Ülke iç savaşa mı sürükleniyor?

Türkiye’nin hala ciddi bir saldırı ile karşı karşıya olduğuna inanmayanlar olabilir. Büyük ülkeyiz kimse kolay kolay bizi bölüp parçalayamaz hatta böyle bir şeye teşebbüs edemez diye düşünenler olabilir. Sayıları da ülke nüfusunun yarısını dahi geçebilir.


İşte gerçek tehlike bu! Çanlar çalarak gelmekte olan tehlikenin hala ayrımında olamamak!  İnsanımızın ne denli vatanseverlik duyguları güçlü, vatanı ve bayrağı için gerektiğinde seve seve ölüme gidecek denli azimli olsa da, bilinç, bilgi, teknoloji ve strateji olmadan sadece duygu yoğunluğu ve coşkunluğu ile ülkenin varlığını koruması ve savunulabilmesi olanaklı değildir.


Dünya kurulduğundan beri bilgi, bilinç, teknoloji, güçlü silah ve strateji olmadan salt kahramanlık türküleri söyleyerek, ruh okşayıcı şiirsel söylemlerle düşman karşısında başarıya ulaşılması görülmemiştir.


Türkülerden, şiirlerden, ateşli söylemlerden ve sabah akşam kendimizi öven destanlardan başımızı kaldırıp Türkiye coğrafyasına bir bakalım hele!. Ülkede gittikçe dozu artan şiddet olayları, Güneydoğu illerimizde yaşanmakta olan vurdulu kırdılı, dış güçlerin planlı desteğinde artan biçimde büyük kentlere yayılan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya, en azından güçsüzlendirmeye yönelik saldırılar, bunlar hangi oyunun parçalarıdırlar?


İşte son birkaç gündür yaşanan Diyabakır’da başlayıp Güneydoğu’da öbür illere yayılma görüntüsü veren olaylar… Acaba bunlar Turgut Özal’ın 20 sene önce  belirlemesini koymuş olduğu, “ birkaç çapulcunun işi(!)” midir der siniz ? Ne büyük basiretmiş meğer, birkaç çapulcunun ortalığı karıştırmaya çalışmasını zamanında doğru biçimde saptamış olmak(!)


Ülke adım adım kaosa sürükleniyor. Basında ve kamuoyunda ülkede açıkça iç savaştan söz ediliyor. Bütün göstergeler Güneydoğu’da bir Kürt devletinin kuruluyor olduğunu, kurulduğunu gösterirken, biz, “Çılgın Türkler” hala hamaset gösterileri içerisinde, kahramanlık türküleri ve destanlarıyla başımızı kuma sokmuş gerçeklerden uzak ayna karşısında şişinip, böbürleniyoruz.


Gün, şiirlerle, türküler, destanlarla övünüp, tehlikenin ayrımında olamamamın zamanı değildir. Hiçbir savaş, akılcılıktan, bilgiden, teknoloji ve stratejiden uzak, şiirlerle, destanlarla ve marşlarla kazanılmamıştır. Bugün ülkemiz ciddi biçimde bize dost görünenlerin planlı saldırısı ile karşı karşıyadır! Avrupa Birliği diye diye güzelim yıllarımız, “Muhteşem soyguncularımız” ın elinde aktı gitti. Ne oldu?  Ortaya çıkan ve ülke adına kazanılan ne? Sıfıra sıfır elde sıfır!


AB’den beslenen büyük medyamızın, önemli yazar takımının(!), köşelerinde sürekli gaz vermeleriyle, neredeyse göklere çıkarılan AB, bugün açıkça belli olmuştur ki, Türkiye’yi bölüp parçalamak için, ülkenin başına sarılmış en büyük beladır! AB’ye gireceğiz diye her geçen gün milli ve manevi değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Planlı biçimde gittikçe omurgamıza yerleşen AB, böyle giderse gün gelecek bizi kendi yönetimindeki bir ülke konumuna getirecek. Bizler de o zaman hala, kendi kendimizi, ayna karşısında kahramanlık şiir ve destanları  ile avutmakta olan bir ülke konumunda olacağız


PKK belasının arkasında ki, ABD ve AB’nin, hain plan ve desteğini artık anlamamak olanaklı mı? PKK denen bölücü terör örgütü, onlardan güç ve destek almadan bugün yapmakta olduğu soysuzluğa soyunabilir mi? Türkiye’nin kalkınmasını önlemek gücünü zayıflatmak için çok değerli “Dış dostlarımız”  senaryolarını gün be gün uygulamaya koyarken, ülke insanı olarak hala tehlikeyi görememek ve maçı tribünden izlemeyi yeğlemek, sağduyulu insanlarımızı kahrediyor!


Sevgili okurlar, biliyoruz sizlerin çoluğu çocuğu var, öyle maceralara girip Donkişot’luğa soyunamazsınız.  Sizler kendi işinde, sabah akşam ekmek parası peşinde koşan, geçim derdiyle baş etmeye çalışan aile reislerisiniz ya da üniversite eğitimi için zor koşullarda hayata hazırlanan gençlersiniz. Belki de 10 milyonu aşan issizlerdensiniz. Ülkenin gidişatı ile ilgili konularda ne uğraşacak zamanınız var ne de olanağınız… İşiniz, sorunlarınız başınızdan aşkın.  Sizler kendinizi hiçbir şekilde riske edemezsiniz, çünkü çocuklarınız ve geleceğiniz var! Nasıl olsa seçip başa getirmiş olduğunuz ülkeyi yönetenler var. Onlar ne güne duruyor? Uyanık, vatansever, basiretli, akılcı olsunlar memleketi tehlikelerden korusun
Lar!.


Öyleyse ne yapalım hep beraber? Bol bol, türkü söyleyip dinleyelim, şiirler, destanlar okuyalım ve yazalım, ayna karşısına geçip, ayna ayna güzel ayna bizden başka kahraman ülke var mı diye geçmişimizle övünmeye devam edelim…


Ne zaman değin?  Uğruna bugünlerde bol bol şiirler, destanlar, türküler yazdığımız güzelim ülkemiz elden gidene kadar! Hadi boşaltın artık bu toprakları diyen düşman seslerini başımızda duyana dek!..


Aklı başa yüreği şahlanışa davet ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, içte ve dışta büyük tehlikelerle karşı karşıya.İçeride şeriatçı güçler, dışta PKK’yı saldırı gücü olarak kullanan  ABD ve AB!.. 2006 zor bir yıl olacak…


Tehlikeyi görmek ve aşmak için, defalarca söylediğimiz gibi her şeyden duygusallığın rehavetinden uzak, bilinçli, bilgili ve akılcı olmak ve davranmak gerekiyor.
Neyle mi? Atatürk ruhu ile!…


E-mail: burhanaozbey@yahoo.com



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.