Maden işyerleri ve işkolu sözleşmesi.

Maden işyerleri ve işkolu sözleşmesi.

0
PAYLAŞ

Maden işyerlerinde karşılaşılaşılan iş kazaları da, daha önce kamuya ait olan işyerleri. Bu işyerlerinin özel kişi ve şirketlerce işletilmeye başlanması sonucu, iş kazalarının arttığını görüyoruz. İzin alınmadan, kontrolsüz olarak başlatılmış kayıt dışı maden ocaklarında ise bu sonuç, kaçınılmaz olarak daha sık gerçekleşmektedir.

Daha önce kamuya ait olan işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, daha etkin olarak sağlanıp, kontrollerle de yenilenerek sürdürüldüğünden bu konuda, iş kazası haberlerini daha az alırdık.

Bu ocaklar, özel kişi ve kuruluşlarca işletilmeğe başlandığında, kamunun asıl işveren olarak izlemesinin yetersizliğinden kaynaklanan bir durum, özellikle söz konusu olabilmektedir. Ve önlem almaya yatırım yapma yerine, daha çok üretimin ve karın arttırılmasının ön plana çıkması, çalışma ilişkilerinin geldiği yeni boyutu, bize acı olarak göstermektedir.

Son günlerde, Yeni Çeltek maden ocağında yaşananlar, bu konunun bir üretim ilişkisi olmaktan öte, diğer boyutlarını da gözler önüne getirmiştir.

Yeni Çeltek’de ki işletme, maden ocakları işyerleri içinde önemli olduğu kadar, bu işyerinin son elli yıllık geçmişinde ki çalışma ilişkilerine baktığımızda, daha da önem kazanmaktadır.

Bu işyerinde, iş kazaları sonucu toplu olarak yitirdiklerimiz olmuştur.

Yitirilenlerle ilgili yargı, süreci, savunmalar, savunanlarla politika ilişkisi çoğu zaman gündeme gelmiştir.

Sendikalaşma sonucu, işçi çıkarmaları, işçi eylemleri olmuştur. İşyerinde grev de olmuştur. Sendikal rekabet olduğu gibi, sendikasızlaştırma dönemleri de olmuştur.

İşyeri bir kaç kez kapatılmak istenmiş, işyerini işçiler terketmemiş, direniş olmuştur.

İşverence işyerinde, işçilerin dosyalarının kamu denetimleri yapanlarca incelenip, tazminatlarının hesaplanmasının istendiği, görevlendirmelerin bile yapıldığı, dönemler de olmuştur.

Şimdi yine maden kapatılarak, işçilerin Soma’da ki işyerine nakli gündeme geldiğinde, işçiler yer altında ocakların içinde eyleme geçmişlerdir. İşyerinden ayrlmama eylemi, yeraltında açlık grevi eylemi ile de, yeni bir boyuta ulaşmıştır.

Burada gözden ırak tutulan ana konu, maden işçilerinin geçici ve gezici mevsimlik işçi niteliğinde olmayan konumlarıdır.

Maden işçileri, genellikle yerel, bölgesel alanda oturan ya da çalışma amacı ile oraya gelip orada yerleşen insanlardan oluşmaktadır. Bir ocakdan, bir ocağa toplu nakil konusunda ki, çalışma ilişkisi bu işkolunda söz konusu değildir.

Bütün işkolların da, işyerinin bu tür değiştirilmesi, işçi için tazminatını alarak, iş aktini feshetme hakkını getirmektedir. Ama bu yola işçiler gitmek istememektedirler.

Neden?

İşlerini kaybetmek istememektedirler. İşten ayrıldıkdan sonra yeni bir iş bulma olasılığı yok gibidir. İşsiz kalmak istememektedirler. Yerleştikleri, oturduları bölgeden başka bir kente ailecek taşınmayı ya da aileyi bırakark gitmeyi de, gelir durumunu azlığı nedeniyle istememektedirler. Daha acı bir gerçeklik olarak, ölümü adeta göze alarak, çalışmayı sürdürmek istediklerini belirterek, maden ocaklaraında yerin altıda bu eylemi yapmaktadırlar. Biz burdayız, varız diye, dikkat çekmek istemektedirler.

Duyarlılığımız, onlar yitirilince ortaya çıkmamalı, yitirmemeye çalışmalıyız. Duyarlılığımız asıl o zaman önem kazanmaktadır.

Bu gelişen durumdan hareketle, üzerinde durulmayan yasal bir düzenlemeyi, yeniden gündeme getirmek, hatırlatmak istedik.

1963 yılında çıkartılan, 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası ile, “işyeri sözleşmesi”nin yanı sıra “işkolu sözleşmesi” tipi de benimsenmişti. Yasanın amacını aşan bir uygulama biçimi gerçekleşmişse de, ikinci bir sözleşme tipi olarak vardı.

12 Eylül 1980 sonrası bu yasa tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni düzenleme, 2822 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ile de bu sözleşme türü yeniden getirilmemiştir..

Sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi düzenine ilişkin, AK Parti hükümetleri dönemin de çıkartılan, uygulamaya geçilen, 6356 sayılı yeni yasal düzenleme de ise, işkolu sözleşmesi tipine sınırlı da olsa yeniden dönülmüştür.

İş sağlığı ve güvenliği konusunda, işkolu toplu iş sözleşmeleri yapılabilecektir.

Ancak yasını çıkmasından bu yana getirilen bu toplu iş sözleşmesi tipi, uygulama alanına geçememiştir. Bir kaç bilim insanının, bu konu ile ilgili makaleleri dışında, konuyu gündeme getiren dahi bulunmamaktadır.

301 maden işçisini yitirdiğimiz, Soma gerçeğinden bu yana da, yıl değil artık yıllar geçmeğe başlamıştır

Önerimizi, söylemek istediğimizi açıkca, geliştirilmek üzere bir kaç nokta da dile getirmek istiyoruz.

1. Kamuya ait ve her ne şekilde olursa olsun, kamudan izinli işletilen tüm maden ocaklarını kapsayacak şekilde, iş sağlığı ve güvenlği konusunda, işkolu toplu iş sözleşmesi gerçekleştirilebilinir.

2. Yasa çıkartmaya bile gerek olmadan, çalışma ortamı ve çalışma ilişkileri buna göre düzenlenebilir.

3. Bu düzenlemeye göre denetimler sıklıkla gerçekletirilerek, iş kazaları ile ilgili önlemler konusunda, kaza öncesi önleme sistemi sağlanabilir.

4. Bu önlemlerin alınmamasının ortaya çıkması hailinde, bu tür işletmelerin yasalara ve sözleşmelere uygun üretimi gerçekleştirmeleri uyarılarak, bilgilendirilerek sağlanabilir.

5. Bu koşullara uymayanlarla ilgili, ceza işlemlerinin yanı sıra, başka bir daha maden ocağı işletmesi yapması da yasaklanabilir.

Bunların gerçekleşmesi için öncelikle, bu yasal düzenlemeyi hatırlayıp, uygulamaya geçmek için adımların atılması gerekir.

Bu konu da adım atan var mı?

Ankara. 12 Nisan 2016. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

2 × one =