Liderler ayrı telden çaldı

Liderler ayrı telden çaldı

0
PAYLAŞ

Başbakan Erdoğan, “Gün, bağırıp çağırma günü değildir. Gün, sesi en yüksek çıkanın rantı toplayacağı gün de değildir. Gün, hamaset dolu, heyecan dolu, tahrik dolu nutuklar atma değil, ölümlere çare bulma günüdür. Bugünün Türkiye için bir milat, bir yeni başlangıç kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

TBMM Genel Kurulu ”demokratik açılım” konusunda genel görüşme için özel gündemle toplandı. Hükümet adına söz alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üç gün önce, vefatının 71. yılında minnetle anılan Gazi Mustafa Kemal’in, TBMM’nin açılışı öncesinde yayınladığı tebliğde, ”O günden, yani 23 Nisan 1920’den itibaren, askeri ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin, tek mercinin, Büyük Millet Meclisi olacağını” ifade ettiğini hatırlattı.
Türkiye’nin her meselesinin çözüm yerinin Meclis olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu Meclis, 89 yıl öncesinin gerisine düşemez” dedi,

Ne Hükümet olarak, ne de AK Parti olarak, gündelik ve popülist siyaset kaygılarıyla hareket etmediklerini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye’nin derdi bizim derdimizdir. Türkiye’nin meselesi bizim meselemizdir. Bu ülkenin her neresinde olursa olsun, sorunu olan, derdi olan, acısı olan her bir vatandaşımın vebali bizim üzerimizdedir. İşte onun için, biz, görmezden gelemeyiz, duymazdan gelemeyiz, bilmezden gelemeyiz. Başımızı kuma gömüp, kendimizi karanlığa mahkum edip, ışığa, aydınlığa gözümüzü kapatamayız.

Gün, bağırıp çağırma günü değildir. Gün, sesi en yüksek çıkanın rantı toplayacağı gün de değildir. Gün, oy kaygısıyla, koltuk sevdasıyla ülkenin sancıya, ateşe, ağrıya, sızıya terk edileceği gün hiç değildir. Gün büyük düşünme günüdür, kucaklayıcı ve kuşatıcı düşünme günüdür, nezih bir üslupla, yapıcı bir üslupla, birleştirici bir söylemle, ortaya, millet adına, memleket adına bir vizyon koyma günüdür. Ne güzel ifade etmiş Şair Orhan Veli: ‘Neler yapmadık şu vatan için. Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik.’ İşte gün, hamaset dolu, heyecan dolu, tahrik dolu nutuklar atma değil, ölümlere çare bulma günüdür.”

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

*”Atatürk’ün en büyük başarılarından biri, her türlü farklılığı önce TBMM çatısı altında, ardından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı paydasında birleştirmek, millet olma bilincini güçlendirmek olmuştur.

*Bu Meclis, 89 yıl önce, renklilik üzerine, özgürlük üzerine, en önemlisi de demokrasi üzerine inşa ettiği temellerinden ve ilkelerinden taviz veremez.

*Konunun özüne dönük görüş beyan etmek, eleştiri getirmek yerine, hükümet kendisini anlatamasın diye çaba göstermek, farklı polemiklerle konuyu saptırmaya çalışmak bir muhalefet tarzı olamaz.

*Bugünün, ulusal ve uluslararası meselelerini, dar kalıplar üzerine inşa edenler,meselelere hissi yaklaşanlar, ulusal ve uluslararası problemleri kin, nefret ve intikam duygusuyla mülahaza edenler, cumhuriyet’in kuruluş ruhuna ve kurucusuna haksızlık ederler.

*İzleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar, bu meclisin asaletiyle bağdaşmaz.

*Milletin meclisindeki üslup, elbette çocuklara, elbette gençlere, elbette tüm bir millete örnek teşkil edecek bir üslup olmalı, sağduyuyu ve aklı selimi yansıtan bir üslup olmalıdır.

*Bu meclis, Şırnak’taki asker oğlunu bekleyen Ayşe hanım’a da yıllardır haber alamadığı dağlarda oğlunu yitiren Fatma hanım’a da bugün bir şeyler söylemek zorundadır.

*Artık bebekler, çocuklar, gençler kaybettikleri yakınlarının acısını büyüterek, intikam hissini kabartarak, kinine kin katarak büyümemelidir.

*Bu ülkede biz, bütün etnik unsurları, kaç adet olursa olsun fark etmez, Türküyle, kürdüyle, çerkeziyle, lazıyla, gürcüsüyle, abazasıyla, romanıyla hepsine saygı duyarız, sevgi duyarız.

*Hepsini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından topladık, topluyoruz, toplarız ve bundan dolayı da bu üst kimlikle hareket ederiz. Olay budur.

*7 Bölgenin 7’sinde de birinci partiyiz. 81 vilayetin 80’inde milletvekili çıkartan tek parti biziz. Niçin? Çünkü halkımızın tümünü kucaklıyoruz, dışlamak bizim anlayışımızda yok. Ayrımcılık bizim anlayışımızda yok.

*Yarından itibaren milletimize gidiyoruz. 81 vilayette milletimize anlatacağız.

*Yakın tarihimiz bize şunu çok net olarak göstermiştir; sorunları yok saymak, sorunları ortadan kaldırmıyor, tam tersine daha karmaşık hale getiriyor.

*Ülkemizdeki tüm sorun alanlarına el atmak, sıkıntıları hafifletmek, demokrasiyi her alanda hakim kılmak için demokratik açılım sürecini başlattık.

*Yani bu olayı sadece terör sorunu olarak algılamak veya anlatmak ayrı bir yanlıştır. Sadece kürt sorunu olarak algılamak veya anlatmak ayrı bir yanlıştır.

*Hedef, milli birlik ve kardeşlik projesidir. Süreç, demokratik açılım sürecidir.

*Terör örgütüyle benim kürt kökenli vatandaşlarımı, kardeşlerimi biraraya getiremezsiniz, getiremezsiniz… Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin sorunu farklıdır, terör örgütü farklıdır.

*Bölünmekten, ihanetten bahsetmek vatanseverlik ve milliyetçilik olamaz.

*Bugünün Türkiye için bir milat, bir yeni başlangıç kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum.

*4 Aydır, siyasi bir terbiyeyle, nezaketle, tevazuyla, bu süreci muhalefete anlatmak, bu tarihi süreçte onların da mutabakatını almak için gayret gösterdik. Ama masaya gelmediler veyahut da kendi merkezlerine kabul etmediler.

*Şehitleri, gazileri, Atatürk’ü istismar eden bir tavır var ortada.

*Kimseyi kırmak, duygularını örselemek istemiyorum. Elimizde tarihi bir imkan var. Milletimiz ve hayır duaları bizimle…bizim yolumuz, üslubumuz ise milletin yoludur, milletin üslubudur.

*Herkes emin olsun ki Türkiye bu yolda emniyet içinde mesafe alıyor.
İçişleri Bakanı Atalay da yaptığı konuşmada, demokratik açılımın birbiriyle bağlantılı iki temel hedefi olduğunu belirterek, bunların birincisinin terörün sonlandırılması, ikincisinin de demokrasi standardının yükseltilmesi olduğunu söyledi.
Ülkenin bütün sorunlarının çözümünü demokraside gördüklerini ifade eden Atalay, Türkiye’nin ertelenmiş, dondurulmuş, ihmal edilmiş ve bu nedenle kronik hale gelmiş siyasi, sosyal ve ekonomik sorunların çözümünün demokratikleşme olduğunu kaydetti.

Terörü besleyen kaynakların kurutulması ve istismar unsurlarının ellerinden alınması için önemli çalışmalar yapıldığını ifade eden Atalay, izledikleri aktif dış politika sonucu, terör örgütünü dünyada ve bölgede büyük ölçüde yalnızlaştırdıklarını söyledi.

AMAÇ DEMOKRASİ AÇIĞINI KAPATMAK

Atalay, AK Parti’nin varlık sebeplerinden biri ve belki de en önemlisinin, Türkiye’nin demokrasi açığını kapatmak olduğunu kaydederek, ”AK Parti iktidarı, bir yandan halkın iradesinin gerçek anlamda yönetime yansıması, diğer yandan da bireysel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi için çok büyük gayret göstermiştir” dedi.

SİYASİ PARTİLERE FARKLI DİLDE PROPAGANDA

Atalay’ın konuşmasından öne çıkan ifadeler ana başlıklarıyla şöyle:

-”Bugüne kadar çeşitli sebeplerle isimleri değiştirilen yerleşim birimlerine, yerel talep olması halinde, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski isimlerinin verilebilmesine imkan sağlanacaktır.”

-”Siyasi partiler hukukunun alanını genişletmeyi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün bir gereği olan siyasi propaganda hakkının önündeki bazı yasal engellerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. söz gelimi, siyasi partilerin seçim çalışmalarında vatandaşlarımızın kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de onlara seslenebilme imkanı verecek gerekli çalışmalar bunlardandır.”

-”Demokratik açılımın sloganı ‘herkes için daha fazla özgürlük’tür. Biz, herkes için daha fazla haklar, daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi diyoruz. Bu, Türkiye’yi zayıflatmaz, tersine güçlendirir.”

-”Demokratik açılım; üniter yapımızı, birlik ve bütünlüğümüzü bozacak hiçbir unsur ihtiva etmemektedir. Aksine bu, bir milli birlik ve kardeşlik projesidir.”

SİLAHLAR 3 AY İÇİNDE GÜNDEMDEN KALKAR

Atalay’dan sonra konuşan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ciddi bir çözüm yaklaşımı gösterilmesi durumunda, silahların 3 ay içinde Türkiye’nin gündeminden kalkabileceğini söyledi.

Türk, ülkenin bu en temel sorununu demokratik siyasal bir çözüme kavuşturmak için, TBMM’de bulunan bütün partilerin temsil edileceği bir komisyon kurulmasını önerdi. Türk, ”Madem bu sorun bizim sorunumuzdur, madem çözümünü de biz kendimiz bulacağız, o halde; Hükümet, bu süreci artık kapalı kapılar ardında yürütüp süreci bulandırmak yerine, Meclise teslim etmelidir” dedi.

PKK, SİYASAL HATALAR NETİCESİNDE ORTAYA ÇIKTI

Ahmet Türk, ”Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Alevisi, Sünnisi ile binlerce çiçekli bahçeyi kurutup, tek çiçeğe dönüştürmeyi savunmanın hiçbir makul gerekçesi olamaz” diye konuştu.

Türk, ”Kürt sorununun” ortaya çıkması, büyümesi, derinleşmesi ve sonuçta çözümsüz bir hal almasının ”devletin hatalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu” iddia etti.

”PKK’nın bir sonuç olduğunu ifade etmek istiyorum” diyen Türk, sözlerini şöyle sürdürdü: ”PKK, devletin ve hükümetlerin siyasal hataları neticesinde ortaya çıkmış bir sonuçtur. Ancak devlet, bu sonucu ortadan kaldırmayı bir çözüm politikası olarak benimsediği için, sorunun nedenleri hiçbir zaman ele alınmamıştır” ifadesini kullandı.

TERÖRLE MÜZAKERE VE MÜTAREKE SÜRECİ BAŞLATILDI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ”Bugün yüce Meclisin önüne PKK açılımıyla çıkan AKP hükümeti, 7 yıllık iktidarı dönemindeki acz ve zafiyetlerden sonra terör örgütüne teslim olma noktasına gelmiştir. Terörle mücadele bırakılmış, terörle müzakere ve mütareke süreci başlatılmıştır” dedi.

Bahçeli, ”Türkiye’yi 7 yıldır derin uçurumlara sürükleyen, yönetim iradesini başka başkentlerin yörüngesine oturtanların, milleti bölme hayallerinin burada tartışılmak durumunda kalınmasının son derece kaygı verici olduğunu” vurgulayarak, şöyle devam etti:

”Hükümet eliyle Türkiye için bölünme modelleri arayışına girilmesine, siyasi tarihimizde ilk defa şahit olunmaktadır. Dün, Meclisin ilk Başkanı olan Mustafa Kemal’in Anadolu’ya çöreklenmiş işgalcileri atmak için verdiği mücadeleye bakınız. Bugün, aynı çatı altında bulunanların getirdikleri tekliflere bakınız. Dün, bir milletin bağımsızlık savaşını tıpkı bir savaş karargahı gibi doğrudan yönetmiş muhterem kahramanların vatanı kurtarmak için verdikleri mücadeleye bakınız. Bugün, bu mücadeleyi sorgulatmaya çalışanların çırpınışlarına bakınız. Dün, Malazgirt’ten buyana bu toprakları vatan yapmak için can vermiş milyonlarca aziz şehidin ve gazinin mücadelesine bakınız. Bugün, şehidini sorgulatan bir anlayışın düştüğü çaresizliğe bakınız. Dün, dağınık, moralsiz, umutsuz, yoksul bir milleti bir araya getirmek için elele vermiş; yılgın, küskün, moralsiz kitlelerden büyük bir millet meydana getirmiş kahramanlara bakınız. Bugün, aynı muhteşem milleti otuzaltıya bölmeye çalışanların heveslerine bakınız.”

”Türkiye bir ve bütün olur, bu oyuna gelmez. Kardeşliğine, birliğine ve varlığına musallat olan bu tehlikeyi elinin tersiyle iter” ifadelerini kullanan Bahçeli, sonsuza kadar var olmanın inancıyla, yıkımın muhataplarına da hak ettiği dersi vereceğini söyledi.

TERÖRE TESLİM OLMA NOKTASINA GELDİ

”Bugün Yüce Meclisin önüne PKK açılımıyla çıkan AKP hükümeti, yedi yıllık iktidarı dönemindeki acz ve zafiyetlerden sonra terör örgütüne teslim olma noktasına gelmiştir” diyen Bahçeli, şözlerini söyle sürdürdü: ”Terörle mücadele bırakılmış, terörle müzakere ve mütareke süreci başlatılmıştır. Terörün tasfiyesi yerine, milli kimliği ve milli devleti tasfiye etmek için yola çıkan hükümet, bölücülüğün önünü açmıştır. Terörün talepleri siyaset sahnesine taşınmış, etnik bölücülük meşruiyet zemini kazanmıştır. PKK açılımıyla yapılmak istenen, terörün silah ve şiddetle yapamadığının siyasi yollarla hayata geçirilmesidir. Yüce Meclis maalesef bugün PKK’ya teslimiyetin belgesi olan bu yıkım projesini görüşmektedir. Hükümetin PKK açılımının hareket noktası; terörden beslenen bölücülük sorunun etnik ve meşru kimlik ve hak talebi sorunu olarak tanımlamasıdır.”

İKTİDAR İLE İMRALI İŞBİRLİĞİ İÇİNDE

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”Hükümet ile PKK’nın dirsek teması içine girdiğini” savunarak, ”Öcalan ile görüşülüyor. Demek ki ortada müşterek bir çalışma var” dedi.

”Demokratik açılım” konusunda Mecliste yapılan genel görüşmede konuşan Baykal, oturumu ”tarihi” olarak nitelendirdi. 3.5 aydan beri bir açılım tartışmasının topluma dayatıldığını savunan Baykal, sürecin gizli olarak götürüldüğünü, iktidarın ne yapacağını söylememeye olağanüstü dikkat gösterdiğini ifade etti.

Habur’da yaşananlardan sonra Başbakan Erdoğan’ın, ”Bu bir umuttur” dediğini, infial üzerine ise DTP yöneticilerini suçladığını savunan Baykal, ”süreç içinde hukuk sisteminin resmen katledildiğini” söyledi.

Baykal, şöyle devam etti:

“Nasıl oluyor da Türk adliyesi üzerinden söz verilebiliyor ve bu uygulanabiliyor? Bu, gerçekten acı bir manzara olmuştur. Demek ki ortada bir müşterek çalışma var. Çalışmanın bir iktidar ayağı var, ama onun karşısında oraya o insanları gönderen bir muhatabı var. Onun talimatıyla geliyorlar. Bir tarafta iktidar, bir tarafta İmralı… İktidar-İmralı işbirliği içinde geliyor.”

İşin özünün yanlış olduğunu, elinde silah olanla dünyada hiçbir hükümetin müzakere etmediğini, İngiltere’nin, İspanya’nın etmediğini belirten Baykal, dünyada ilk kez bir hükümetin kendine silahı doğrultuğu halde, doğrultmaya devam edeceğini ilan ettiği halde onu muhatap aldığını, ona yaranmaya çalıştığını savundu. Baykal, ”Yanlış olan budur. Terörle mücadele edilir, terörle müzakere edilmez. Barış isteyenlerin sağlaması gereken temel hedef, PKK’nın en kısa zamanda, derhal silah bırakmasını sağlamaktır. Eğer barışı gerçekten istiyorsanız, PKK’nın silah bırakması gerektiğini çıkarsınız söylersiniz” diye konuştu.

PKK’nın siyasi projesinin değişmediğinin bu süreçte ortaya çıktığını, hedeflerinin aynı olduğunu kaydeden Baykal, hedefin Türk milletinin içinden yeni bir millet çıkarmak olduğunu iddia etti.

KÜRT, TÜRK MİLLETİNİN KÜRDÜ

CHP’nin 20 yıl önce bir rapor açıkladığını, raporun önemli bir iddiayı ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, o dönem bir kişinin ”Kürdüm” demesinin, Kürtçe konuşmanın yasak olduğunu söyledi.

Baykal, “Türkiye’de yaşayan Arnavut, Türk milletinin Arnavutu’dur. Türkiye’de yaşayan Çerkes, Türk milletinin Çerkesi’dir. Türkiye’de yaşayan Kürt de Türk milletinin Kürdü’dür. Hiç şüphe yok” dedi.

KÜRT AÇILIMI YAPIN

Baykal, ”Dış aracılar onu telkin ediyorlar, onlar zaten devrede, içerdekilerin de katkılarını alarak, PKK ile iş birliği yaparak, bu işi kontrol etmeye çalışıyor. Çıkmaz yoldur, hiçbir yere götürmez. Açılım yapacaksanız, PKK açılımı olmayacak, gerçekten Kürt açılımı, o insanlara yönelik açılım yapacaksınız” diye konuştu.

”Anaların göz yaşına son vermek istiyorsanız, oradaki çocuklara sahip çıkacaksınız. Oradaki insanlara iş vereceksiniz” diyen Baykal, kadınlara ve ailelere sahip çıkılmasını önerdi.

Türkiye’nin 72 milyon tapusunun bulunduğunu, her tapunun, tek tek vatandaşların elinde olduğunu dile getiren Baykal, “Elbette herkesin kendi etnik kimliği vardır. Ama siyasetçilerin bunu diline dolaması, doğru, uygun değildir. Şöyle yüreğini doldura doldura Başbakan’ın, Türk milleti dediğini duymak istiyorum” dedi.

DAMAT FERİT BENZETMESİNE YANIT

AK Parti grubu adına söz alan Adana Milletvekili Ömer Çelik, “Damat Ferit hükümeti” benzetmesine tepki gösterdi ve bugün “Damat Ferit hükümeti” yakıştırmasının, hiçbir riske girmeyip, demokratik açılıma körü körüne karşı çıkanlara yakışacağını söyledi.

Türkiye’de demokrasi meselesinde çok önemli sıkıntılar olduğunu, bugün ortaya çıkmış bir mesele olmadığını, Abdülhamit döneminden beri tartışıldığını kaydeden Çelik, bu sorunların siyasetçiye büyük sorumluluklar yüklediğini, sorunu çözmek zorunda bıraktığını anlattı.

Çelik, ”Asıl milli birlik ve beraberlik için tehlike, ‘demokrasi güzeldir’ dedikten sonra, bu konuda adım atmak yerine engeller çıkarmaktır, demokrasiyi raporlarla savunmak, ama adım atıldığında engeller çıkarmaktır. Sorunu basitleştirelim, Türkiye demokrasi yoluyla bu sorunları çözmezse kim kazançlı çıkar?” diye sordu.
Çelik, Deniz Baykal’ın İsmail Cem ile birlikte yazdığı ”Yeni Sol” kitabından alıntı yaparak, ”Buradaki tespitlerin gereğini yapmak için ne yapılacak? Demokratikleşmeden başka yol var mıdır? Bu, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ana eksenin dışında bir şey söylemiyor. OHAL varken niye federasyon tartışması yapmadınız?” dedi.

“BİRİLERİ DE (ERGENEKON İLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORSUN) DER”

CHP’nin, Habur’da ortaya çıkan görüntüler nedeniyle AK Parti’yi, ki bölücülükle suçlamasının, herhangi bir manası olmadığını kaydeden Çelik, ”Siyasetçiler ‘vatana ihanet, İmrali ile işbirliği’ gibi mesnetsiz iddiaları havada savururlarsa, yarın bir gün birilerinin de çıkıp, aynı şekilde ‘çetelerle, Ergenekon ile işbirliği yapıyorsunuz’ gibi iddialarda bulunması haklı olmaz mı? Lafın nereye gittiği iyi düşünülmeli” dedi.

Çelik, CHP’nin Tunceli raporunda ”Terör sorununa karşı tek çıkış yolu demokrasi” dendiğini belirterek, ”Demokratikleşme adımlarını atıyorsunuz, terörü bitireceğinizin garantisi var mı? Tunceli raporunda CHP, demokratikleşme adımları atılmadan terörle başarının şansının olmadığını ifade etmiştir. Bu kadar rapor yayınlayan bir partinin, Hükümetin her yaptığının yanlış olduğunu söylüyor, peki söylediği somut bir şey önümüze geliyor mu? Sadece temenni…’Dağdakilere söyleyin, silahlarını bıraksınlar.’ Buyurun Irak’a ziyaret yapın siz söyleyin.” diye konuştu.

“HAYIRLI OLSUN HERKES İZLEDİ”

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, görüşmeleriyle ilgili olarak, ”Hayırlı olsun herkes izledi. Sizler izlediniz, millet izledi. Onlar değerlendirirler. Benim bunun ötesinde bir şey söylemem mümkün değil” dedi.

Şahin, KKTC’nin 26. Kuruluş yıl dönümü resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

”Demokratik Açılım” süreciyle ilgili TBMM’de yapılan görüşmeleri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Şahin, Meclis Başkanı olarak her hangi bir siyasi konuda değerlendirme yapmasının doğru olmayacağını söyledi. Şahin, ”Hayırlı olsun herkes izledi. Sizler izlediniz, millet izledi. Onlar değerlendirirler. Benim bunun ötesinde bir şey söylemem mümkün değil” dedi.

Bugünkü görüşmelerde zorlanıp zorlanmadığı yönündeki bir soru üzerine Şahin, bugün zorlanmadığını ancak Salı günü yapılan görüşmelerde ”bayağı zorlandığını” söyledi. Şahin, ”O benim ilk deneyimimdi Salı günü, bugün rahattı. Sanıyorum bir de bütçe görüşmelerinde her halde çıkarız, bütçenin başlangıcı ve sonunda” diye konuştu.

İZLEYİCİ LOCASINDA EYLEM

Bu arada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın konuşmasını tamamlamasının ardından izleyici localarında bulunan iki genç, slogan atarak eylem yapmaya kalkınca polis tarafından gözaltına alındı.

İzleyici locasında, ”Amerikan açılımına geçit yok”, ”Kahrolsun ABD” diye bağıran biri kız iki genç, salonda bulunan sivil polisler tarafından engellendi ve zorla dışarı çıkarıldı.

Dışarıda da bağırmaya çalışan gençler, polis tarafından ağızları kapatılarak engellendi. Gazetecilerin, nereden geldiklerini sormasına, ”Türkiye Gençlik Birliği” yanıtını veren gençler, bir arabaya bindirilerek TBMM yerleşkesinden karakola götürüldü.

K.dere Karakolu’na getirilen gençler Osman E. ve İlkay A. ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, İlkay A. bir kez daha gözaltına alındı.

Meclis’te gözaltına alınırken, kendisini kontrol eden bir bayan polis memurunun yere düşmesi üzerine şikayetçi olduğu ve İlkay A’nın bu nedenle tekrar gözaltına alındığı belirtildi.

İlkay A, Kavaklıdere Polis Karakolu’nda bu konuyla ilgili de ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

PAKİZE AKBABA GÖZALTINA ALINDI

Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba, Mecliste izleyici locasında otururken bayrak açarak bağırmaya başlaması üzerine polis tarafından engellenerek dışarı çıkarıldı.

AK Parti Adana Milletvekili Çelik’in konuşması sırada İzleyici Locasında bulunan Akbaba, bayrak açarak, bağırmaya çalıştı. İçeride bulunan sivil polisler tarafından ağzı kapatılarak engellenen Akbaba, Genel Kuruldan çıkarıldı.

Daha sonra Meclis polisleri tarafından Meclisteki polis noktasına götürülerek sakinleştirmeye çalışılan Akbaba, burada da ”demokratik açılımı” protesto etti. Polisler tarafından sakinleştirmeye çalışılan Akbaba, elindeki bayrağı kimsenin alamayacağını ve kimsenin kendisini Meclisten alıp götüremeyeceğini söyledi.

Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba, daha sonra gözaltına alındı.

DİYARBAKIR’DA KAHVEHANELERDE İZLENDİ

Öte yandan TBMM’deki ”demokratik açılım” görüşmelerini Diyarbakır’daki çok sayıda vatandaş, kahvehanelerde televizyondan izledi.

Görüşmeleri, çeşitli semtlerdeki kahvehanelerde takip eden vatandaşlar, sorunun çözülmesini istediklerini belirtti.
Bölgede kimsenin savaş istemediğini ifade eden vatandaşlar, ”demokratik açılım” çalışmalarını desteklediklerini kaydettiler. Vatandaşlar, ”Barış, beraberlik ve kardeşlik istiyoruz. Hepimiz aynı milletiz. Anaların ağlamasını istemiyoruz” diye görüşlerini dile getirdiler.

BİR CEVAP BIRAK