Mechthild’in soyadını yazamayan acizlere kurs

Gazetecilğin en temel prensiplerinden biridir iyice araştırmak. Kuzey Kıbrıs’ta ise gazetecilik ahlakını “ayaklar altına alan” bazıları değil araştırmak, günlerce aynı “yanlışları” papağan gibi tekrarlamaktalar! Bu çevrelere ilk tavsiyem internete girip ilk önce “www.europarl.europa.eu” sayfasını tıklayıp günlerdir tüm “cahilliklerini” sergileyerek hakkında “atıp, tuttukları” bayan milletvekilinin adını öğrenmeleri. Kendilerine “Sübattin” ya da “Akkürt” denildiğinde haklı olarak bozulacak olanların en azından insana saygı olarak günlerdir dillerine doladıkları bayanın adının “Roth” değil “Rothe” olduğunu öğrenmeleri iyi olur. Kaldı ki eminim onlara ayrıca kurs verip Mechtild Rothe ile Claudia Roth’un iki ayrı şahıs olduğunu da anlatmak gerekebilir. Mechtild Rothe sosyal demokrat olup, 1984 yılından beri Avrupa Parlamentosu milletvekilidir. Claudia Roth ise yeşil bir politikacıdır ve geçmişte AP milletvekilliği yapmıştır. Bugün ise Almanya’da federal milletvekilidir.

Şimdi bu “vatan elden gidiyor” gazetecilerine “iki kere ikinin dört” ettiğini anlattıktan sonra derse devam edelim. Hiç gereksiz yere “yaygara koparmanıza” gerek yok. Kuzey Kıbrıs’ı da ziyaret eden Mechtild Rothe’nin sosyaldemokrat olarak bir  CTP Toplantısı’nda konuşması gayet doğal bir olaydır. Bayan Rothe ne “Avrupa Birliği’nin komiseri” ne de “Almanya’nın bakanıdır”. Kendisi demokratik seçimle seçilen AP’nin milletvekillerinden birisidir.

Üyesi olduğu Alman sosyaldemokrat partisi SPD aynı CTP gibi “Sosyalist Enternasyonal ailesinin” mensubudur. Sosyaldemokratlar yüzyıldan daha da uzun tarihleri boyunca hep uluslararası işbirliklerine değer vermişlerdir. Tüm dünya genelinde “barış, kardeşlik ve sosyal eşitlik için” kavga verirler. Merak edenlere enternasyonal sözcüğünün karşılığını araştırmalarını öneririz. Kıbrıs’ta “Mars’ta olmayan” dünyanın ufak da olsa değerli bir parçasıdır. Sosyaldemokratlar Kıbrıs’ın insanlarının “ırkçıların oyununa gelip birbirlerine karşı kışkırtılmasına karşı” ortak tavır almaktadırlar. Mechtild Rothe ya da Jürgen Walter Kuzey Kıbrıs’ta toplantılarda konuştuklarında kendi mensubu oldukları sosyaldemokrat ailenin evrensel değerler için verdiği çabalara destek vermektedirler.

Ama saldırdıkları kişinin adının “Roth mu yoksa Rothe mi” olduğunu bile araştırmaktan uzak çevreler “elma ile armutu” birbirine karıştırıp “suyu bulandırma” sevdasında olduklarından “Türkiye politikaya müdahale ettiğinde laf edersiniz ama Mechtild’i konuşturuyorsunuz” dediklerinde ne derece gülünç bir hale geldiklerinin farkındalar mı acaba? Bu coğrafyanın köklü bir tarihe sahip koskoca bir devletini Mecthild ile bir tutmak için insanın “kin ve nefretten gözünün çok kararmış olması” gerekir. Elbette bir ülkenin başbakanının, bakanının ve paşasının bir başka ülkenin iç işlerine yönelik demeçleri çok farklı ağırlığa ve sorumluluğa sahiptir. Çünkü temsil ettikleri makamı “ağırdır”. AP milletvekili sosyaldemokrat Bayan Rothe’nin demeci ise şahsen onu ve gerekirse temsil ettiği partiyi ilgilendirir. Alman sosyaldemokrat partisi SPD’nin de CTP’nin yanında olmasından daha doğal bir şey olamaz.

Hele bilip, bilmeden “Türkiye Bir Parti için açık müdahale etseydi” laflarını yazanların bu yazdıklarını “Alman Sağı” ele geçirirse ne yapacaklar çok merak ediyorum. Almanya’da genel seçim söz konusu olduğundan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti hep tavır almıştır. “SPD’yi seçin” çağrısı yaptığı için zamanın Başbakanları Mesut Yılmaz ile CDU’nun arası açılmıştı. 2009 yılının Eylül ayında da eminim Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda tavır alacaktır.

Gördüğünüz gibi gazeteciliği “elmalarla armutları birbirlerine karıştırıp” cemevlerine yapılan masum bağışlara bile “çamur atacak” seviyeye indiren kalemlere önerim biraz da “insanları sevmeyi ve onlardan nefret etmemeyi” denemeleri olacak. Çünkü “insan ve doğa sevgisinin” olduğu ortamlarda “çamur atmaya” ihtiyaç kalmaz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × 5 =