Londra’dan kürtaj yasağına tepki

Londra’dan kürtaj yasağına tepki

0
PAYLAŞ

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi , Sosyalist Kadınlar Birliği, Roj Kadın Meclisi, EL-COM, DAY-MER, Yeni Kadın, Kürt Toplum Merkezi, Halkevi, FED-BİR, YÇKM,
Koçgiri Londra, GİK-DER ve Nurhak Kültür Evi yaptıkları ortak açıklama aynen şöyle:

“Basına ve kamuoyuna

Değerli Dostlar, Değerli Basın Emekçileri

Gerici sistemin ve onun temsilcisi olan AKP hükümetinin yapmak istediği şey, kadınların bağımsız birey olmaları değil, ‘geleneksel kadını’ yaratmak, bu kadın tipini kalıcılaştırmak, kadınlığı yontarak, istedikleri biçimde şekillendirmektir.

Yani sıklıkla tartıştığımız gibi sistem cins sorununu ya da kadın gerçekliğini görmezden geliyor. Bu durum o kadar önemseniyor ki, üzerine o kadar kafa yoruluyor ve farklı stratejiler, politikalar ve kurumsal mekanizmalar geliştiriliyor ki, kadınlar doğdukları günden ölünceye kadar ‘tanımlandıkları’, ‘sonu belli olan’ bir yaşam içerisinde kim olduklarını dahi sorgulayamayacak kadar kendilerine yabancılaştırılıyor. Kadının varlığı kadın dışında olan herkesçe karar verilirken, o yok sayılıyor.
Kadın; ailenin, erkeğin ve devletin malı olarak tanımlanıyor. Yine bu genel toplumsal kabul ne yazik ki, önce kadınlarca içselleştiriliyor. İşte bu çarpık gerçekliğin en son örneği, AKP Kadın kollarının gerçekleştirdiği kongrede yaşanmıştır.

Derdini anlatan bir köylüye ‘ananı da al git’ diyen , Kürtlere yönelik baskı ve şiddet tartışıldığında ‘Kadın da olsa, çocuk da olsa gereği yapılacaktır’ diyerek Kürt kadınları ve çocukları da açıkça tehdit eden, hükümetin başı olan şahıs değil mi? Kadınlardan söz ettiğinde kadının işinin aile ve annelik olduğunu sıklıkla hatırlatmıyor mu? ‘En az üç çocuk doğurun’ diyen bu gerici zihinli başbakan değil mi? Hopa’daki eylemlerde ön plana çıkan bir kadın için ‘Kadın mı kız mı belli değil’ diyen, işsizliğin işten çıkarmalar ve hak gaspları sonucu gün geçtikçe arttığı koşullarda kadınlara evlerine dönmelerini, asıl görevlerini ihmal etmemelerini salık veren bu zat değil midir? Zaten çalışan kadınların da aileye destek mahiyetinde çalıştığı için ‘yarı işçi’, ‘ucuz işçi’, ‘kayıtsız işçi’ olarak görülmesini destekleyen, siyasette, mecliste, yasalarda, anayasada kadınlara yönelik hak taleplerini ‘kadınların korunmaya ihtiyacı yoktur’ diyerek reddeden mantığın sahibi yine aynı kişi değil midir? Anayasada kadınların aile başlığı altında ele alınarak bireysel haklarından yoksun bırakılması için çaba harcayan, kadına yönelik şiddeti meşru gören, tecavüze uğrayan kadınların ‘serbestliğini’ sorgulayan, kadınların muhalefeti karşısında ‘belden aşağı’ hakaretler savuran, kadınların her türlü yasal taleplerini reddeden, görmezden gelen, eğitimin tamamen paralı hale getirilmesi ve özelleştirilmesine yönelik olan 4+4+4 yasası ile esasta tüm çocukların ama özellikle kız çocuklarının okumaya devam etmesi engellenerek hem erken yaşta evlendirmenin önünü açan, hem ucuz işgücü hem de kayıt dışı emeği ile en fazla sömürülecek işçiler yaratmaya çalışan başbakan Erdoğan, son katıldığı AKP kadın Kolları Kongresi’nde ‘Her Kürtaj bir Uludere’dir’ diyerek yeni bir tartışmayı da fitillemiş oldu! Elbette bu sadece Erdoğan’ın şahsi bir görüşünden ibaret değildir. Bu görüş, gerici devlet makanizmasının ve asırlara dayanan sömürü toplumlarının ve onların başında oturan erkek eğemen zihniyetin öteden beri sahip oldukları kadın düşmanı fikirleridir.

Kadınlar kürtaj hakkı için yüzyıllardır mücadele sürdürmektedirler. Ve kürtaj, kadın mücadelelerinin sonucu kazanılmış bir haktır. Bu hak, erkeğin ve devletin kadın bedeni üzerindeki vesayetini kaldıran çok temel haklardandır. Şimdi bu ülkenin hakim sınıflarını temsil eden AKP hükümeti, bu temsili rolünü “emperyalizme uşaklıktaki müthiş azmi” ile güçlendirerek kürtaj hakkını yasaklama yönünde hızlı adımlar atmaktadır! Kürtaj yasağı, devletin, erkeğin sadece kadın bedeni üzerinde değil, bir bütün olarak kadının yaşamı üzerindeki tahakkümünü yasallaştırmak demektir. Asla izin verilemez!

Aslında bu durum sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadının bedeni üzerinde oynanan bir oyundur. İngiltere’de kadınların kürtaj hakkının elinden alınmak istenerek, zorunlu doğuma maruz bırakılması, yine Ukranya’da kürtaj hakkının kaldırılması uygulamalarına bir bütün olarak baktığımızda gerici bir anlayışın ürünü olarak karşımıza çıkarlar.

Geçtiğimiz günlerde Mısır’da çıkarılan bir yasa ile, hayatını kaybetmiş bir kadının, kocası tarafından 6 saat süreyle tecavüze uğramasının yasallaştırılması ve kocaya bu hakkın tanınması artık sözün bittiği yerdir. Yine ülkemizde 13 yaşında 27 devlet görevlisi tarafından tecavüze uğrayan N.Ç. Davasında mahkemenin “kendi rızasıyla beraber olmuştur” yönündeki kararı kadının yasalar ve mahkemeler aracılığıyla nasıl ikinci kez kurban konumuna düşürüldüğünün ve yasaların sadece erkekler lehine işlediğinin en açık ifadesidir. Sistemlerin bedenimize yönelik bu pervasızlkları, tecavüzleri asla kabulumüz olamaz ve olmayacaktır. Bizim bedenimiz bizim hakkımızdır, başka kimseye bu hakkı vermiyoruz ve başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ‘tecavüze uğrayan kadın doğursun…’ , ‘tecavüze uğrayan kadın tecavüzcüsüyle evlensin…’, ‘tecavüze uğrayan kadın doğursun, sonra kendisi intihar etsin…’ diyen tüm gerici zihindaşlarını aynı şekilde kınıyor, kadına yönelik bu gerici saldırıları şiddetle protesto ediyoruz.

Kürtaj bir cinayet değildir! Kürtaj hakkı, kadının kendi bedeni üzerindeki doğurganlığı ve kendi yaşamını belirleme hakkıdır. Bu hakkı gerici anlayışlar ve dini hurafelerle kuşatarak kadını bir kez daha kendi kontrolü altına almaya çalışan, onun bedeni üzerinde politikalar uygulayarak teslim almaya çalışan bu sisteme HAYIR diyoruz.

BİZİM BEDENİMİZ, BİZİM HAKKIMIZDIR!
ELİNİZİ, DİLİNİZİ BEDENİMİZDEN ÇEKİN!
KÜRTAJ HAKTIR, ROBOSKİ KATLİAMDIR!”

BİR CEVAP BIRAK