MALEZYA’DAN… İntiharlar neden artıyor

“New Straits Times” benim günlük gazetem. Malezya’da basılan belli başlı üç,dört gazeteden birisi. Bu sayıyı azımsamış olabilirsiniz. Şimdi bunu da anlatmaya kalksam sayfalar sürecek. En iyisi ben size, Türk okurlarına soruyorum. Onlarca sayıdaki Türk gazetelerinden neler öğreniyorsunuz? Herhangi bir sosyal olgu, belli bir disiplinden geçerek, sayılar ve grafiklerle sunuyor mu? Mesela “insest”, gerçek raporlarla anlatılıyor mu? Bu konuda kaç erkek ceza almış, cezalarını çekmişler mi? Tecavüz vakaları, gerçek değerleriyle veriliyor mu? Gazetelerde tecavüzden hüküm giymiş kişilere rastlıyor musunuz? Rastlamıyorsanız, gerçekten cezasız kaldıkları için mi, yoksa gazeteler bu işin sadece tahrik boyutuyla ilgilenip, yatıştırıcı yanını es geçtikleri için mi? Türkiye’de AİDS var mı? Neden gülüyorsunuz.? Madem olduğuna inanıyorsunuz, Türkiye’deki rakamları, bu konudaki günlük haber akışlarını, yıldan yıla değişen grafikleri, tespit edilememiş gizli vakaları biliyor musunuz? Türkiye’de depresyon var mı? Bakın yine gülüyorsunuz. Elbette var diyorsanız, konser salonlarında topluca “depresyondayım” şarkılarıyla deşarj olmak yetiyor mu size? Depresyon olgularının yüzde kaçı intihara yelteniyor. İntihara yeltenenlerin ölümle sonuçlananları var, kurtulanları var. Peki kurtulanların çoğunlukla kadın olması, erkeklerin bu işi “tek celsede” bitirmesi size hangi ihtimalleri anlatıyor? Gazetelerde bunlara rastalayabiliyor musunuz?

Ben bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Maalesef… Başka ülkelerde bunların hepsini, gazetelerden öğrendim.

Türk gazetelerinde de, her Allahın günü “intihar, depresyon, tecavüz, insest, AİDS, kuş gribi, salgın hastalıklar” haberlerine rastalayabilirsiniz. Ama hepsi parça buçuk. Sadece heyecan, şehvet, nefret ya da korku gibi uç duyguları kışkırtmak için bahsediliyor bunlardan. Bilgilendirici, yönlendirici değiller. Bir konu, küçük haber akışları halinde sık sık karşımıza çıkmıyor. Böylece konular hakkında bütünselliğe ulaşamıyoruz. Dün söylenen bugün unutuluyor. Hastane, adliye ya da akademik raporlara başvurulmuyor. Uzman kişilerin görüşleri baştan sona kesilmeden izlenemiyor. Başka uzmanlarla aralarında mutlaka kavga çıkıyor. 

Malezya gazetelerini okuduğum yıllar boyunca, kendi ülkemde cahil kaldığım sayısız konu hakkında bilgi sahibi oldum. Ülkede kanser, insest, tecavüz, uyuşturcu, AİDS, depresyon, salgın hastalıklar gibi önemli sosyal olguları kesintisiz olarak takip edebildim. Bu dürüst gazeteler sayesinde ilk başta ülke hakkında yanlış kanaat bile edinmeye başlamıştım. Mesela haftada birkaç kere insest suçuyla yargılanan başka birisini okurken, bu sorunun özellikle bu topluma ait olduğunu düşünüyordum. Oysa zamanla, asıl sorunun diğer ülkelerdeki eksik ve çarpık basın yapısında olduğunu anladım.

Bir ülkeyi doğru dürüst tanımak çok ilginç bir duygu kazandırıyor. Kendinizi vatandaş gibi hissediyorsunuz. Vatandaşlık budur. Yaşadığınız topraklarda başınıza bir saksı düşebileceğini de “bilebilmektir.” Bildiğiniz şeylerin ille de güzel olması gerekmez. Neyse ki burada öğrendiğimiz bilgiler bu kötü sürprizleri pek içermiyor. Ülke realitelerini öğrenmek için bir araştırma yapmadım. Sıradan bir gazete okuru olarak her şey ayağıma geldi. Ben istemesem bile gazeteler buna izin vermezdi. Bir konuyu birer ikişer gün arayla, karıştırdığım sayfalarda karşıma çıkarırdı.

Birkaç gün önce intihar olaylarındaki artıştan söz ediyordu gazetem. Senede 2.500 kişi intihardan ölüyormuş. Başlıca sebebi depresyon ve uyuşturucu kullanımı olarak veriliyor. Malezya bir gökdelenler ülkesi olduğu için intihar eylemlerini çoğunlukla yüksek binalardan atlayarak gerçekleştiriyorlar. Diğer tercihler, karbon monoksit gazı solumak veya aşırı uyuşturucu (dada) yüklemek…

Psikiyatristler intihar artışlarında internetin çok büyük rolü olduğunu söylüyorlar. Kendileri bile hayretler içinde kalarak şu açıklamayı yapıyorlar: Beş yıl önce “suicide” kelimesine giriş yapanlar 700 bin iken, şu an giriş sayısı dört milyona yükselmiş. Bu siteler, yapılması gerekenleri adım adım anlatarak intihara  teşvik ediyorlar. Özellikle gençler,  normal ve geçici olan sorunlarından kurtulabilecekken, çok umutsuz bir anlarında bu sitelere yakalandıklarında, bu kolaylaştırılmış fantastik intihar yöntemlerinin ağına düşebiliyorlar.

Bunları okuduğumda ürperdim. Ama yine de korkuya izin vermeden, bütün anne babaları bu konuda çocuklarını ufak bir takibe davet ediyorum.

İnterneti bir intihar tetikçisi olarak tanımlamak imkansız. Yine de üzerinde biraz kafa yormakta fayda var. Eylem ve hareket içeren bütün yaşam ögelerine, internet o lazerli imzasını atıyor. Sonra koşu hızlanıyor. Kısaca örnekleri sıralayorum. Bilimsel araştırmalar, bilimsel yayınlar, evlenme, boşanma, flört, seks, seyahat, terör, yemek yapma, alış veriş, eğitim, tanışma, buluşma…

Bunların hepsi internet ile arttı. Çünkü bütün eylemler için başlangıç olan  “bilgi-veri toplama” aşamasında, internet şeytan hızıyla hizmet veriyor. Hiç bir kayırma yapmadan…. Hem terör, hem intihar hem de en güzel tanışmalar, aşklar için soluk almadan mesaj taşıyor. 

İşte gazetem beni bunları düşünmeye zorladı. Fazla yorum yapmadan, sadece somut verileri “tekrar tekrar” sunarak…

Ve bu sosyal felaketlerin sadece bu ülkeye özgü olmadığını, bütün ülkelerin kaderi olduğunu tahmin edebiliyorum.

Bir gazeteyi sevmek duygusunu, eminim biliyorsunuz. Bu duyguyu bir zamanlar “Yeni Yüzyıl” okurken çok içten yaşamıştım. Maalesef bütün kaliteli hizmetler gibi  o da bizim ülkeye fazla geldi. Şimdi başka bir gazeteyle o eski ve tatlı duygumu “refresh” yapmış oldum. Gazetemde köşe yazarları  yok.  Farklı yazarların konuk edildiği yorum köşeleri var. Böylece bir köşe herhangi bir isme tapulanmamış oluyopr. Türk gazetelerinde tapulu köşelerde artık tetikçilik yapıldığını bildiğinizi sanıyorum. Çok meşhur tetikçilerimiz var. Böyle tarafo gibi güç deposu köşeler olacağına hiç okumamak daha iyi. Zaten çağdaş basının yakın gelecekte sadece hizmet sektörüne dönüşeceğine inanıyorum. Gazetelerin asıl hizmeti, bol bol haber, bilgi, veri dağıtmak olacak. Okurların toplam zeka bileşkesi o yüz yıllık köşe sahiplerinden daha büyük ve gelen haberleri pekala kendileri de sentezleyip yorumlayabilirler. Elbette yorumcular da olacak ama bunlar sadece misafir gibi ağırlanacak. Sadece tahmin değil, temenim de böyle. İnternet basını yeni nüveyi oluşturmaya başladı bile.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 + 14 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.