Maraş’ı veremeyiz!

Maraş’ı veremeyiz!

0
PAYLAŞ

Bundan bir buçuk-iki yıl kadar önce Amerikalı, AB’li yetkililerin gizlice bölgeyi gezmesinin ardından “verildi, veriliyor” söylentileriyle haberlerimize konu olan Maraş, bugünlerde yine gündemin başköşesine yerleşecek gibi görünüyor.
Zira Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis Maraş önerisini AB Genişlemeden Sorumlu Üyesi Füle’ye sunmaya hazırlanıyor. Kasulidis’in sözlerine destek çok. Bizden birileri de Kasulidis’le eşzamanlı olarak Füle’ye mektup yazmayı düşünüyor, “Maraş’ı verelim, Mağusa Limanını açalım!”
Kasulidis, Türkiye’nin 23 ve 24 nolu müzakere başlıklarının açılması karşılığı kapalı bölge Maraş’ın iadesine ilişkin hazırladıkları “öneri paketiyle” Füle’ye yanıt vereceklerini söylerken, Ercan Havaalanı’nın “açılması” konusunun öneride yer almadığını belirtiyor.
Yani Maraş’ın karşılığında KKTC’ye verilecek bir şey yok!
***
Maraş konusunda ilgili birçok haber, röportaj yaptık. Maraş’ın vakıf malı olduğunu, vakıf mallarının ise hiçbir şekilde satılamayacağını, devredilemeyeceğini, hibe edilemeyeceğini, dolayısıyla Maraş’ın yasal sahiplerinin “Rumlar” değil, Türkler olduğunu belge ve tapularla açıkladık.
Türk Tarih Kurumunun eski başkanlarından, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili Yusuf Halaçoğlu’yla yaptığımız bir mülakatta Maraş konusuyla ilgili olarak şöyle demişti Halaçoğlu: “Elimizde tüm bölgenin dökümü var. Buna göre Abdurrahman Paşa Vakfı’nın 78 bin dönüme yakın arazisi olduğunu görüyoruz. İngilizlerin kullandığı Agrotur ve Dikelya üslerinin olduğu araziler bile vakfın. 1878’de İngilizler geçici olarak alıyor, işletiyor, 1914’te iltihak ediyor. Maraş ve Mağusa bölgesi de vakıf arazisi. Lala Mustafa Paşa’nın otağından Maraş’a kadar uzanan yerde 30 bin dönüm arazisi görünüyor. Osmanlı’nın itirazına karşın el konulmuş.
Gümrükçü Osman Vakfının bir mensubu bunu mahkemeden tescil ettirmiş. Mülhak vakıfların uluslararası hukukta yeri var. Mülhak mallar devredilemez, hibe edemez, temlik edilemez. Vakıfların mirasçıları bugün hak talebinde bulunabilir. Bunları araştırmamız gerek. Araştırır ve bulgularla hareket edersek Kıbrıs’ta Rumlara ödenen tazminatları ödemek durumunda kalmayacağız.
Bununla ilgili çalışma grubu kuruldu. Belgeler var. Türkiye zaten biliyor. Ben söyledim. Şunlar şunlar yapıldığı takdirde Kıbrıs Rumları bunun altından kalkamaz dedim. Türkiye ile masaya oturmak zorunda kalır.
Londra ve Zürih anlaşmaları yapılırken, gasp edilen vakıf mallarıyla ilgili Kıbrıs Türk Toplumu’nun haklarının saklı olduğu, malların geri alınması için başvurulacağına dair taslağa şerh düşülmüş. Gazimağusa Mahkemesi de izolasyonların kaldırılması karşılığında Maraş’ın Rumlara verileceğine dair demeçlere karşı bölgenin vakıf malı olduğunu tescillemiş. Dolayısıyla mallar karşılığı çok yüklü bir tazminat isteyebiliriz. Türkiye’de Vakıflar Yasası çıkardık. 1936’daki beyannameden fazla arazi verdik ancak Bulgaristan, Yunanistan ve Kıbrıs’ta kalan Osmanlı dönemi vakıfları konusunda karşılıklılık prensibini işletmedik. Madem AB bu yasaları istiyor, biz de çıkarıyoruz, üye olan o ülkelerden de bu yasaların çıkarılması talep edilmeli.
Kıbrıs’taki vakıfların çoğu zati vakıftır. O yüzden hediye edilmez, hibe edilmesi mümkün değil. Maraş’ı verin diyorlar ya, veremezsiniz!”
Kapalı Maraş’taki mülkiyet haklarının Abdullah Paşa, Lala Mustafa Paşa ve Bilal Ağa Vakıfları temelinde Kıbrıs Vakıflar İdaresine ait olduğu, Kapalı Maraş’taki toprağın yüzde 99.9 oranında hukuk kurallarına ve Kıbrıs Yasalarına aykırı bir şekilde, Kıbrıs Rum Kilisesi, Rum turizm şirketleri ve Rum şahıslar tarafından işgal edildiği yani, Kapalı Maraş bölgesindeki 4,638 dönüm 300 a2 tutarındaki vakıf emlakının yüzde 99.99’unun gasp edildiği, Vakıflar İdaresinin elinde sadece 1 dönüm 2 evlek 452 a2 tutarında emlak kaldığı belgelerle sabitken, “yasal sahiplerine iade” ibaresi komik bir söylem.
Yasal olmayan yollardan “yasal sahip” payesini kazanan Rumlar şimdi yine yasal olmayan bir şeyin, yıllarca kanunsuzca üzerinde oturdukları toprakların peşindeler. Kıbrıs sorununa bütünlüklü bir çözüm getirmekten çok uzak olan bu öneri, büyük güçlerin, doğalgaz bölgesini güvenli/istikrarlı bir yer haline getirmek adına hazırladığı palyatif bir öneri.
Ki, Rum basını BM’nin Maraş önerisine “dikkati Kıbrıs sorununun özünden uzaklaştıracağı” gerekçesiyle olumlu yaklaşmadığını, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’in de Güney Kıbrıs’ın talebi üzerine Maraş önerisini Türkiye’ye “istemeyerek” ilettiğini yazıyor.

BİR CEVAP BIRAK