Libya ile imzalanan güvenlik ve askeri iş birliği anlaşması TBMM’de

Libya ile Türkiye arasında 27 Kasım 2019’da İstanbul’da imzalanan “güvenlik ve askeri iş birliği mutabakat muhtırası” Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) geldi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın 2012’de “imzalanan anlaşmanın güncellemesi” diye ifade ettiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Libya’nın talep etmesi halinde asker gönderilmesi için hak doğar” dediği anlaşmanın detayları da ortaya çıktı.

TBMM’ye gelen kanun teklifine eklenen anlaşma metninde de 2012’deki anlaşmanın hükümlerinin “dikkate alındığı” belirtiliyor.

3 yıl süreyle geçerli olacağı, sonrasında da birer yıllık sürelerle uzatılacağı ancak sona ermesi halinde devam eden programların etkilenmeyeceği belirtilen mutabakat muhtırasına göre;

  • Libya’da Ani Müdahale Kuvveti kurulmasına Türkiye eğitim, danışmanlık, malzeme ve planlama desteği verilecek
  • Türkiye’de ve Libya’da ortak ‘Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ofisi’ kurulabilecek
    Kara, deniz ve hava araçları, silahları, eğitim üsleri tahsis edilebilecek. Bu durumda mülkiyet, tahsis edilen ülkeye ait olacak
  • Ortak askeri planlama, eğitim, silahların kullanılmasına yönelik danışmanlık verilebilecek
  • Ortak tatbikatlar, istihbarat paylaşımı, “barışı koruma” operasyonları yapılabilecek
  • Libya’ya “Misafir Personel” olarak adlandırılan ‘savunma ve güvenlik kuruluşu mensubu siviller’ ve birlikler gönderilebilecek.
  • Askeri gereçler hibe edilebilecek, satılabilecek ya da kiralanabilecek. Anlaşma, teknoloji transferi için Libya’ya lisans verilmesinin de önünü açıyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Pazar günü Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Asker gönderme ayrı bir şey. Cumhurbaşkanımız da daha önce ‘eğer Libya tarafı böyle bir talepte bulunursa değerlendiririz’ demişti, bunu anlaşmadan da bağımsız bir şekilde söylemişti. Libya’yla bizim askeri ve güvenlik anlaşmalarımız geçmişte de var.” dedi.

Aynı gün imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırası daha önce TBMM’den geçmiş, Birleşmiş Milletler’e de sunulmuştu.

Diğer anlaşmanın TBMM’de kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı TRT yayınında ‘Libya’ya askerimiz gider mi?’ sorusuna, güvenlik ve askeri iş birliği anlaşmasını hatırlatarak “Yönetimden davet gelmesi bizim için hak doğurur” diye yanıt vermişti.

2014 yılından bu yana Libya’nın doğusundaki Bingazi kentinde kendi idaresini ilan eden, Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Rusya destekli General Halife Hafter, ülkenin yaklaşık yüzde 80’ini kontrol ediyor.

Birleşmiş Milletler ise, Trablus’ta kurulan, Fayez al-Sarraj liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni meşru kabul ediyor. Türkiye de anlaşmayı, “Libya’nın tek meşru temsilcisi” olarak kabul ettiği Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle (UMH) imzaladı.

Başkent Trablus’taki UMH, ülkenin topraklarının yüzde 20’sinden daha küçük bir alana hakim ancak burası devlet binalarının olduğu, nüfusun da yoğun olduğu bir alan.
Türkiye, General Hafter’e bağlı silahlı güçlere karşı savaşan Libya silahlı kuvvetlerine destek veriyor.

2012’deki anlaşma da Trablus’ta Muammer Kaddafi yönetiminin devrilmesinden sonra kurulan geçici hükümetle imzalanmıştı. Hafter ise, “terörizme destek verdiği” gerekçesiyle Türkiye ve Katar’ı düşman ilan etti.

‘Taviz vermemiz mümkün değil’

10 Aralık’ta katıldığı televizyon programında Libya ile mutabakatı, “Libya’nın meşru yönetimi olan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladıklarını” belirten Erdoğan, “Bu mutabakat muhtırası ile Türkiye esasında, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Bu adımdan başta Yunanistan olmak üzere Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ciddi manada rahatsız oldu” diye konuştu.

Erdoğan, Batı’da da bazı ülkelerin benzer rahatsızlıklar duyduklarını ve bunları NATO ve değişik yerlerdeki toplantılarda dile getirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmaya Doğu Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkeler ve önde gelen dünya güçleri de tepki gösteriyor.

Yunanistan, Türkiye-Libya anlaşmasının 1982 tarihli Uluslararası Deniz Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu, bölgede yer alan Girit, Rodos, Kerpe ve Meis adalarının deniz yetki alanlarını ve dolayısıyla egemenlik haklarının göz ardı edildiğini kaydediyor.

Güney Kıbrıs ise söz konusu anlaşmanın egemenlik alanlarının ihlali olduğunu düşünüyor ve egemenlik haklarının korunması için merkezi Lahey’de bulunan Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmaya hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan 3 Aralık’ta yapılan açıklama, iki kıyıdaş ülkenin anlaşmasını yararsız ve provakatif olarak değerlendirirken, gerginliği artırabileceği uyarısını da yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni daha ileri adımlar atma konusunda uyarırken, bu anlaşmanın Libya’daki durumu da daha sıkıntıya sokacağı uyarısında bulundu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.