Mahkeme, ‘Said Nursi tabelası inanç turizmini geliştirecek’ dedi!

Mahkeme, ‘Said Nursi tabelası inanç turizmini geliştirecek’ dedi!

0
PAYLAŞ

Mahkeme kararında, Said Nursi’nin İslam alimi olduğu ve yaşamının bir bölümünü Barla’da geçirdiği belirtilerek, meclis kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi bu kararın “yörenin inanç turizminin gelişmesine katkıda bulunacağı sonucuna ulaşılmıştır” ifadeleri dikkat çekti.

MECLİS’İN SAİD NURSİ TABELASI KARARINI YARGIYA TAŞIDI

Isparta İl Genel Meclisi, geçtiğimiz yıl 6 Aralık tarihindeki oturumunda, Said Nursi’nin sürgünde olduğu dönemde zorunlu ikamet ettiği Barla beldesinin ana yol kavşağına, “Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Yaşadığı Topraklardasınız” sloganının yazılmasını kararlaştırdı. Ancak bu karar, “Hazretleri” ifadelerinin yarattığı tartışmalar üzerine, “Bediüzzaman Said Nursi’nin Yaşadığı Topraklardasınız” şeklinde düzeltildi. Bunun üzerine İl Genel Meclisi’nin ‘tanıtım amaçlı’ olduğu ileri sürülen kararını yargıya taşıyan dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Mahmut Özyürek, uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek Isparta İdare Mahkemesi’ne dava açtı.

ÖZYÜREK: ‘SAİD NURSİ TABELASI CEZA KANUNUNA AYKIRI’

Dava dilekçesinde, Said Nursi’nin cumhuriyet karşıtı olduğunu öne süren Özyürek, bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bir yere adının verilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek il genel meclisinin kararının iptal edilmesini talep etti. Said Nursi adının il genel meclisi kararıyla Barla girişinde kullanılmasının “halkı kendi arasında düşmanlığa, kin beslemeye alenen tahrik edebilecek nitelikte olduğunu” ifade eden Özyürek, dava dilekçesinde kararın Türk Ceza Kanunu’na aykırılık oluşturduğunu ileri sürdü.

MAHKEME, SAİD NURSİ’Yİ DİYANET’E SORDU

Davayı gören Isparta İdare Mahkemesi, önceki gün gerçekleşen oturumda tartışmalara neden olan davayla ilgili kararını açıkladı. Mahkeme kararında, “Said Nursi’nin kim olduğu, İslam tarihindeki yeri, eserlerinin neler olduğu, Isparta İli ve Barla kasabası açısından nasıl bir öneme sahip olduğu, hayatı ve eserleri değerlendirildiğinde İslam inancı bağlamında ‘İslam âlimi’ olarak kabul görüp görmediğine” ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan bilgi istendiğine yer verildi.

DİYANET: SAİD NURSİ İSLAM ALİMİ, YAZDIKLARI KURAN TEFSİRİ’

Din İşleri Yüksek Kurulu’nca Isparta İdare Mahkemesi’ne verilen “Said Nursi” yanıtının özetine yer verilen Mahkeme kararında, Kurulun; “Said Nursi’nin 1878-1960 yılları arasında yaşadığı, yaşadığı dönemin siyasi ve konjoktürel şartlarına bağlı olarak kimi zaman tutuklandığı, sonrasında beraat ettiği, kimi zaman sürgüne gönderildiği, ardından serbest bırakıldığı, düşüncelerini ‘Risale-i Nur’ adını verdiği eserlerinde ortaya koyduğu, İslam inançlarının temellendirilmesine yönelik açıklamalardan oluşan bu eserlerin din ilimleriyle fen ilimlerine ait verilerin birbirini desteklediği anlayışı üzerine kurulduğu ve yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından bir tür ‘Kur’an tefsiri’ olarak, anıldığı, genel olarak İslam âlimlerince tenkite tabi tutulmayıp İslam inançları bağlamında ‘İslam Âlimi’ olarak değerlendirildiği, dini konularda eser kaleme alan bir müellif olarak kalmayıp ilgilendiği ve yetiştirdiği öğrencileriyle bir hareket oluşturduğu, 1926 yılından itibaren hayatının yaklaşık sekiz yıllık bölümünü Isparta iline bağlı Barla kasabasında geçirdiği, düşüncelerini ortaya koyduğu Risale-i Nur adındaki eserlerinin bir bölümünü burada yazdığı ve ‘Barla Lahikası’ adıyla kitaplaştırdığı belirtilmiştir” şeklindeki görüşüne de yer verildi.

‘MECLİSİN ‘SAİD NURSİ’ KARARI, İNANÇ TURİZMİNİ GELİŞTİRECEK’

Düşünceleri ve eserleriyle toplumun büyük bir kesimi tarafından kabul gören ve ‘İslam Âlimi’ olarak nitelendirilen şahsın isminin, hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Barla kasabasının tanıtımı için kullanılacak sloganlarda yer almasına ilişkin kararın, kültür ve turizm ihtiyacının karşılanmasına yönelik hizmetlerden olduğunun kabulü gerektiğinin altı çizilen Mahkeme kararında, il genel meclisinin aldığı kararda “herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi bu durumun yörenin inanç turizminin gelişmesine katkıda bulunacağı sonucuna ulaşılmıştır” ifadeleri dikkat çekti.

MAHKEME DAVAYI REDDETTİ

Davacının, ‘Bediüzzaman, Nursi’ gibi unvan ve lakapların kullanılamayacağı yönündeki iddiasına da değinilen kararda, “unvanların bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad, san, şahıs adlarıyla bir arada kullanılarak, şahsın ailedeki veya toplumdaki mevkiini gösteren bir ad şeklinde tanımlanması karşısında tanınan ve toplum tarafından kabul gören şahıslar için unvan ya da lakap kullanılmasında herhangi sakınca bulunmadığından yerinde görülmemiştir” denilerek davanın yemyiz yolu açık olmak üzere reddine karar verildiği belirtildi.

ÖZYÜREK: ‘CUMHURİYETİ RED VE İNKAR EDEN BİR KARAR’

Mahkeme kararının ardından bir açıklama yapan Isparta ADD önceki Başkanı Mahmut Özyürek, Isparta İdare Mahkemesi’nin Türkiye’de işlenen hukuk katliamına bir yenisini eklediğini ileri sürdü. Söz konusu kararda, llaik hukukun değil, ‘Şer-i hukuk’un hükümlerinin uygulandığını iddia eden Özyürek, “bu karar; ‘Deccale siyaset vasıtasıyla galip gelinmez’ diyen Kürt Said-in, Anayasa ve evrensel hukuk kuralları yok sayılarak koruma altına alındığının göstergesi, yargıya egemen olduğunun açık kanıtıdır. Bu karar; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yedi Düvel’e meydan okuyarak, dünyaya örnek bir kurtuluş savaşı ardından yapılan görkemli devrimlerle kazanıp kurduğu Türkiye Cumhuriyetini, ret ve inkar eden bir karardır” görüşünü savundu.

‘MENEMEN’E DE DERVİŞ MEHMET TABELASININ ÖNÜ AÇILDI’

Söz konusu kararın yalnız Isparta için değil, Menemen’e Derviş Mehmet, Elazığ’a Şeyh Said, Balıkesir’e Anzavur Mehmet, Tunceli’ye Seyyid Rıza’nın yaşadığı topraklardasınız, Sivas’a “kıyamın yapıldığı topraklardasınız” sloganlarının yazılmasına yasal dayanak sağlayacağını ileri süren Özyürek, “bu kararla Ege bölgesinde hemen tüm illerimizin ve ilçelerimizin girişine ‘Helen uygarlığının kurulup yaşadığı topraklardasınız’, başta İstanbul olmak üzere tüm Trakya topraklarındaki yerleşim yerlerine ‘Bizans Uygarlığının kurulup yaşadığı topraklardasınız’ sloganlarının asılmasının yasal dayanağı verilmiştir. Bu kararla, Atatürk Cumhuriyetinin tüm kurumlarının hukuksal güvenceleri ortadan kaldırılmış, Cumhuriyetin tüm kurumları ile birlikte lağvedilmesinin önü açılmıştır” iddiasında bulundu.

‘KURUL, DAHA ÖNCE NURCULUĞU İSLAM’A AYKIRI BULMUŞTU’

Mahkeme kararında yer verilen Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görüşüne de değinen Özyürek, mahkemeye, Din İşleri Yüksek Kurulu’nca 1964 yılında yayımlanan “Nurculuk Hakkında” adlı kitapçığı da ek belge olarak sunduklarını belirterek, söz konusu kitapçıkta Said Nursi’nin risalei nur eserleri ve nurculuğun İslam’a aykırı ve zararlı olduğu, nurculuğun milli ve dini birliği parçalayan bir zümrecilik olduğu tespitine yer verildiğinin altını çizerek şunları söyledi: “1964 tarihinden bu yana değişti? Dinimizin temeli olan Kur an mı değişti? Yoksa Din İşleri Yüksek Kurulu, Said Kürdünin yoluna mı girdi? Çünkü Said-i Kürdi; Risalelerinin Müslümanların kutsal kitabı Kuran’dan üstün gördüğünü açıkça göstermektedir. Risale-i Nur adeta zamanın Kuran’ıdır iddiasındadır.Sonuç olarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AİHM’in türban kararından sonra, ‘onlar ne anlar, ulemaya sormak lâzım’ demişti. Anlaşılan, Isparta İdare Mahkemesi de Başbakanın sözü doğrultusunda karar verdi ‘Atatürkçü Düşünce Derneği ne anlar, ulemaya ( Din işleri Yüksek Kuruluna) sormak lazım’ dedi. Ulemanın Kararını da bize ‘tebliğ’ etti.”

BİR CEVAP BIRAK