Liberalizme doğru 1945-85

HAZIRLAYAN: Faruk Eskioğlu

1945-50 YILLARI ARASINDA EKONOMİK YAPILANMA

2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda Şükrü Saraçoğlu’nun başbakanlığındaki 14. Türk hükümeti ve takip eden Peker ve Saka hükümetleri ABD ile siyasi ilişkileri geliştirmeye çalıştı.

Türkiye’nin ABD’ye yakınlaşması ve yabancı sermayeye açılmasında, soğuk savaş olgusu da rol oynadı. Doğan Avcıoğlu’na göre; bu dönemde ABD asıl olarak Türkiye ile ilgilenmekle beraber, Türkiye de kendi sermayesine avantajlar sağlamaya özen gösteriyordu. Sermaye ihracı aynı zamanda yerli kapitalist sınıfı geliştirmek için güçlü bir destek sayıldı. Bu nedenle ABD, dış yardımda yabancı sermayeye açılımı öne sürdü.

Dünya Bankası Barker Raporu’na göre; 1946’dan başlayarak, Türkiye’nin kalkınmasında egemen olan ABD görüşleri arasında devletçiliğin bırakılması, özel teşebbüsün ve yabancı sermayenin teşvik edilmesi, devletin sanayiden çok bayındırlık işlerine yardım etmesi yer aldı.

1950-60 YILLARI ARASINDA EKONOMİK YAPILANMA

1946 sonrasında çok partili yaşama geçişle birlikte parlamento, özel sektörün geliştirilmesi ve yabancı sermayeden yararlanılmasını savundu. 1950’de iktidar olan DP, dış ticarette liberasyon uyguladı. 1952’ye kadar ithalatın yüzde 100, ihracatın da yüzde 37 artmasıyla ödemeler dengesi bunalımına girildi. 1952’de daraltılmaya başlayan liberasyon 1955’de durduruldu.

1950’lerde Türkiye ekonomisi üzerinde dış etkenlerin belirleyiciliği arttı. Başkan Truman’ın 4 nokta programı ve Marshall Planı’na Türkiye de dahil edildi. Türkiye Kore Savaşına asker göndererek Nato ittifakı içinde yer aldı.

özellikle 1950’li yılların ilk yarısında Baker Raporu’na uygun olarak Başbakan Adnan Menderes tarafından devlet harcamalarının yarısından fazlası ulaşım, haberleşme ve bayındırlık yatırımlarına yapıldı. özel sektör ve yabancı sermaye teşvik edildi. Bu dönemde tarımsal üretim ve ihracatı teşvik için dış koşullar da uygun olmasına karşın Kore Savaşı’nın sona ermesi Türkiye’nin dış ticaret gelirlerini azalttı. H. Gülalp’in araştırmasına göre, bu yıllarda ekilebilir alanların sınırına varılmış olması da 50’li yılların ilk yarısındaki büyüme hızını düşürdü. İhracatın ithalatın gerisinde kalması döviz darboğazına neden olunca, dış ticaretteki liberasyon politikası yerini korumacı politikaya bıraktı.

Türkiye’de korumacı politikaların yeniden uygulanmasıyla ürünlerinin girişi engellenen yabancı sermaye, montaj sanayide yerli-yabancı ortaklıklar oluşturmaya başladı.

Türkiye ekonomisinde 1950’li yılların sonlarına doğru yoğunlaşan ekonomik bunalım giderek siyasi krize dönüştü.

1960-80 YILLARI ARASINDA EKONOMİK YAPILANMA

Ekonomik bunalım siyasi bunalıma dönüşünce 27 Mayıs 1960’da demokrasi kesintiye uğradı. Askeri hükümet, 3 ay sonra 91 Sayılı Yasa ile Devlet Planlama Teşkilatı’nı (DPT) kurdu. 1961 Anayasa”nın Ekonomik ve Toplumsal Gelişmenin İlkeleri bölümünde de planlı kalkınmaya yer verdi.

1963’de başlayan 5’er yıllık kalkınma planlarından ilk 3’ünün uygulanması büyük ölçüde sağlandı. Ekonomik ve toplumsal bunalımlar, 4’ncü 5 yıllık planın uygulanmasını engelledi.

1960’lı yıllar boyunca yer alan içe yönelik sermaye birikim süreci başlangıçta hızlı büyümeye olanak sağladı. 1960’ların sonları ve 70’li yıllarda başta döviz darboğazı olmak üzere ekonomik bunalımların siyasi krizlere dönüştüğü görüldü.

Türkiye’nin 1970’lerin sonlarında içine düştüğü bunalım, sermaye birikim sürecinin yeniden yapılandırılması gereğini tüm boyutlarıyla gündeme getirdi. Bunalımın en temel iki göstergesi, çok yüksek oranlı bir enflasyon ve döviz darboğazı oldu. Türkiye ekonomisinin özellikle 70’lerdeki gelişimine bakıldığında; çözüm, yerli girdilere dayalı ihracata yönelik sanayileşmeye öncelik verilmesi oldu.

1980-85 YILLARI ARASINDA EKONOMİK YAPILANMA

Türkiye’de dışa yönelik sanayileşme ile yeni bir birikim modeli yaratmak için 24 Ocak 1980 ve sonrasında bir dizi karar alındı. Türkiye’nin ihracatta uzmanlaşmasını sağlayacak sanayiler arasında gıda, dokuma ve giyim sektörü lokomotif olarak görüldü.

Latin Amerika ülkeleri ve Güney Kore’de olduğu gibi 24 Ocak 1980 kararlarının özünü de şu unsurlar oluşturdu:

-Ücret dışındaki fiyatların serbest bırakılması,
-Yerli ekonominin giderek daha büyük ölçüde uluslararaıs rekabet koşullarına açılması,
-İhracatın teşviki,
-Anti-enflasyonist para ve harcama politikası izlenmesi,
-Yabancı sermayenin teşvik edilmesi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ve sonrasındaki hükümetler o döneme kadar alınamayan ya da uygulamaya konamayan önlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli kurumsal mekanizmaları sağlamakta etkin oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − 10 =