Londra’da çeteler…

Toplum olarak en büyük sorunlarımızın başında uyuşturucu ve çeteleşme geldiğini söyleyebiliriz…

Önceki gün meydana gelen silahlı saldırıda, 32 yaşında Ali Armağan isimli bir toplum üyesi öldürüldü. İngiltere basınına göre saldırı çeteler arası bir hesaplaşmaydı…

Bu toplumsal bir olaydır. Nasıl parmakta çıkan dolamadan bütün organizma sorumluysa, çeteleşme ve cinayetlerden de toplum olarak hepimiz sorumluyuz… Kısaca hepimiz suçluyuz… Faturanın genç insanlara ve onların ailesine yıkılması işin kolaycılığı ve insafsızlığıdır.

Genç bir toplum üyesinin yaşamının böyle sonlanmasında topluma hizmet eden ciddi kurum ve kuruluşlar ile dernekler şapkalarını önüne koyup düşünmeli… Düşünürken şu soruların yanıtını da bulmaya çalışmalı:

– Çeteleşmenin önüne nasıl geçebiliriz?
– Cinayetleri nasıl önleyebiliriz?
– Eğitim ve genç kuşağa gelecek hazırlamak için neler yaptık? Neler yapabiliriz?
– Gençleri dinledik mi? Nasıl dinleyebiliriz?
– Gençlerle ilgili hangi araştırmalara ön ayak olduk?
– Kurumları harekete geçirmek için çabamız oldu mu?

Bazı derneklerin bu soruna karşı kampanya ve çalışmaları olduğunu fakat çok yetersiz olduğunu düşünüyorum… Asıl kaygım ise bu olayların sürmesi ve kan davasına dönüşmesi…

Bu yazımı eğer bu işlere bulaşan genç arkadaşlarım okuyorsa, lütfen ellerini tetikten çeksinler. Kan davasının sonu yoktur. Her cinayet pek çok masum ailenin de cezalandırılması anlamındadır… Eğer istemedikleri işlere bulaşıp geleceklerinden kaygılıysalar, Londra’yı terkedip Türkiye’de küçük bir tatil köyünde kendilerine bembeyaz bir sayfa açsınlar… Türkiye’de iyi İngilizce bilmek, tek başına bir meslektir… Unutmasınlar…

Bu arada İşçi Partisi’nden Tottenham Milletvekili David Lammy, “Ailelerin tokat hakkı olsaydı, çeteleşme ve kendi başına buyruk yaşam tarzı bu boyutta olmazdı” demiş… Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Johnson da bu öneriyi desteklemiş… Hani Jonhson muhafazakar bir politikacı da İşçi Partisi’nin milletvekili Lammy’ye ne demeli?
Mr Lammy, oğulları çetelelere karışan ailelere sorsaydı, herbirinin mutlaka çocuklarına en azından bir tokatlarının nasip olduğunu öğrenirdi…

Koskoca bir milletvekilinin 1950 öncesi yöntemle çeteleşmeye çözüm araması, “toplum olarak işimizin harbiden zor” olduğunu gösteriyor…

OLİMPİYAT KÖYÜNDE MC’DONALDS…

Geçen gün bir grup gazeteci ile birlikte 2012 Londra Olimpiyat’larının yapıcağı Olimpiyat Köyü’nü gezdik…

Hackney’deki Olimpiyat Köyü metal çöplüğün üzerine kurulmuş. Bütün alan temizlendikten sonra toprağı da bir güzel yıkanmış…

Olimpiyat Köyü, bölgenin çehresini değiştirmeye başlamış bile… Hackney’deki yemyeşil yosunlu ve berbat kokulu kanallar, şimdi kartpostal resimlerini andırıyor…

Olimpiyat Köyü’nde inşaat sürüyordu. İşçiden çok makinalar gördüm.

Rehber; ısıtma, havalandırma ve çöplerin geri dönüşümünde en son teknolojinin kullanıldığını, çevre dostu bir Köy yapıldığını anlattı…

Yalnız Olimpiyat Köyü’nün tek dev restoranını olimpiyat dönemi boyunca McDonald’s işletecekmiş… Bu yorumu çevrecilere ve sağlıklı beslenme üzerine kafa yoranlara bırakıyorum…

Tur boyunca “Olimpiyatlar neden yoksul ülkelerde yapılmaz ki?” diye de düşündüm hani…

Yoksul ülkelere, gelişmiş ülkelerin bir hediyesi olarak “olimpiyat köyü” yapılsa ne iyi olurdu… Böylece hem yoksul ekonomilerin kalkınması, hem de yoksul dünyayı yerinde görme olanağı yaratılmış olurdu… Tabii bu vahşi kapitalizmin yapacağı iş değil… Bu yalnızca sosyalist dünyanın düşünüp hayata geçireceği bir proje…

Önceki haberUludere dosyası inceleniyor
Sonraki haberDersim’in Kayıp Kızları’nı kaçırmayın
Faruk ESKİOĞLU
1958’de Akşehir’de doğdu. Parkalı dönemin tanıklığını yaptı. 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’de Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde ‘master’ yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. 1985’de yerleştiği Londra’da da medya okudu ve film yapımcılığı kursları aldı. Nokta İngiltere Temsilciliği yaptı ve Hürriyet Londra bürosunda görev aldı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak çalıştı. 2001 ekonomi krizinde Londra’ya döndü ve gazeteciliğini sürdürdü. 2005 Ocak’ında dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. 2007'de "Aşkolsun Adı aşk olsun!" başlıklı belgesel romanı Türkiye'de yayınlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.