Madenciler ve çalışma koşulları

İş kazaları haberleri ve ölümlerle karşılaşmalar sürüyorsa, yani bir ölçüde önemli değişiklikler olmuyorsa ve bu tür haberlerle karşılaşmak olağan hale gelirse, bu durum ülkede insana verilen değer için de bir ölçüt niteliğindedir.

Bir yolculuk öncesi bu haberlerin eksik olmaması, ülkeden çok uzak bir nokta da, yine bu haberleri alıyorsak, toplum olarak bahane yaratma lüksümüz yoktur. Sendikal örgütlenmelerin bu nokta da, ücretten daha duyarlı olmaları gerekir.

Emek hareketi, sendikal mücadele tarihine yöneldiğimiz de, maden işyerleri öne çıkar. Çalışma koşullarının ağırlığı bir yana, ücret azlığı bir yana, iş sağlık ve güvenliğine konu geldiğinde, işte orada direnç başlamıştır. Dünya edebiyatında, bu tür bir çok örnek eser vardır. Bu romanlar, zaman zaman filme de alınmıştr. Ülkemizde de, maden işçilerinin direnişleri, çalışma koşulları ve örgütlenmeleri üzerine filmler çevrilmiştir, edebiyat ürünleri verilmiştir. Bu çarpıcı çıplak gerçeklikleri sergilenmenin ötesinde, farkındalığın ve duyarlılığın artması sağlanmaktadır.

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yeni yasal düzenleme, ikinci yılında, bu süreç de gerçekleşen maden kazaları, toplu olarak değerlendirilebilirse, nedenler kamu oyuna açıklanırsa, bu konuda önemli bir adım atılmış olur. Sorunun kaynağı ve çözümü için, yeni öneriler geliştirilip, uygulama yönlendirilebilir.

Alt işveren ilişkilerine ve özellikle de, kayıt dışı çalışmalarda bu tür kazaların artması, olaya daha farklı bir çok açıdan bakmamızı gerektirmektedir.

Sendikalar, bu tür kazalar ile ilgili olarak, örgütlendikleri işyerleri dışında ki olayları da izlemek, sergilemek ve çözüm öneri ve süreçlerine katılmak zorundadırlar. Sendikal yayınları izlediğimiz de, özellikle de son yıllarda bu konuda yapılan çalışmalala ilgili bir kaç yapıt yayımlanmasının ötesinde bir gelişme görememiz, bu konularda ki eksikliğimizin açık bir göstergesidir.

Üniversiteler de, bu kouna ortaya çıkarılan araştırma, tez ve yayımlanan eserlerin de azlığı bir başka gerçekliği sergilemektedir. Üniversiteler de bu tür çalışmaların artması ya da desteklenmesi konusunda ise, neredeyse hiç örneğe rastlayamamız, işin bir başka acı yönüdür.

Değişik zamanlarda ve platformlarda söylediğimiz gibi, yine önrilerimizi yineliyelim ki, bazı gelişmelerin sağlanması açısından, küçük bir hatırlatma görev ve sorumluluğuzu yerine getirelim.

Maden iş kazaları ile ilgili düzenlenen, sigorta ve sosyal güvenlik açısından ve işin yürütümü sürecine ilişkin olanlar dahil, yapılan inceleme sonucu, iş sağlığı ve güvenliği raporları ve sonuçlarına ilişkin ortak bir seçki yapılarak yayınlanması, Bakanlıkça mutlaka gerçekleştirilmeli ve kamu oyuna sunulmalıdır. Bu kamu oyunun duyarlılığının artmasının ötesinde, işyerlerinin bilgi paylaşımını da gerçekleştirir.

Son bir yıldır, iş sağlığı ve güvenliği açısından, bir dizi eğitim programları ile sertifika verilmesi düzenlemelerine ilişkin olgunun, ortaya çıkan sonuca etkilerine yönelik inceleme, araştırma ve hatta denetim ve izleme yolu da açılmlalıdır. Yeni başlayan ve bir sektör olmaya doğru yönelen bu girişimlerin, bir rant kapısı olarak eğerlendirilmesi ve yanlışlığı da giderilerek, sisteme olumlu katkıları sergilenip, doğru ve gerçekçi saptamalar aktarılmalıdır.

Konuya ilişkin, yargı kararları ve bu kararlar öncesi ve sonrası, görüş ve değerlendirmeler yayın haline getirilmesinin ötesinde, bunların yargı çevrelerine de ulaması sağlanmalıdır.

Üniversiteler, bu konularda yeni tezlerin yazılması ve araştırmaların yapılmasının yolun açıp, hatta teşvik etmelidirler.

Sendikalar, bu konular da kış uykusundan uyanarak, değişik toplantı ve seminerleri de yaygınlaştırıp, bilgilendirmenin ötesinde, kamu oyunda farkındalığın artarak, duyarlılığın gelişmesini sağlamalıdırlar. Bu konu da yayınlara yönelmelidirler. Başka yayınları da desteklemelidirler. Topu iş sözleşmelerin de bu konuda adımlar atmalıdırlar.

Her şeyi yasalardan beklemenin, ya da sürekli ceza kesmenin, Kayıt üzerinde bazı şeylerin yapılıyormuş gibi gösterilmesinin, sisteme pek katkı sağlamadığı, ortaya çıkan bu tablolardan açık olarak görülmektedir.

Bir yaklaşım değişikliğine uzun bir yol haritasına, yeni söylemlere, fikirler üretmeye, duyarlılıkları arttırmaya, etik bilinç oluşturmaya, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü geliştirmeye gereksinimlerimiz var. Burada görev herkese düşüyor.

Sorumluluklarımız ve görev bilincimizle bunu birlik de oluşturmak ve yaşama geçirmek zorundayız. Bu insan olma ve insana değer vermenin de bir gereğidir. Bu gereklilikler yaşama geçsin ki, iş kazaları ve ölümler kaşısında, “KADER” deyip geçemeyelim. Bu haberlere alışır sıradan olaylar gibi bakmalayım.

Farkında olalım ve duyarlı olalım. Bu bir “KADER” değildir, önlemler alarak ÖNLENEBİLİR bir olgudur.

İspanya, Endülüs, Sevilla. 10 Aralık 2013. Salı ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.