Maskeli ve mutsuz

Mutsuz ve maskeli insanlar ülkesi olduk iyice…
İyi kötü bir şeylerin farkındayız ama neyin farkında olup, neyi kavrayamadığımızın farkında değiliz…
Eskiden de insanlarımız, kendi doğal hayatlarından çok, hava hedefli, başkasına endeksli, boş ve zorlama hayatlar yaşarlardı…
Eskiden de ötelenmeye çalışılan baskıcı gelecek kaygısı vardı,
eskiden de sınıf ayrımcılıkları, uçurumlu toplum katmanları vardı…
Duyarsızlık ve farkındalıksızlık her zaman var oldu,
Cühela kesimde bir nebze kültür hiç olmadı, ama eski tabirle, ben odaklı, çıkara kerterizli çarıklı erkanı harp kurnazı hep var oldu…
Kültürlü kesimde ise, aydın, fecirden çok zifir saçar oldu zaman zaman… Teoride yaldızlanarak edinilmiş, dibi boş ve göstermelik kült, ıskarta egoyu aşıp pratiğe yeterince dökülemedi…
Ama biz, işte bu zaafların zamansız ve izansız harmanı yüzünden döküldük sapır sapır… Zaman ötesi hasatımızı fesatlar topladı, biz kesat kaldık.
1000 yıllık genetik kodlarımızın derinliklerini kadim bir tablet çözer gibi çözen ve okuyan nifak, ve böylece DNA’larımıza negatif şecere karekteristiğimizi tetikleyici, zihnen kısırlaştırıcı tohumlar zerkeden yeraltı tanrıları, yeryüzü izdüşümleri olan idari kontrolörleri besleyerek, tüm bu zaaflarımızın üzerine, hınç, kin, öc eğilimli yönlerimizi iyot gibi açığa çıkaran imarsız dolgu zeminler inşa ettiler…
Toplumsal barışı coğrafyamızdan silerek, ülkemizi dahi iç savaş eşiğine kadar taşıdılar.  Nifak, mihrak ve fak ittifakı o kadar ustaydı ki, ezilen halkımızın ezici çoğunluğu hala bunun farkında değil, ya da kaderci tevekkülle kapıldığı girdap, umurunda değil… “Herkesle gelen düğün bayram” deyimimizin sosyoloji bilimince izah edilebilmesi zor…
İler tutar yönlerimizi, bizi komşu aileler gibi tutan o eski katkısız çimentomuzu, dayanışma geleneklerimizi, imece göreneklerimizi, saf sevgi ve içten saygı paylaşımlarımızı, hatta tevekkül tutkalımızı dahi kökünden kazıyarak, bizleri birbirine düşman, birbirinden nem kapan, cihadi kılıklı rövanşist bir sosyal yapıya ulaştırdılar…
Tecrübeli emperyal odakların tarih öncesinden başlayarak ve tarihin çeşitli evreleri boyunca çeşitli kılıklarda sahneye koydukları ve Arz’a bu yollarla mütehakim oldukları “böl ve yönet” sisteminin 21.yy versiyonudur bu yaşadıklarımız ve hiç bir şeyden ders almadan, aklı bir karış havada yaşamaya çalışan halklarımıza yaşatılacak olanlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.