İmansızlar!

PAYLAŞ

bu yaşımda kafamdan geçenleri… Hayır öteki dünyayı hiç düşünmüyorum çünkü ecel gençlik çağımda da çok çalmıştı kapımı ama bu günleri de görmek nasipmiş ki … Asıl düşüncelerim bu tek ömrün benim elimde olmadan maruz bırakıldığı fırtınalar ve kendi çağımın ötesinde hala süren rahat dışı olaylardır. Bizlerin kaderi bir yana çocuklarımızın ve torunlarımızın kaderinin de yara aldığı ‘O’ olaylar bitmedi ve görünen o ki bitmeyecek…! 1955’te başlatılan bir ‘İlhak’ çılgınlığı benim ömrümü yedi, çocuklarımın ömrünü yarıladı ve şimdi torunlarımın gencecik çağını da ayni çıkmaza sardı götürüyor!
Tartışmalar, görüşmeler ve çıkmazlar…!
Ölümler…!
1955’ten bu yana geleceğin karanlığı… Ve ‘O’ devirde bıyıkları yeni terlemeye başlayan ben şimdi geldim dayadım hayatı 70’nci bahara. Saç kalmadı, kalan da bembeyaz… Derman derseniz o da tank’ın dibini buldu buluyor…
Başlatılan Ênosis belası bitmedi, yaşlanmadı..! ‘Megalo İdea’ rüyası benim çağımın ve sonrasının hayatını  zehirleyerek devam ediyor…


Ben istemez miydim barış içinde hiçbir şeyden kaygı duymadan bir ömür sürmeyi? Kendi kaderimi kendi kafamın kapasitesi ile çizmeyi?
Ama olmadı… Birileri bana hükmetmek için top ile tüfek ile allak-bullak etti tüm hayatımı. Sonunda da çoluk çocuğum ile beni ve binlerce çağım insanlarını göçe zorladı.
Doğup büyüdüğüm yerimi ve ekmek kazandığım işimi bırakarak Güney’den Kuzey’e giderek canımı kurtarmayı istedim. Gittiğim o yerde de huzur bulamayarak deniz aşırı bu ülkeye geldik geçici bir devir için…!
Geçici?
Aradan otuz üç yıl geçti. Üç yıl sonra vatanımdan ayrıldığım yaşımdan fazla bir ömrüm geçmiş olacak burada. Erken bir anlaşma olacak ve çocuklarımızı alarak huzura dönecektik… Olmadı, olmadı, olmadı…! Çocuklar büyüdü, evlendirdik ve onların çocukları doğup büyüdü bu ülkede…
Torunlar şimdi buralı. Onların yurdu burası… Barış olsa da… Nereye döneceksin artık?


Türkmenköy’de ikamet eden ve orada doğan yeğenime ‘Güney’e dönme’ diye bir anlaşma olsa babanın köyüne dönmeyi ister misin? Verdiği cevap ilginç idi. “Amca babamın Güney’deki köyü bana yabancı. Ben burada doğdum Aytuma’lı değil Türkmenköy’lüyüm”.
Ayni mahiyetteki bir soruyu Güney’e göç eden ve Koloş köyüne yerleşen bir Rum’a sordum bir gezi esnasında. O da bana yeğenimin verdiği cevabı verdi. “Buralara çocuk geldim ve şimdi burada doğmuş çocuklarım vardır. Kuzeydeki yerler bize artık yabancı…!”


Yüz binlerin kaderi ‘İlhak’ yoluna böyle çizildi. Ama kaderimizin böyle çizilmesine sebep olanlar veya ‘O’ zihniyet değişmedi, değişeceği yolunda da hiçbir delil görünmüyor…!


Başkalarının kötü yaşantısını çizen densizler ömürlerinin bitimi esnasında geriye bakarak ne berbat işler neticesi ne canlar yaktıklarını düşünürler mi dersiniz? Örneğin 21’nci yüz yılın belki de en büyük katili olarak tarih sayfalarına geçeceğini şimdiden iddia edebileceğimiz Bush hazretleri birkaç hafta sonra ‘Beyaz Saray’dan ayrılarak evine döndüğünde milyonların katili olduğunu düşünüp kendini suçlu mevkiinde görecek midir? Son verdiği mülakatta Saddam’ın Kitle İmha Silahları olduğu iddiasında aldatıldığını itiraf etmiştir ama o inancı yüzünden ölümlerine sebep olduğu kişilerin geride kalmış ailelerine özür dilemeyi aklından geçirmemiştir. Çünkü kendini verdiği yanlış kararları verme veya vermeme hususunda kimseye karşı sorumlu görmeyen bir felsefi anlayış içinde görmektedir. Milyondan fazla insanın katili olması vicdanını hiç sızlatmamaktadır. Gözleri deli gözü gibi görüyor etrafını imansızın…!


Ah bu imansızlar olmasa!



 

CEVAP VER