MACARİSTAN’DAN… Budapeşte trafiğinde NATO

Budapeşte önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyor. 

Havaalanından şehre uzanan geniş Üllöi Caddesi’yle kesişen bulvar üzerinde otomobiller sıra sıra.

Trafik kilitlenmiş durumda.

Kontaklar kapatılıyor, otomobillerin camları açılıyor, insanlar sonbaharın ılık güneşinden yararlanmaya çalışıyorlar.

Aslında trafikteki bu yoğunluk Budapeşte’de son zamanlarda çok da şaşırtıcı bir durum değil.

Tuna nehri boyunca uzanan, şehrin Buda ve Peşte yakalarını birbirine bağlayan zarif köprüler son aylarda arka arkaya trafiğe kapatılıp, aylar boyunca sürecek bakıma alınıyor.

Sadece köprüler de değil.

Şehir aslında koca bir şantiye gibi. Mevcut metro hatları yenileniyor, yeni hatlar inşa ediliyor, onlarca yıldır el bile sürülmemiş yollar asfaltlanıyor, binalar yıkılıyor, yerlerine yenileri dikiliyor.

Ama bu seferki tıkanıklık alışılmış olanlardan farklı. Çünkü trafiğin tamamen durduğu bu bulvar şu sıralar, havaalanından gelen önemli konuklar için trafiğe kapatıldı.

Budapeşte önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyor.

NATO ülkeleri savunma bakanlarının ve toplam olarak 44 ülke delegasyonunun bir araya geldiği; ağırlıklı olarak Afganistan’ın ve dünyada terör eylemlerinin ele alınacağı toplantı Budapeşte’de gerçekleşiyor.

YOĞUN ÖNLEMLER

“Sanki bu konferansın burada yapılması da çok lazımdı!” diye homurdanıyor, arabasından inip biraz kollarını belini hareket ettiren orta yaşlı şişman bir adam.

“NATO’nun çok önemli bir ülkesiyiz ya! Sanki biz olmadan bu dünyada güvenlik sağlanamayacak”…

Sözlerindeki bu şaka yollu takılmaya, yolda birkaç kişi gülerek destek veriyor.


On milyonluk bir nüfusa sahip Macaristan’ın yapabileceklerini konuşarak zaman geçirmeye çalışıyorlar.

“Neden öyle diyorsunuz” diyor bir başkası. “Bizim ordumuzun ne de olsa, savaş uçakları bile var!”

Gerçekten de dediği doğru.

Macaristan’ın, ulusal bayramlarda gösteri uçuşu yapan gurur duydukları modern savaş uçakları var.

4 yıl öce satın alınan bu modern filo hepsi hepsi on beş uçaktan oluşuyor, ama olsun!

Avrupa’nın bu bölgesinde, hava kuvvetlerinde tek bir savaş uçağı bile olmayan ülkeler de var. Hızla küreselleşen dünyada Orta Avrupa’nın bu küçük ülkeleri de, birçok alanda söz sahibi olabiliyor.

Bu ılık sonbahar gününde yolda beklemeye devam ediyoruz.

Şu an, bu bulvar üzerinde trafiğe takılan herkes, gideceği yere geç kaldı.

Bu kesin.

Ama beklemekten başka yapacak bir şey de yok.

Bekliyoruz!

Zaman zaman caddeden resmi araçlar, polis konvoyları, özel korumalı ekipler hızla bir yerlerden gelip bir yerlere gidiyor.

Dünkü gazeteler, NATO zirvesinde güvenlik önlemlerinin ne kadar yüksek olacağını vurguluyorlardı.

NATO’nun önde gelen ülkelerini temsil eden delegasyonlar için özel koruma önlemleri alınacağı belirtiliyordu.

Delegasyonu özel olarak korunacak ülkeler arasında Türkiye’nin de adı geçiyordu.

44 ülkeden gelen yüzlerce, belki bini aşkın insan acaba nerede kalacak?

Bu otelleri tek tek şehrin normal hayatından soyutlamak mümkün olamayacağına göre, acaba bu delegasyonlar nasıl korunacak?


BASIN, ÖNLEMLERİ SIRALIYOR

Gazeteler, televizyonlar günlerdir halka, eğer âcil bir işleri yoksa yola otomobille çıkmamaları çağrısı yapıyor. Çünkü bizim şu an yaşadığımız gibi, Budapeşte’nin birçok yolu kısmen, ya da tamamen trafiğe kapalı.

Toplantıların yapılacağı, şehrin merkezinde, kongre otellerinin bulunduğu bölge ise, sadece trafiğe değil, yaya gidiş gelişlere bile kapatılmış durumda.

Bu bölgede oturan insanlar, kendi evlerine bile giderken, dört ayrı polis kontrolünden geçecekler.

Dört kez kimlikleriyle, oturma belgeleriyle, polis kordonlarının ötesindeki kendi evlerine gitmek istediklerini kanıtlamak zorundalar.

Önlemler bu kadarla da bitmiyor.

Polis yetkilileri, NATO toplantılarının yapılacağı Budapeşte’nin merkez bölgesinde oturan insanlardan NATO zirvesi boyunca, toplantının yapılacağı binalara doğru cephesi olan evlerde pencerelerini hiç açmamalarını tavsiye etti.


İKİ GÜNLÜK AZAP

İnsanlar, “biz şehrimizde NATO toplantısı var diye havasızlıktan boğulmak istemiyoruz” diye şikâyetlere başlayınca ve bu huzursuzluk televizyonlarda da konu edilince, polis geri adım attı ve “pencereleri açmak yasak, ama unutup da açanlara da bir şey demeyiz” diye bir formül buldu.

Siren sesleri arasında geçen son konvoyun da ardından, dakikalardır beklediğimiz bulvarda hareket başladı.

Herkes sevinçle arabalarına doluştu, gideceğimiz yere, bir an önce ulaşmak için ara yollara daldık.

Polis, yolları ne kadar kapatırsa kapatsın, Budapeşte gibi eski ve düzenli bir şehirde, vatandaşlar yine de gidecekleri yere ulaşmalarını sağlayacak ara yollar buluyorlar.

Ne de olsa, eski bir Macar atasözünde denildiği gibi, “Avcı ne kadar çok tuzak bilirse, tilki de o kadar çok yol bilir.”

____________________

* Macaristan ile ilgili ayrıntılı haberler için: www.turkinfo.hu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.