Maraş Katliamı

PAYLAŞ

Eğer gerçeğin üzerindeki perdeyi kaldırmazsak, bu gerçek her on yılda bir yüreğimize saplanıp canımızı yakmaya devam edecektir. Gerçek şu ki; tarih boyunca bütün Alevi katliamlarını devlet yapmıştır. Selçuklular döneminde öyledir, Osmanlılar döneminde öyledir. Cumhuriyet döneminde bu gerçek değişmemiştir. Maraş katliamında devlet öne çıkmamış, desteklediği sivil faşistleri öne sürmüştür. Arada otuz yıl geçmesine rağmen sorumlular yargılanmamış, yapanların yanına kâr kaldığı için, 93’de Sivas katliamı, ardından  Gazi katliamı gelmiştir.


‘’Dostun bahçasına bir hoyrat girmiş
Korudur ey Benli Dilber korudur
Gülünü dermemiş dalını kırmış
Korudur ey Benli Dilber korudur’’


Pirsultan


Emri veren bir üst rütbeli asker


Sabahın erken saatlerinden faşist güruh Yörükselim mahallesinin üst tarafındaki ormanlıkta  toplanır. O yıllar Yörükselim, Alevilerin yaşadığı bir mahalledir. Aleviler kendilerini savunmak için sokağa çıkıp tedbir alırlar. Akşama doğru, bayrak çekilmiş tanklarla üst rütbeli bir askerin komutanlık ettiği askerler mahallenin alt tarafından girerler. Halk, askerleri alkışlıyarar karşılar. Ama daha sonra kedi ölüm fermanlarını alkışladıklarını söyliyeceklerdi. Üst rütbeli, endişeye gerek olmadığını belirterek halkı evlerine dağıtır. Sokaklar boşaltılıp herkes evine gittikten sonra, ormanlığa faşistlerin yanına gider. Artık katliam için ortam hazırlanmış olur. Başından mahalleye cesaret edip giremeyen faşistler, komutandan cesaret alarak saldırıya geçerler.


Yüzlerce ölü ve yaralı


‘’Faşistler camlara yürüdüler
Kürsüleri kırdılar, höykürdüler
Tığ teber şahı merdan
“Tanrı Dağı kadar Türktü bunlar
Hıra Dağı kadar müslüman.”
Ve de kanlı bıçaklı düşman’’


Enver Gökçe


 O dönem Maraş nufusunun ( çoğu kırsalda olmakla beraber) yüzde kırkı Alevidir ve bölgenin Alevileri çoğunlukla Kürt kökenlidir. Faşistler, Türkçülük ve İslam adına çocuk, yaşlı demeden savunmasız insanları katlederler ve bir yandan  evleri yağmalarlar. Yüzün üzerinde insanın katledildiği katliamda yüzlerce  insan yaralanır. Vahşetin yaraları daha sarılmadan ve sorumlular açığa çıkarılmadan 12 Eylül cuntası iktidara geçer. Cunta ile birlikte Aleviler üzerinde baskılar daha da artırılır. O dönemi yaşıyanlar bilir, karakol kurulmayan Alevi köyü ve  şiddette maruz kalmayan Alevi yok gibidir. Bunun üzerine insanlar yerlerinden ve yurtlarından ayrılmak zorunda kalırlar, başta Avrupa olmak üzere dünyanın bir çok ülkesine dağılırlar. Bu gün Maraş’ın hem içinde hem de ilçe ve köylerinde Alevi nufusu oldukça azalmıştır. Kırk hanelik köyde dört ev kaldıysa, iki yüz hanelik köylerde yedi ev, bazı köylerde  hiç kalmamışsa, durumun vahameti açısından belirtmek önemlidir.


 Alevilere yapılan hiç bir katliam aydınlatılmamıştır. Katiller bilinmesine rağmen, devlet korumuş ve mükafatlandırmıştır. Daha sonra meclise gönderilenler, terfi ettirilenler herkesin malumudur. O dönemin katillerinden Türkeş’in, Demirel’in, 12 Eylül generallerinin ne dediğini hepimiz biliyoruz. Bunları burda tekrarlamıyacağım. Ama bunların cesaret aldıkları,devletin tek din tek millet projesini bilince çıkarmamız  gerekiyor. Bu projenin dışında kalan her kesim, ittihat ve terakki’den bu yana katliamlara maruz kalmıştır. Artık insanlarımızın şunu sorması gerekiyor; Osmanlıdan Cumhuriyete ne değişmiştir?  Osmanlı döneminde  Aleviler katlediliyordu, Cumhuriyet döneminde katliamlara devam edildi. Osmanlı döneminde Cem yapmak yasaktı, Cumhuriyet döneminde yasaklar devam etti  ve halen Cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilmemektedir.


Sonuç olarak; Kaybettiğimiz tüm canları burdan saygı ile anarken,bir daha canımızın yanmaması için, tek din tek millet projesinin ortadan kaldırılması ve katillerin  yargılanması gerekiyor.


 

CEVAP VER