Ölümün korkusuz evlatları

Dün Gazze’deki arkadaşımdan kısa bir e-posta aldım. E-postalarını sık sık kontrol edemediği için İsrail saldırılarından sonra haberleşemediğim arkadaşımın nasıl olduğunu çok merak ediyordum. Genel durum olarak iyiye giden bir şey olmasa da, arkadaşımın ve ailesinin iyi olduğunu öğrenmek beni biraz olsun rahatlattı.


Arkadaşım “Ben ve ailem iyi durumdayız” diyor mektubunda. “Ancak genel durum çok kötü. Herkes, her yer İsrail saldırıları altında. Yüzlerce çocuk, kadın, yaşlı ve sivil insan öldü. Hastaneye dün 4 tane çocuk getirdiler. Evleri vurulmuş ve anneleri ölmüş. Çocuklar üç gün sonra çıkartılabilmiş. Hastaneye gelen yaralı insanları görsen, inanamazsın. Öyle bomba ve füze kullanıyorlar ki, insanlar paramparça oluyor ve daha önce görmediğimiz ilginç yanmalara neden oluyor. Şu ana kadar şehirlerin içine giremediler. Adamlar yüz yüze savaştan kesinlikle korkuyorlar. Tüm girdikleri yerleri önce havadan bombalıyor, imha ediyor.


Mektubunu “Biz kesinlikle sonuna kadar burada kalıp mücadeleyi sürdüreceğiz” diyerek bitiriyor.


Filistin halkı yapayalnız bırakılsa da mücadeleden vazgeçmeyen bir halk.


Kör ve sağır dünyaya inat, ayakta durmaya çalışıyorlar. Çoluk çocuk demeden ölüyor, öldürülüyorlar.


Hayatta kalan Filistinli çocuklar elbette büyüyecek. Bir kısmı yakın ülkelerde üniversite okuyacak; doktor, mühendis olup ülkesine dönecek. Vakit kaybetmeden evlenecek ve çocuk yapacak. Çocukların yarısının öldürüleceğini bilerek çok çocuk yapacak. O çocuklar da büyüyecek ve sağ kalanlar aynı yazgıyı paylaşmaya devam edecek.


Oysa bir zamanlar bu topraklarda da çocuklar oynayarak büyüyordu. Portakal ve zeytin ağaçlarının altında ne kadar da mutluydular. Sonra o çocuklara kıydılar. Tıpkı ağaçlar gibi.


Şimdi Filistinli çocuklar füzelerle oynuyor. Roketlerle, tanklarla çiğnendi umutları.


Siz hiç Filistinli mutlu bir çocuk gördünüz mü?


Peki siz hiç Filistinli bilim adamı gördünüz mü? Ya da popçu, rapçi. Top model var mı bildiğiniz?


Benim yok. Ben sadece ölen Filistinli gördüm. Gözünü kırpmadan ölüme giden intihar bombacılarını gördüm. Ağlayan analarını, çaresiz babalarını, vurulmuş çocuklarını gördüm.


Soruyorum size, füzelerin birbiri ardına düştüğü bir yerde yaşam olur mu? Tank seslerine çocukların çığlıklarının karıştığı bir yerde üretim olur mu? Yatırım olur mu? Müzik olur mu? Sanat olur mu? Edebiyat olur mu? Bilim olur mu? Spor olur mu?


Yok zaten. Tarihe bilimle, sanatla değil, savaşla geçecekler. Tarih onları “ölümün korkusuz evlatları” diye yazacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 − six =