Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu

Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu

0
PAYLAŞ

Yazdıkları, bilimsel olmaktan ziyade, yabancıların “futurism” dedikleri, gelecekten haber verme kaygısı taşıyan analizlerden oluşmaktaydı.


Kimilerinin inanılmaz bulduğu, kimilerinin ise deli saçması olarak nitelendirdiği iddiaları, o günden bu yana çok tartışıldı.


Dönem dönem unutuldu, sonra yeniden hatırlandı. 


Huntington, ideolojilerin öldüğünü, bundan sonra insanların, zaten doğal bir biçimde bölünmüş oldukları medeniyet sınırları çerçevesinde bir ayrışmaya uğrayacaklarını ve bu medeniyetlerin birbirleri ile çatışacaklarını iddia ediyordu.


Birbiri ardınca sıraladığı yedi-sekiz medeniyet arasında, ilk çatışmanın Batı Medeniyeti ile İslam Medeniyeti arasında ortaya çıkacağını söylüyordu.


Huntington’a göre bu çatışmayı doğal olarak Batı kazanacak, hemen ardından da Konfüçyüs (yani Çin) Medeniyeti ile savaşa tutuşacaktı.


Çoğumuz için bunlar inanılması güç, akıl ötesi hezeyanlardı.


Aradan yıllar geçti.


Gerçekte kimin düzenlediği belli olmayan 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, küresel egemen güçlerin ortaya çıkarmaya çalıştıkları dünyanın genel hatları belirmeye başladığında, hepimiz dehşete düştük.


İnanılması çok güçtü ama, küresel egemenler, sanki, Huntington’un hezeyanlarını hayata geçirmek için çaba sarf ediyorlardı.


Bugün geldiğimiz aşamada ise, resim, daha da netlik kazanmış bulunmaktadır.
Huntinton’un yıllar önce öngördüğü üzere, bugün dünyanın neresinde bir savaş ve kan varsa, o kavganın taraflarından birini Müslümanlar, diğerini ise Batılılar ya da Batılılar tarafından desteklenen güçler oluşturmaktadır.


Bugün dünya, ister kabul edelim, ister etmeyelim, Batı ile İslam arasında bir çatışmaya sahne olmaktadır.


Afganistan’dan Irak’a, Filistin’den Paris banliyölerine kadar, yaklaşık yirmi kadar sıcak çatışma, bu iki medeniyet arasında cereyan etmiştir veya etmektedir.


Önümüzdeki gönlerde, İran ve Suriye’de başlayacak olan savaşlar, bu büyük çatışmanın birer uzantıları olacaklardır.


Son günlerde, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya konan, İslam dininin Peygamberini karikatürize etme provokasyonu, bu çatışmanın yeni bir cephesini oluşturmaktadır.


Hiç gereği yokken, açıkça hakaret kastı taşıyan, dolayısıyla, dünyadaki tüm Müslümanları inciten karikatürlerin, inatla ve birbiri peşi sıra yayınlanması, bir tek şekilde açıklanabilir.
Dünyayı, Huntington’un ‘Medeniyetler Çatışması’ hezeyanı çerçevesinde şekillendirmek isteyen küresel güçler, Müslümanlarla Batılılar arasındaki çatışmayı tırmandırmak istemektedirler.


Bunun için de, Müslümanları en hassas yerlerinden vurmayı denemişler ve bunda da başarılı olmuşlardır.


Ellerinde çok geniş provokasyon imkanları bulunan bu küresel güçler, aslında, kolayca bu çatışmayı istedikleri seviyeye tırmandırabilirler.


Örneğin, Trabzon’da cereyan eden, Katolik papaz cinayeti gibi olayların sayısındaki olası artış, dünyayı bu konuda inanılmaz bir dehşet sarmalının içerisine sürükleyebilir.
Sağlıklı bir kafanın işi olmadığı açık olan bu çatışma, bizi de zor bir duruma itecektir.  


Tanzimat’tan bu yana, yönümüz Batıya dönük olduğu ve kendimizi Batılı saydığımız halde, yukarıda konu edilen çatışmacı-Batılı bakış  açısı, bizi kendinden görmemektedir.


Huntington ve takipçilerine göre Türkler, İslam medeniyetine dahil olan bir millettir.


Türkiye de, kendi içinde bölünmüş, bir cephe ülkesidir ve bu çatışmanın tam ortasında yer almaktadır.


Bu çatışmanın mimarlarına göre, bu kavgadan kaçış mümkün değildir. 


Onlara göre, Türkler, İslam Medeniyetinin üyesidirler ve Batı ile çatışmak zorundadırlar.
Ne Batıcılığımız, ne NATO üyeliğimiz, ne ılımlı İslamcılığımız, ne dinler arası diyalogculuğumuz ve ne de hiçbir zaman ciddiye alınmayan, Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk tekliflerimiz, bu konuda fayda sağlayacakmış gibi görünmüyor.
Bizler için zor, çetrefil ve çelişkili bir dönemin başlangıcı olan bu süreç, aynı zamanda başka bir şeyin de sonunu ilan ediyor.


İnsanlık, uzun zamandır görmekte olduğu küreselleşme rüyasından uyanıyor ve onun gerçek boyutları ile yüz yüze gelmeye başlıyor.    

BİR CEVAP BIRAK