Lobi faaliyetlerini arttırmalıyız

Son günlerde haklı olarak dış dünya ile fazla ilgilenme olanağı olmadı.

Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın vefatı doğal olarak yaşamımızın akışını da etkiledi.

Ancak yaşam ve kavga devam etmekte.

Salı Günü Avrupa Parlamentosu yeni başkanını ve dolayısıyla da Avrupa Parlamentosu Sosyalist (sosyal demokrat) Grubu yeni başkanını seçti.

Avrupa Parlamentosu’nun yeni başkanı Martin Schulz.

Alman sosyal demokrat. Almanya’da partisi SPD’nin de en önemli isimlerinden biri. Benim SPD üyesi olmamda en önemli rolü oynayan ve bugün geldiği yere yönelik basamakları tırmanırken geçmişte benim de kendisine destek verdiğim “ne istediğini ve almasını bilen” bir politikacı.

Türkiye Politikası konusunda da grafiği “inişli, çıkışlı”.

Eskiden Würselen Belediye Başkanı ve ardından Avrupa Parlamentosu’nun yeni üyesi olduğu yıllarda Türkiye’ye çok eleştirisel yaklaşan Schulz özellikle Kemal Derviş ile tanışmasının ve de o dönemin Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’in Dış İşleri Bakanı Joschka Fischer ile “Türkiye’nin AB Üyeliği’ni” destekleyen politikalarının da etkisinde kalarak tam bir “Türkiye Dostu” olarak tanımlanmaktaydı.

Bu çizgisi takriben bir buçuk yıldır belli bir değişime uğradı. AP Başkanlığı’na aday olması Rum ve Yunanlı milletvekillerinin de oylarına ihtiyaç duymasını beraberinde getirdiğinden daha eleştirisel bir Türkiye Politikası’na yöneldi son zamanlarda.

Kıbrıs konusunda da “KKTC Dostu” tanımlaması yapma şansımız olmadığı belirtmekte yarar var. Ancak bir sosyal demokrat olarak elbette diyaloğa açık.

Merak ediyorum acaba KKTC’de kim bu seçim sonucu sonrasında Martin Schulz’a kutlama mesajı gönderdi.

CTP ve TDP başta olmak üzere bence UBP, ÖRP ve DP’de bu konuda aktif olmalılar.

Rum Kesimi tam bir “otomobil satıcısı” edasıyla motoru bozuk otomobili bile “son model” diye pazarlama becerisi ile lobi faaliyetlerinde boş durmamakta.

Aynı şekilde AP Sosyalist Grubu’nun yeni Başkanı da Hannes Swoboda oldu.

Kendisini Türkiye’de başarılı bir şekilde “Türkiye Dostu” olarak alkışlatan Hannes Swoboda da aslında hep “sağ gösterip sol vuran” bir stile sahip.

Türkiye konusunda öyle açıklamaları var ki bazen “evet o tam bir Avusturyalı” dedirtebilmekte.

Ancak bu gerçeği değiştirmiyor.

Hannes Swoboda şimdi AP’nin ikinci büyük ve prensipte Türkiye ve KKTC için muhatap konumunda grubunun başkanı.

Acaba ona kutlama mesajı gönderen oldu mu KKTC’de?

İşte sadece bir kutlama mesajı yollamayı bile alışkanlık haline getirmeliyiz eğer “Kıbrıs Türkü’nün haklı davasını” anlatabilmek ve destel almak istiyorsak.

Özellikle parlamentolara yönelik olarak daha fazla lobi faaliyetine ihtiyaç var.

Kimse bana “para yok” demesin.

Bir kutlama mesajı göndermek kaç para?

Ve bu sadece ufacık bir örnek!

Hatırlatayım dedim!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + six =