Londra’da Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye konuşuldu

Londra Toplum Merkezi’nde dün yapılan panele, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, HDP Bitlis milletveliki Mizgin Irgat, gazeteci yazar Fehim Taştekin ve DAY-MER Başkanı Aslı Gül konuşmacı olarak katıldı.

DAY-MER Başkanı Aslı Gül, festival çalışmaları hakkında da bilgi verdiği panelin açılışında, son dönemlerdeki gelişmeler ve Türkiye dış politikasında gelinen son durum ve katliamların yarattığı taribatlardan söz etti.

Tek çözüm demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi

Yoğun ilginin olduğu ve yaklaşık 300 kişinin katıldığı panelde konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Türkiye’nin dış politikasında gelinen noktanın, katliamları içinde barındırdığını ve bu saldırıların sona erdirilmesi için tüm demokrasi güçlerinin birleşmesinin tek çözüm olacağını belirtti. İç politikadaki baskı ve şiddet rejiminin dış politikayla bağlantılı olduğunu söyleyen Gürkan, son zamanlarda Rusya, İsrail ve Mısır’la ilşkilerin ve görüşmelerin tekrar başlaması, Suriye ile de aynı yakınlığın gösterilebileceğini belirtti.

“Kürt sorununda sadece inkarcı bir süreç değil, aynı zamanda imha politikalarında ısrar ediliyor” diyen Gürkan konuşmasına şöyle devam etti: Sadece basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara baktığımızda nasıl bir rejimle karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Toplu sözleşme hakkı AKP tarafından işçilerin elinden alınmaya çalışılıyor, sendikalar teslim alınıyor. Farklı inançlardan kesimleri yok sayıyorlar. Kontrol edemediği akademisyenleri terörize ederek zapturap altına almak istiyorlar. Saraya bağlı bir yargı sistemi yarattılar.

Bütün bunlara karşı tüm demokrasi güçleri, inanç grupları, sendikalar, meslek örgütleri, kadın örgütleri, Kürtler ve diğer azınlıkların ortak hareket etmesinin önemine değinen Gürkan, bir soru üzerine, HDK ve HDP deneyimlerinden sonra, nerelerde sorunların olduğu ve gelişmenin önünde engellerin neler olduğunun daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Rejim sadece Kürtlere saldırmıyor. İzlediği politika gereği, başta işçiler olmak üzere, çevreciler, kadın ve meslek örgütlerine, akademisyenlere, gazetecilere saldıranın da aynı politika olduğunu söyledi.

“12 Eylül rejimini aratır bir rejimle karşı karşıyayız”

HDP Bitlis milletvekili Mizgin Irgat ise konuşmasında, dokunulmazlıkların kaldırılmasına değinerek, HDP milletvekillerinin hiç bir zaman dokunulmazlıklarının olmadığını ve sürekli bir baskı uygulandığını söyledi. Kürt illerinde devletin yarattığı taribatın çok büyük olduğunu ve bir gün bu yetkililerin savaş mahkemelerinde yargılanacaklarını belirterek, “Bu işin peşini bırakmayacağız, mutlaka hesap verecekler” dedi.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında yeniden başlatılan savaşın tek sorumlusunun Erdoğan ve AKP olduğunu söyleyen Irgat, en temel sebebin ise, darbe rejiminin koyduğu yüzde 10 barajını HDP tarafından aşılmış olduğunu belirtti. 12 Eylül rejimini aratır bir rejimle karşı karşıya olduklarını söyleyen Irgat, savaşın sivil halka yönelik olduğunu, sokak sokak, köy köy yok edilmeye dönük bir saldırının söz konusu olduğunu belirterek, Erdoğan ve AKP’nin tüm toplumu dizayn etmeye çalıştığını söyledi. Irgat, Rojova’daki kadınların mücadelesinin de tüm dünya tarafından bilindiğinin antını çizerek, “Artık şu soruyu sormanın zamanı geldi; Demokratik Bloku nasıl güçlendireceğiz” dedi.

“Dışarıda barışıp içeride daha büyük bir yumruk vurmaya çalışılıyor”

Panelin bir diğer konuşmacısı gazeteci yazar Fehim Taştekin’di. Ortadoğu ve Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda bulunan Taştekin, son 100 yıl içinde Kürtlerin çeşitli katliamlar sonrasında Suriye’ye göç ettirildiğini ve Kürtlerin varoluş mücadelesinde Rojava’nın önemli bir sembol olduğunu söyledi. Türkiye’nin Suriye politikasının büyük sonuçlar doğurduğunu ve ortaya çıkan savaşın çift başlı ve ikiyüzlü bir hal aldığını söyleyen Taştekin, Türkiye’nin destek verdiği cihatçı grupların El Kaideci olduğunu belirtti. Rusya ve İsrail’le barışma hamlelerinden sonra Suriye ile de böyle bir hareket olabileceğini belirten Taştekin, “Dışarıda barışıp içeride daha büyük bir yumruk vurmaya çalışıyor. Bu yumruk Kürtlere ve muhaliflere vurulacaktır” dedi.

Suriye yönetiminin eninde sonunda Kürtlerle masaya oturacağını söyleyen Taştekin, Kürtlerin ABD ile geliştirdiği ilişkilerin Suriye yönetimini rahatsız ettiğinin altını çizdi. Rusya’nın Kürtlerden, Şam ile birlikte hareket etmesini istediğini ve Türkiye’nin de Şam’la ilişkilerini geliştirmesi durumunda Kürtlere saldırı zemini üzerinden olacağını söyleyen Taştekin, Türkiye’nin mutlaka bir gün Kürtlerle tekrar müzakerelere başlayacağını, fakat bunun henüz şimdi olmayacağını belirtti. İsrail ile Türkiye’nin aslında hiç bir zaman ilişkilerinin bozulmadığını belirten Taştekin, Rusya’nın mutlaka Türkiye’den tavizler aldığını ve bunun da, Türkiye’nin Suriye politikasının iflaz etmesi anlamına geldiğini de sözlerine ekledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty + three =