Londra’da ‘balık ve rakı’lı meyhane: Sarıyer Balık

Londra’da ‘balık ve rakı’lı meyhane: Sarıyer Balık

0
PAYLAŞ

SPOT: Türk mutfağı kebapla yetinemeyecek kadar zengin… Londra’da 1980’lerin sonuna doğru artık yüksek kaldırımlarda Fransız, Çin restoranları dizisinde Türk restoranları da sosyetenin birbirine tavsiye ettiği mekanlar olmaya başladı. İşte bunlardan biri de klasik Türk meyhanelerine benzerliğiyle çekim alanı yaratan Sarıyer Balıkçısı….


 


FARUK ESKİOĞLU – Londra’da tiyatrolar kadar yeme içme kültürünün de önemli olduğunu söylersek yanılmayız… Kitapçıların en zengin rafları, televizyon kanallarının en çok “raiting” alan programları damak zevki üzerine…


1960’lı yıllarda Kıbrıslı Türklerle başlayan İngiltere’deye göç hikayemizde çıkınımızda götürdüklerimizden biri de şüphesiz Türk yemeğiydi… Bu koca adada önce kebabı tanıttık İngilizler’e sonra tanıtmakla kalmayıp 40 bin işyerinde yüzde 70’i Türk 200 bin çalışanlı dev bir sektör haline getirdik… Türk mutfağı kebapla yetinemeyecek kadar zengindi elbetle… 1980’lerin sonuna doğru artık yüksek kaldırımlarda Fransız, Çin restoranları dizisinde Türk restoranları da sosyetenin birbirine tavsiye ettiği mekanlar olmaya başladı.


Yemek kitapları ve ünlü Time Out dergisi asıl Türk yemeğinin Türklerin ilgi gösterdiği Türk mahallelerindeki salaş restoranlarda yenildiğini yazmaya başladı. Öyle ya merkez Londra’daki restoranlarda İngiliz damak tadı da gözetiliyor ve geleneksel Türk yemekleri melezleşiyordu. Aslında bu öneri Çin ve Hint mahalleleri için de geçerliydi…


Bir zamanlar Rum mahallesi olan ve 1990’larda Türk ve Kürtlerin göçüyle “Türk mahallesi” olarak anılmaya başlayan Londra’nın Kuzey yakasındaki Haringey’in upuzun caddesi Green Lanes’de belki 100’den fazla restoranda Anadolu’nun bütün yemeklerini tatmak olası. Memleket hasreti taşıyan tabelalarıyla Türk restoranlarındaki mönülerde lahmacun’un adı “Turkish Pizza” olsa da tadı Türkiye’dekinden değişmedi.


SARIYER’İ TAŞIYAN RESTORAN


Yerel Türk basınına Bab-ı Ali’lik eden Green Lanes caddesinde küçük ama şirin bir restoran var ki mönüsüyle tarzıyla diğer restoranlardan ayrılıyor: Sarıyer Balık…


Sarıyer, yerel Türkçe basının da mekan tuttuğu Green Lanes’in Güney ucunda. Pençeresinde rengarenk çiçek açmış uzun saksıları ve camında silinmeye yüztutmuş “Sarıyer Balık” yazısıyla bu küçük restoran, İngiliz dergilerinin adından sıkca bahsettiği izlenimini hiç vermiyor. Sarıyer Balık, her İngiliz’in neredeyse başucu dergisi sayılan dışarı çıkma rehberi Time Out’un 180 restoran arasından verdiği 2003’ün En iyi Türk Restoran’ı ödülünü almıştı. Ciddi ulusal gazete The Independent de geçen hafta Sevgililer Günü’nde ülkenin en romantik 50 restoranı arasında Sarıyer’i 26’ncı sırada onurlandırmıştı.


Keraat vakti öncesinde Sarıyer’in sırrını öğrenmek için Sarıyer’e gittiğimizde patronu Cihan Çubuk bir müşterisiyle dertleşiyor bir taraftan da ufak ufak demleniyordu. Sarıyer Balık’ı ziyaret ettiğimizde altı masanın ikisinde de balığın yanında rakı ve roko ısmarlamış Türk müşteriler vardı… Restoranda balık ağlarına tutuşturulmuş deniz atı ve midye kabuklarından gayri, nazar boncuğu göze çarpıyor. Sanki fırtınada yol alan bir gemide sağa sola savrulmuş reprodaksiyon deniz tabloları duvardaki hallerinin tam tersine dingin bir dekorasyonuna eşlik ediyor…


“KÜLTÜR ELÇİSİ”


Cihan Usta, bize hoşgeldin derken Polonya ya da Moldovalı olduğu aksanından belli olan güzel garson hemen masamıza servis açıyor. Usta, İngilizce bilgisini eleverircesine “No” demekle yetiniyor. Genç kız yemeğe değil konuşmaya geldiğimi “No”nun içinde saklı cümcelerden anlıyor ve servisten vazgeçiyor.


Kartvizitinde kendisini “Mr. Cihan” olarak tanıtan restoran sahibi 60’ına merdiven dayamış çok okumaktan ziyade çok gezmekten dolayı çok bilen haliyle “Ben nasıl yemek istersem burada da onu yapıyoruz” diye söze başlıyor.


Mutfakta eşi Seyhat ve şefi ile birlikte Sarıyer’i götürdüklerini söylüyor. Cihan Usta restoranla ilgisi aslında iyi yemeğe düşkünlüğünün ötesine hiç geçmemiş ta ki önce bir bir “takeaway” sonra da 6 yıl öncesinde bu mekanı satın alıncaya kadar. 13 yıl önce kendisini Türkiye’den İngiltere’ye savuran rüzgar iyi bir yaşam özlemi olmuş. Kolay değil tır sırtında o memleket senin bu memleket benim, direksiyon sallamış durmuş… şimde halinden çok memnun. “Burası benim ikinci adresim” diyor. Dostları müşterisi, müşterileri dostu olmuş. Her geleni tanıyor. Masalarına şöyle bir görünüp, bir Akdeniz selam verip, “Görmeyeli nasılsınız” demeden edemiyor.


Bodrum katı da sayılınca 16 masalık restoranın sırrını taze balığa bağlıyor. “Bizde donmuş balık çok az… Taze balığın da her türünü ızgaradan buğulamaya her biçimde yapıyoruz. Salata ve meze türlerimiz haydariyeden mücvere Türkiye’yi aratmıyor…”


Haftanın her günü yüzde 70 dolulukla çalıştığını söyleyen Cihan Usta’ya göre müşterilerin çoğu da İngiliz… “Türkiye’ye gidip de balık yiyen İngiliz bir kere bizim müdavimimiz oluyor. Sevgililer Günü gibi özel günlerde dopdolu oluyoruz. Geçen hafta belki de 20 masa geri gitti…” diyen Usta, rakı muhabbetini iyi bildiğini ve müşterilerinin de çoğunun rakıcı olduğunu sözlerine ekliyor… “Ya İngilizler?” sorusunu da “İngilizler de öğrenmeye başladılar… Bir kere Türkiye’ye gidip de balık rakı muhabbetini tatmış bir İngiliz turist evine döndüğünde o tadı ülkesinde arıyor. Sarıyer Balık’ta da hasret gideriyor…” diye yanıtlıyor.


Hani Türk şarap ve biralarına da haksızlık etmeyelim… Sarıyer Balık’ta rakının yanısıra Türk şarapları ve biralarının da zevkle içildiğini söylüyor Cihan Usta…


Biz Sarıyer’e hoşçakal derken, memleketin sessiz kültür elçisine teşekkür ediyoruz. O da Zeki Müren’in derinden gelen şarkıları eşliğinde muhabbetin en koyusunun yaşanacağı keraat vaktini bekliyor.


FOTOFRAF: Sarıyer Balık’ın sahibi Cihan Çubuk

BİR CEVAP BIRAK