Malezya ve darbecilik oyunu…

Malezya modası geçecek gibi değil.
Yapıştı kaldı üzerimizde.
Hangi kanalı açarsanız açın, karşınızdaki  muhabir “Burası Malezya” ile söz başlıyor.
Ve hemen halkın giysilerine zom yapıyor kameramanlar.
Malum türban arıyoruz.
Dahası zorla türban giydirilenler var mı, onları bulacağız ya.
Ara ki bulasın.
Hani ülke ülke olsa neyse de…
Düne kadar İngiliz sömürgesi…
Kurtuluş savaşı gibi bir amaçları, girişimleri, ya da çabaları olmamış.
Üstelik “millet” oldukları da tartışmalı.
Nedeni İngilizler Hintlileri ve Çinlileri toplamışlar buralara taşımışlar.
Malayalar, Çinliler ve Hintlileri koymuşlar miksere, yani karıştırıcıya ve karıştırmışlar.
Al sana millet.
Melez bile denmez..
“Paçal millet”…
Ülke nüfusunun yüzde 40’ı başka dinlerden, yüzde 60’ı ise Müslüman.
Kalantan Eyaleti dışında yaşayanlar hayatlarından şikayetci değil. Herkes istediği gibi yaşıyor. Çalışıyor, her bir kitle, inançları doğrultusunda ibadetini yapıyor.
Kalantan Eyaletinde ise bu ramazan Oruç Polisi kurulmuş.
Eyalet yönetimi oruç tutmayanları yakalıyormuş.
Bu uygulama tabii ki kötü. Hem de çok kötü.
Savunulacak yanı olamaz.
Halk ile yönetim arasında bir sorun varsa çözümlenir, taraflar bu uygulamaya razı ise sorun yok demektir.
Benim, Malezya’nın içişlerine burnumu sokma gibi bir niyetim olamayacağına göre, üzerinde durmak istediğim Türk basını, medyası neden böylesine bir sazan tuzağına düştü.
Kimlerin dolduruşuna geldi.
Kimileri modaya uydu.
Kimileri “laf olsun, torba dolsun” diye ilk  bir muhabir-bir kameramanı, yıl sonu promosyonlu uçak biletiyle Malezya’ya yolladı.
Kimileri de oturdukları yerde –laf olsun, yer dolsun- diye anket düzenledi.
Anketi kaç gazete düzenledi bilemem ama Hürrriyet’ten –tabii ki internet portalından- izlediğim kadarı ile  ankette iki soru sorulmuş.
Soru l: Sizce Türkiye Malezya Olur mu?
Katılan çeyrek milyon insanın yüzde 56.7’si “Olurrrrr. Bal gibi olurrrrr” demiş.
Tabii bu kişilerde  yüzde 42.1’i de “Olmazzz. Bal gibi olmaz..” yanıtını vermiş.
Sonra ikinci soru sorulmuş okuyuculara:
“Türkiye Malezya olur-olmaz” tartışmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
a-Darbe çığırtkanlığı: yüzde 32.2
b-Sivil ve haklıbir tartışma: yüzde 64.7
Şimdi gelin de bu sonuçlara inanın.
Bir kere “darbe çığırtkanlığı” sonucu çok manidar.
Çünkü soru manidar.
Bu çığırtkanlığı yaptığı iddia edilen kişi kim?
Ertuğrul Özkök.
Kim oluyorlar kendileri?
Hürriyet’in herşeyi.
Bu Hürriyet’in herşeyi olan zat 10 gün önce darbe geliyor dememiş mi?
Demiş.
Peki bu sözler on gündür her yayın organında tartışılmıyor mu?
Tartışılıyor.
O takdirde böyle bir sonuç çıkması surpriz değil.
Çünkü böyle bir iddia “Sivil ve haklı bir tartışma” kisvesine sokulmak isteniyor demektir.
Yani darbe goygoyculuğunun adı “sivil tartışma”.
Adı bile yanlış. Darbeyi siviller değil askerler yapar.
Gelelim anketi düzenleyen zihniyet sahibi veya  sahiplerine.
Bu ve bunlar için, 28 ubat’ın “hınk deyicileri” mi desem?
O günlerde Sincan’da yürüyen tankların üstüne çıkmak için çırpınan postal kafalı gazeteciler mi desem.?
“Postmodern darbeye” karşı çıkan gazeteci meslekdaşlarının “andıçlanmasında” başrolü oynayan gazeteci sürekasından biri veya birileri mi desem?
Ya da 28 Şubat’ın kudretli ve kuvvetli orgenerali, darbenin bir numaralı komutanı Çevik Bir paşayla günün 24 değil, 25 saatini paylaşan apoletli gazeteci mi desem?
Böyle biri anket hazırlamışsa, sonuçları da böyle olur tabii ki.
Tabii ki yüzde 56.7 oranındaki kitle “Türkiye Malezya olurrrr” çığlığı atmış sayılır.
Amaç  “ihtilalcilik oyunu”  değil mi?
Öyleyse bu oyunu oynayın beyler, oynamaya devam edin ama inandırıcı olun…
Sadece inandırıcı…
Yoksa bu halk eskisi gibi palavraları yutmuyor artık.
Halkın gerisinde kalıyorsunuz.
Hiç olmazsa bunu farkedin…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here