İlenme ve ikrah etmek

İlenme veya beddua etmek, birinin kötü bir duruma düşme dileğini gönlünden geçirmek veya bu dileği açıkça söylemek anlamına geliyor.
İkrah etmek ise, tiksinmek anlamını taşıyor.Ben gercekten, ne zaman, nerede bir ilenme duysam ikrah ediyorum. Protesto adına insana ve cevreye verilen zararlardan da, medeniyet yoksunu davranışlardan da ikrah ediyorum.
Henüz ilkokul ogrencisi iken bir şarkı duymuştum ve şaşırmıştım, çünkü ask’la bedduayı bagdastiramiyordum.”Sana benim gözümle bakan gözler kor olsun”diyordu, cok sevilen şarkıda, ben bu şarkıyı soyleyemedimdi.
Şarkılara olan askım, alnima yazilan kaderim, beni yıllar icinde, Büyük Bestekarlarla karşılaştırdı, onlarla sohbet etme şansım oldu, şarkılarını söyleme şansım oldu. Mevlana Hazretlerinin sözleriyle, teselli vermeyi seven Hocam Avni ANIL Beyefendi ile bir bestesini sohbet etme ve bir mısra için kendisinden izin alma şansım oldu. Sözlerini Sahin CANDİR’in yazdığı kurdi’li hicazkar şarkıda, “ah bu şarkıların gözü kor olsun” yerine “ah bu şarkıların canı sagolsun” diye söylüyorum. Yıllar sonra öğrendim ki, bir başka Büyük Besteci Hüsnü ÜSTÜN Hocam da, benzer sohbeti etmiş ve şarkıyı bu sözle söylemek için izin almış. Demek istiyorum ki, yalnız olmadığımı gördüğüm için mutluyum, bir Avni ANILKOLİK olarak… Şarkılar beni içmeden sarhoş ediyor…
Yine hatırlıyorum, Büyük sanatçı Erol EVGİN ile benzer bir sohbeti gerçekleştirmiştik. “Seni sevmek ibadetim” şarkısındaki “lanet olsun” sözünü başka bir sözle dile getirmesini rica etmiştim kendisinden. Bu sözü, senin sesinden bile dinleyemiyorum diye sitem etmiştim kendisine.
Protesto gösterilerinde gördüğümüz, duydugumuz, yumurta fırlatmak, ayakkabı atmak, yollardaki tasları söküp atmak, domates biber portakal gazları, boyalı sular sıkmak, vurmak, kırmak, dövmek ne çirkin, ne kadar insana yakışmayan, medeniyetle bağdaşmayan hareketler bunlar.
İnsanlık düşünmeyi gerektirir diye dusunuyorum, gercege ve güzele ulaşmak da düşünerek olur diye dusunuyorum.
İnsan sevdiğine beddua edebilir mı? Eğer beddua edebiliyorsa gercekten seviyormu? diye düşünmek ve anlamak lazım, diye dusunuyorum.
Sevenler ölümle sevilmemeli, ölü sevici olmak yerine yaşarken sevip-sevilmeyi, hayatın ve medeniyetin, saygıyla sevmenin, şükrederek sevmenin kıymetini bilmek gerekir diye dusunuyorum.
Büyük yorumcu, aktör, en yakisikli Roman dansçısı, 6 kez nikah masasina oturan buyuk romantik asik, fanatik FENERBAHCE’li Adnan SENSES Agbimizin, son nefesini,sonsuz hayat için verdigini duydum. Bütün dualarimiz O’nunla…”Baharı bekleyen kumrular gibi, sen de beni bekle, sakın unutma, bir Tanri’yi bir de beni sakın unutma” diye yürekten şarkı söyleyişini unutmak mümkün mü?
Ne care, dogum ve ölüm gercegimiz, ne beddua ne de ikrah edebiliriz.
Doguma da ölüme de çiçekler yollamamız gibi garip bir çelişki de dogumu ve ölümü alkışlamak var, bunu da düşünelim isterim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.