Londra’dan bir çınar daha göçtü: Halis Uğuz

Londra’daki ilk Türkiyeli göçmenlerden ve toplumdaki ilk büyük grevini gerçekleştiren işçilerden Halis Uğuz (85) bugün sabah (16 Ocak 2021) Londra’da tedavi gördüğü hastanede korona virüsten dolayı yaşamını yitirdiği açıklandı.

Halis Uğuz’un oğlu Ethem Uğuz, babasının üç gün önce rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını ve hastanede de çok iyi bakıldığını belirterek, “Tesellimiz babamızın 85’ine kadar ağır hasta olmadan, acı çekmeden ve her zamanki gibi güleryüzlü iyi bir yaşam sürmesi oldu. Bizi arayarak acımızı paylaşan dost ve arkadaşlara teşekkür ediyoruz” dedi.

Ethem Uğuz cenaze işlemlerinin tamamlanması ardından babasının Akşehir’deki Altuntaş mahallesinde toprağa verileceğini belirtti.

Gazeteci Faruk Eskioğlu Londra’da Bizim’Kiler kitabında, Halis Uğuz’u ve onun bakışıyla toplum tarihi açısından büyük öneme sahip Wimpy grevini şöyle anlatmıştı:

WİMP İŞÇİSİ HALİS UĞUZ: GREVİN GÖTÜRÜSÜ GETİRİSİNDEN ÇOK OLDU

Halis Uğuz (1936), İngiltere’ye geldiği Ocak 1971’den 1974’e kadar Wimpy’lerde işçilik yapar. Uğuz, “Daha fazla ücret ve hak için greve gittik. Grev sonrası Ali Usta 115 Wimpy şubesini kapatmak zorunda kaldı. Grevde belki kazandık ama toplumun bu ülkeye göç etmesi ve iş sahibi olmasına destek olan işyerlerini de kaybettik. Yıllar sonra geriye baktığımızda kaybettiklerimizin çok daha büyük olduğunu düşünüyorum” diyor.

“O zamanlar ayaküstü yiyecek çok popüler olmuştu. İçerisi her zaman dolu oluyordu. Üç müşteri çıktığında dışarıda bekleyen üçü içeri girebiliyordu” diyen Uğuz Wimpy’deki iş koşullarını da şöyle anlatıyor:

“Çok hızlı tempoda çalışıyorduk. Uzun saatlerde işyerinde kalıyorduk. Piyasaya göre iyi para alıyorduk. Ben 16 sterlin haftalıkla başlamıştım, 4 yıl sonra 25 sterline yükseldi. Tekstilde çalışan hemşerilerim 9 sterlin haftalık alabiliyordu.”

Uğuz, çalışanları da şöyle aktarıyor:

“Başka ülkelerden de işçiler vardı tabii. Türkiyeli çalışanların çoğu büyük kent görmeden Londra’ya gelmiş, cahil insanlardı. Müşteriye çok kaba davranıyordu. Bağırarak konuşuyor, çok da sık kavga ediyorlardı. Temiz değillerdi ve çoğu da işi çok geç kavrıyordu. İşyerinde çalışanların hırsızlığı da çok yaygındı. Bir keresinde Ali Usta hırsız çalışanlara kızmış, ‘İnsaf edin yahu! Hanginizin evinde çatalımız tabağımız yok! Yeter artık!’ demişti.”

PERMİT’İ AKŞEHİR PAZARINDA SATIN ALDIM

Uğuz, memleketi Akşehir’in Gürnes köyünde 1970’lerde “permit” satan Erbil isimli bir Kıbrıslı’dan 1000 TL karşılığında permit satın aldığını belirterek, “Erbil’in organizasyonuyla Ocak 1971’de 9 arkadaş minibüsle Belçika Brüksel’e geldik. Sonra üçer kişi trenle Londra Victoria’ya getirildik. İlk birkaç gün yazıhane denilen bir ofiste kaldık sonra Erbil bizi işyerlerine dağıttı ve işçilerin kaldığı evlere de yerleştirdi. Ben de ilk olarak Wimpy’de bulaşıkçı olarak işe başladım. Biraz İngilizce öğrenince garsonluğa geçtim. Menajerlik teklif edildi ama ‘İngilizcem yetmez diye’ kabul etmedim. Ancak 9 yıl sonra eşim ve 18 yaşın altında olan çocukları Londra’ya getirebildim” diye konuşuyor.

Sorumuz üzerine Londra’ya göçmekten memnun olmadığını söyleyen Uğuz, “Biz farkında olmadan çok güzel bir ülkeye gelmişiz. Özgürlüğü, teknolojisi, sanat ve kültürü çok zengin olan bir ülkeye… Biz bunlardan hiç yararlanamadık. Türkiye’deki gibi çalıştık, Türkiye’deki gibi yaşadık. Bu nedenle ‘Hani gelmeseydik de olurdu’ diye düşünüyorum” diye devam ediyor.

AÇIK GAZETE: Uğuz ailesine başsağlığı diler acılarını paylaşırız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.