Ölüm havadan geldi

Havadan bomba atan profesyonel pilot aşağıda kimleri öldürdüğünü göremez! Ona verilen matematiksel koordinatlar ile ekrandan gördüğü rakamlara uygun davranır ve bombayı bırakır. Aşağıda binlerce insan yaşıyormuş, bir insan yaşıyormuş fark etmez, o verilen görevi yerine getiren bir profesyoneldir.
Havadan ilk bomba Libya toraklarında Osmanlı askerlerinin üzerine İtalyan askerleri atmıştı. İtalyan pilotlar, aşağıda kaçan, şaşkınlıkla bombaya bakan insanları görmüştü. Çünkü kaçanlar bir savaşta uçağı ilk defa görüyorlardı. İlk defa orada uçak ortaya çıktı, kaleler artık eskisi gibi güvenli savunma alanı değildir. O günden sonra tüm kaleler önemini kaybettiği için doğanın kucağına bırakılmışlardır. O günden sonra kaleler sadece turistlerin gezdiği bir alan olmuştur.
Göklere hakim olan, savaşa hakim olacağı ilan edilmiş oldu, birinci dünya savaşında Trablusgarp cephesinde. O savaşı Osmanlı kaybetti, o günden sonra Cezayir’de, Libya’da nice kitlesel katliamlar olmuştur. Kitlesel ölümler ve katliamlar 2. dünya savaşı sırasında ve sonrasında olmaya devam etti, bugünde olmaya devam ediyor, çünkü öldüren, öldürdüğü kişileri ancak tv ekranlarında ya da gazete manşetlerinde görür oldu.
Görmeden öldürmek vicdanı da rahatsız etmez, katil olduğunu bile bilmeden normal yaşamına devam eder. Çünkü yukarıdan bırakılan bomba katil olma duygusunu ortadan kaldırır ve yabancılaştırır.
Savaşın çirkin yüzüdür, Sabra Şatilla kampları…
Savaşın çirkin yüzüdür Halepçe…
Savaşın çirkin yüzüdür bugün Uludere.

Bombalar, yeryüzüne birkaç metre patlarsa daha kitlesel olacağını hesaplayan mühendisler, Hiroşima’da atom bombasını ilk defa bir şehir üzerinde patlattıklarında nasıl bir katliama ortak olduklarını bilmiyorlardı.
Hiroşima’da insanlar buhar olurken, belki İstanbul’da bir sivil kanser oluyor ölüyordu. Çünkü Hiroşima üzerinde biriken nükleer dolu bulutlar; yeryüzüne yağmur olarak indiği ve nereleri nükleer artık ile yıkadığını kimse bugüne kadar bilemedi, saklandı. Yok sayıldı.
İnsanlar kanser hastası olmaya başladı ve çağın hastalığı olarak anlatıldı. Neden arttığını kimse sorgulayamadı gerçek anlamda. Kanserin nedeni nükleer olduğunu biliniyordu ve evlerdeki nükleer dalgası yayan araçları suçlu ilan edilmişti. Gerçek suçlu gözler önünde görünmez kılınmıştı, düşman vardı ve düşmana karşı silahlanmak ve nükleer bombalar biriktirmek, senenin planlı günlerinde onları patlatmak olağan şeylerdi.
Yüzyılın kangreni, salgın hastalığı gökten alır olduk. Gökten gelene karşı kimsenin savunma mekanizması yoktur, çünkü o güne kadar öğrenilen savunma biçimi karadan karaya göre düzenlenmişti, uçak çıktı, savaşta mertlik yok oldu. Ölümler daha keskin ve ani olmaya başladı ve düşenin kimyasal, nükleer silah mı, biyolojik mi, virüs dolu bir balon mu olduğunu ölümlere bakarak öğrenir olduk.
Savaş uçakları bir yerleri bombaladığında ölen sadece insan değildir, insanın biriktirdiği tüm değerlerdir. Savaş uçakları geçmişi ve bugünü yok ederken, geleceğe de nükleer, biyolojik, kimyasal artıklar bırakmaktadır.
Savaş uçaklarına koordinat verenler sadece askerler değildir, onların siyasi sonuçlarından sorumlu olanlardır. Bugüne kadar savaş uçaklarına koordinat verenler ne yazık ki yargılanamamış, sorgulanamamıştır.
Askerlik profesyonel anlamda öldürmek üzerine kurulmuştur, hedef neresi gösterilirse sorgulamadan, karşı çıkmadan hedef yönünde hareket etmektir.
Profesyonel insan hangi meslek dalında olursa olsun, parayı verenin emirlerini yerine getirmek ile yükümlüdür. Yaşadığımız çağ, kategorize edilerek yaşam parçalanmıştır. Parçalanan meslek birimleri ise profesyonel insanlardan oluşturularak erk sahibinin amaçları ve beklentileri yönünde hareket etmesini sağlamaktır. Profesyonel insan görevini yaptığı için vicdanı rahattır, emir veren ise sonucu rakam olarak gördüğü için vicdanı rahattır. Ölen ise toprak olurken kimse ölenin kimliği, geçmişi, neden orada olduğu konusunda araştırma yapma gereği bile duymaz, çünkü yaşadığımız çağda insanlar bir rakama indirgenmiş ve kategorize edilmiştir.
İnsan öldü, insan yarattığı yeni düzenin kurbanı oldu. Emir verenler ve emri uygulayanlar erk sahibinin niyetine göre hareket ettikleri için yaptıklarından dolayı sorumlu değillerdir bu yeni dünya düzeni içinde!…

İsmail Cem Özkan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 1 =