının konusu değil.

Biz bugün, Laz aktivistler olarak, LAZONA Kavramını kullanıyoruz, ve bu kavramı Kültür Hareketinizin sürecine yerleştirdik. LAZONA, Lazca da Laz Yurdu, toprağı anlamında dır. Bu gün Anadili Lazca olan Halkımızın bir arada yaşadığı Atina/Pazar-Melyati le Xopa/Hopa-Sarpi arasındaki kıyı şeridini ifade eder.

Lazca da Ülke, Devlet, gibi siyasi kavramlar yoktur. Uluslaşmamış bir halkın böyle kavramlara ihtiyacı, ulusal bayrak gibi sembollere ihtiyacı yoktur.

Bu anlamda, ulusal devleti olmayan bir Halk olarak, biz Lazlar bir yerde çok şanslıyız.

Bazan bize, siz demi ayrıllıkçı olacaksınız diye sorsalarda, bizler Halkımzın bize taşıdığı Halk kültürünün doğal sembolleri ile yetinip, Karadenizinb Koynunda sınırların olmadığı bir dünya düşü ile kendimizle barışık yaşıyoruz.

Bu sembollerden biri başımızda bant olarak taşıdığımız Laz Kadının geleneksel yazması/ mandili, bir diğeri Laz insanının hırçınlığını ifade eden atmaca.

Ne mutlu bize ki, Halkımız, soyut ulusalcı sembollere hiç ihtiyaç duymadı.

KONGRE HAREKETİ ve biz LAZLAR:

Kongre, Delegelerini yerelden merkeze dogru demokratik secimler ile belirlemedi. Dolayısı ile Laz halkının seçtiği bir delege olma şansım yoktu. Benim Laz Mektebi delegesi olarak Kongre Genel Meclisinde bulunuyor olmam, daha çok siyasi duruşumdan dolayıdır. Yani politik tercihi Sosyalizm olan Bir LAZ KADINI olarak, bu süreçte yer alıyorum.

Buna rağmen size, LAZ KÜLTÜR HAREKETİ üzerine iletmek istediğim bazı bilgiler daha var:

Asimilasyon sürecine Laz Halkının bu güne dek gösterdiği DİRENÇ te en önemli Kurumlardan bir olan LAZEBURA Birliği ‘nin (Almanya)
geldiği nokta nedir?:

a) Anadil Mücadelesinde:
Lazca’nın ve aynı zamanda Coğrafyamızın tüm yerel dillerinin Anadil olarak Anayasal güvence altına alınıp, kabul görmesini, Müfredata, yani Okul Eğitim Programına alınmasını talep ediyoruz.

b) Araştırma Özgürlüğü:
Bunun da ötesinde, Universitelerde Yerel diller ile ilgili Kürsülerin oluşması ve Anadolu’nun tüm Yerel Dillerinin Araştırılması, Enstitülerin kurulması ve geliştirilmesini talep ediyoruz.

c) Yer Adlarının İadesi:
Ayrıca, Halkların Tarihin de araştırma yapmak için hayati öneme sahip Anadilde ki YER ADLARI nın geri iade edilmesini talep ediyoruz.

d) Vatandaşlık ve Kültürel Kimlik :
Üstelik, Anayasa da Vatandaşlık Statüsü ile Kültürel Ayidiyetin birbirine karıştırıl madan ele alınmasını talep ediyoruz.

Şimdiye kadar, vardığımız SONUÇ ve TALEPLERİ ifade eden iki adım atıldı:

I- Demokratik Hak olarak ANADİL ve LAZCA nın Geleceği başlıklı
Laz Aydınları DİLEKÇESİ – Onbir imzalı

2009 Şubat, Dünya Anadilgününde. Başbakanlığa ve Basına gönderildi.

-Geniş bir şekilde LAZLAR NE İSTİYOR başlığı ile basında yer aldı.
www.acikgazete.com dan bakmanız mümkün..

-Başbakanlık, ‘Bu hassas noktaya kafa yorduğunuz için teşekkür ederz.’ diplomatik yanıtı yazılı olarak gönderir.Bir yerde geçiştirdi.

-İç İşleri Bakanlığı, konuya dair Usul hakkında yazılı bilgi veriri : Buna göre,
‘Yer Adlarının değişmesi için, her yerleşim biriminin Muhtar, Köy İhtiyar Meclisi, Belde ve Belediye Başkanı ve Belediye Meclis lerinin teker teker DİLELÇE vermesi gerekir.

II- 2011, 12 Haziran, Millet Meclisi Seçinleri öncesinde.

LAZEBURA (e.V) Birliği (Almanya), Lazların Talepleri üzerine bir DEKLERASYON yayınlar.

Yerel Belediyelere,
Bazı, Parti İlçe Teşkilatları
Basına Kamuoyuna. Gönderilir.

Bu Deklerasyonun yayınlanması sonrası, bizlere
HİÇ bir Yanıt Ya da yorum ulaşmadı.

KONGRE HAREKETİ bize ne katar?

a) Laz Kültür Hareket, Ayrıntı ile uğraşmayı bırakıp, iletişimin
kurulmasına, kollektif bir çalışmaya evrilebilir.

b) LAZONA ve Karadeniz Gündemi ndeki değişik Mücadele Alanlarını
ortaklaşa kılabilir.

c) Diğer Halkların Mücadelesinden, düzgün dersler çıkararak çoğalmaya
vesile olur.

e) Kendimize özgün Deneyimleri paylaşma imkanı sunar.

SONUÇ OLARAK,

Ben kişi olarak, bulunduğum platform ve derneklerdeki çalışma arkadaşlarım ve yazılarımı takip eden tüm çevrelerden okuyucularım için bu Değerlendirmeyi kaleme alma ihtiyacı duydum.

Bu değerlendirme aynı zamanda, üyesi olduğum HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ, Genel Meclisi 1. Toplantısında ifade edemediğim detayları da içermektedir. Böylece, Genel Meclis üyelerine de ulaştırmak istediğim bir yazı oldu.

KONGRE Sürecinde yer almamdan dolayı, özellikle Anadili Arapça olan, Dersim Kültüründen gelen, Alevi ve Yezidi inanç çevrelerinden gelen Kürt Halkının Özgürleşme Mücedelesinde değişik alanlarda uğraş veren ve değerli düşünce yoldaşlarım bir çok Kongre delegesi yanıma gelip Laz Kimliği ile bu süreçte yer almamdan dolayı sevincini belirtti.

‘Size ihtiyacımız var’ derken bir delege, bana bu süreçte Laz Halkının Aktivistlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiş oldu.

Evet , ülke bir toplumsal dönemeçte, Laz halkı bu hassas dönemde, çorbada tuzu olacakların arasında olmalı kesinlikle. Bu, samimi bulduğum tüm Laz Dili ve Kültürü aktivistlerine burdan bir çağrıdır.

Bir zamanlar Karadeniz denilince FATSA akla gelirdi. Oysa Fatsa’dan önce HOPA vardı. Türkiye İşçi Sinıfına verilen Selam Hopa’dan yükselmişti! .Şim di de HOPA,
Tüm Karadenizin simgesi oldu: Sistem Hopa’da bir göz daği vermek istedi adeta.
‘Hepimiz Hopalı’yız, Hepimiz Eşkıya’ diyorsa bir yöre, toplumsal mücadele yükselmiştir.

İşte Halkların Demokratik Kongresinde, Genel Meclis de Laz Kimliği ile yer almamda tüm bunların etkisi var.

Yazıya burada nokta koyarken, düşünce ve önerilerinizi, yapıcı eleştirilerinizi beklediğimin alyını çiziyorum.

____________________

Selma KOÇİVA

27 Ekim 2011 – Kadıköy
Halkların Demokratik Kongresi
Genel Meclis Üyesi
LAZURİ MEKTEBİ Delegesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here