Malezya’da İslam, demokrasi ve çok kültürlülük

Malezya’dayım. Burası Kuzeydoğu Asya’da bulunan 13 özerk eyaletten oluşan bir federasyon. 1957 yılına kadar İngiliz sömürgesi olan Malezya bu günlerde bağımsızlığının 50. yılını kutluyor. Ülkede nüfusun yüzde 50’sinden fazlasını hemen hemen tamamı Müslüman olan Malaylar oluşturuyor. Aynı zamanda Malezya’daki en kalabalık etnik kitle. İkinci büyük grup ise yüzde 35 nüfusa sahip olan Çinliler’den oluşuyor. Çinlilerin büyük bir çoğunluğu, Budist ama Hristiyan ve Müslüman olanları da var. Malezya’da yüzde 10 oranında da Hindistanlı var. İngilizler, Çinlileri ve Hintileri madenlerde çalıştırmak amacıyla işçi olarak getirtmiş ve 1957’den önce de bir kanun çıkartarak tüm Çinlileri ve Hintlileri vatandaş yapmıştır. Çinliler bugün Malezya’nın en zengin kesimini oluşturuyor. Malaylar kendi ülkelerinde uzun yıllar azınlık gibi yaşamış ve uzun yıllarda Çinlilere göre daha yoksul durumda olmuşlar. Bu durumu değiştirmek için son yıllarda Malaylar lehine yani Müslüman Malezyalılar lehine bazı ‘pozitif ayrımcılık’ denebilecek yasalar çıkarılmış. Bu düzenlemelerle Malaylar bürokraside, siyasette, ekonomide ve eğitimde daha etkin hale gelmiştir. Ülkede resmi dil Malayca. Ancak İngilizce, Arapça, Çince, Tamilce ve çeşitli etnik unsurların dilleri de konuşulmaktadır. Malezya’da devlet yönetiminde Müslümanlar, ekonomide Çinliler, profesyonel yaşamda ise Hintliler ağırlıkta. Peki farklı etnik ve dinsel topluluklarıyla adeta bir mozaik olan bu ülkede ‘Müslüman bir demokrasi yaratılabilir mi?  Veya böyle bir  ülkede İslam, demokrasi ve çok kültürlülük, siyasi ve ekonomik istikrarla bir arada götürebilir mi?
 
İşte Malezya bağımsızlığının 50. yılını kutlarken, aynı zamanda da ülkenin geleceğine de yön verecek olan bu konuları tartışıyor. 

Malezya özellikle son yıllarda yaptığı hamlelerle dünya ekonomisine canlılık getirip, “Asya Kaplanları’ndan biri olarak, ekonomik gelişmede mesafe kat etti ve ‘kendi yağıyla’ kavrularak, bir çok gelişmekte olan ülkeye de örnek oldu.

24 milyon nüfuslu ülkede kişi başına düşen milli gelir 3 bin 750 dolar. Enflasyon oranı ise yüzde 1.8.

Aslında Malezya’nın ilerlemesi,  1980 ve 1990’larda  Mahathir Muhammed’in  başbakan olarak düzenlediği yasalarla hayata geçti. Ummo Partisi’nin lideri olan Muhammed’in uyguladığı kalkınma modelinde iki unsur temel alındı: Birincisi İslam’ı kamu yaşamında etkin kılmak. Yani, İslami değerleri öne çıkarmak, İslami kurumlar oluşturmak ve daha geniş İslam dünyasıyla bir araya gelmek. İkinci unsur ise ‘pozitif ayrımcılık’ düzenlemeleriyle, nüfusun yüzde 50’sini oluşturan etnik Malaylara resmi kurumlarda ayrıcalık sağlamak. Ancak bu uygulamalar beraberinde tepkileri de getirdi. Malezya’da ülkenin ‘İslamileşme’sine karşı çıkan laik kesim ve insan hakları savunucularının sayısı her geçen gün artıyor.

Başbakan Yardımcısı Necib Razak’ın Temmuz ayında “İslam resmi dindir ve Malezya İslami bir devlettir.

Biz asla laik olmadık, çünkü Batı tanımıyla laik olmak, ülke yönetimiyle İslami ilkelerin birbirinden ayrılması anlamına gelir” sözleri üzerine ülkede zaten gergin olan dini-etnik gerilim daha da gerildi.

Malezya’da hükümeti en ağır eleştirenlerin başında Başbakan Mahathir Muhammed ile ters düşen, ‘yolsuzluk ve eşcinsellik’ suçlamalarıyla görevinden uzaklaştırılıp 6 yıl hücre hapsinde kalan eski Başbakan Yardımcısı Enver İbrahim var.  2008’e kadar  “siyasi yasaklı” olan İbrahim, ABD tarafından da zaman zaman ‘ılımlı İslam’ modeline örnek gösterilen, ‘demokratik Müslüman ülke’ tanımına karşı çıkarak, Malezya’nın ‘demokratik’ bir ülke olmadığını, ‘kısmi şeriat’ yasalarıyla yönetildiğini ve Müslüman olmayanlara bile bu yasaların uygulandığını söylüyor. İbrahim şu anda  muhalefet partileriyle birlikte hükümete karşı “reform, demokrasi ve özgürlük için” kampanya yürütüyor…

Malezya ekonomik kalkınmasını, başkent Kulala Lumpur’un simgesi ve tasarımıyla adeta bir ‘mimarlık harikası’ olan 452m yükseklikteki Petronas Towers kuleleriyle sembolize etmiş. 

Petronas Towers’dan yürüme mesafesindeki Kampun Baru ise geleneksel ahşap evleri, gece marketi, sakin sokaklarıyla adeta şehrin ortasında bir köy gibi duruyor. Burası aynı zamada Kuala Lumpur’da yaşayan 100 bine yakın Sikh’in kutsal evi olan Sikh Temple (Sikh Tapınağı) binasının da bulunduğu bölge. Bu tapınakta gönüllü olarak çalışan Hintli Balveer’de Malezya’da İslami akımların güçlenmesinden rahatsız olanlardan. Balveer’e göre, son yıllarda Malezya hükümeti diğer azınlıklara karşı daha az töleranslı davranıyor ve azınlıkların yaşamı her geçen gün zorlaşıyor…  
 
Johor Bahru’dan otobüsle Singapur’a doğru yol alıyorum. Çiftçiler, çay toplayıcıları, kauçuk işçileri, geçiyor yol kenarında hızlı ve yavaş adımlarla. Malaylar, Çinliler, Hintliler, Orang Asli’ler, Cava’lar, Kemarau’lar. 

Malezya’ya gelince… Bağımsızlığını elde etmesinin üzerinden 50 yıl geçmiş olmasına rağmen ekonomik olarak Asya’daki bir çok ülkeye göre yol kat etmiş ama bana kalırsa hala kimliğini bulabilmiş bir ülke değil?

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here