Medya yazılarını su üzerine mi yazıyor?

Rahmi Yıldırım hakkında yazdığı bir yazıdan dolayı dava açılmış gazeteci emekçilerinden biridir. Dava henüz sonuçlanmamıştır.


E- Medya olarak bilinen haber portalları bir çok köşe yazarını ve muhabirini içinde barındırır. Yeni medya olarak adlandırılan bu alan yazılı ve görsel basına rakip olarak gösterilmiştir başlangıçta, fakat zaman içinde anlaşılmıştır ki, rakip değil birbirini tamamlayan unsurlardır. Hepsinin temelinde muhabirin emeği vardır, muhabir haberi yazmadığı sürece bu üç basında bir anlam ifade etmez habercilik açısından. Muhabirin emeğinin en hızlı olarak değerlendirileceği alanlardan biridir, fakat e-Medya aynı zamanda emeğin en ucuz şekilde kullanıldığı alan olmuştur. Emeği geçeni bir amatör olarak kullanıp, ücret vermeden profesyonellerin haberleri alıntılanmaktadır. Kaynak gösterilmeden yapılan alıntılar aynı zamanda çalıntı olmuş oluyor, fakat günümüzde hangi haber alıntı hangisi çalıntı olduğuna dahi bakılmaz oldu. Yazılı basın içinde bile bazı haber portallarında çıkmış haberin üzerinde başka isimler ile karşılaşabilmekteyiz. Haber bellidir, bir haberi yakalayan muhabir normalde belli olmasına rağmen, birkaç saat içinde aynı haberin üzerinde yüzlerce isim ile karşılaşmak şaşırtıcı değildir. Eğer iyi bir medya dedektifi olmuş olsa bir gün içinde tek bir habere sahiplenen yazar ismini taramaya kalksa şaşırtıcı sonuçlara ulaşabilir.


Gazetede, ekranlarda ve değişik haber portallarında aynı habere, aynı cümleler ve hataları ile bir metne karşılaşmaktayım zaman zaman. Emekçi insanın emeği günümüzde hızlı bir şekilde çalınmaktadır. Yeni teknolojik olanaklar haberin okuyucuya ulaşmasını kolaylaştırırken, emekçinin isminin yok olmasına sebep olmaktadır. Emekçinin adı yoktur, sahip çıkanların isimleri çoktur.


Rahmi Yıldırım isimi üzerinden bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Yazar, yazı yazmış bir portallda. O portaldaki yazılarını gönüllü yazmış, desteklemiş arkadaşını. Medyada işler arkadaşlık dostluk üzerine kuruludur. Dostlar birbirini desteklemek zorundadır, anlaşılır bir durumdur.  Sermaye sahiplerinin geniş olanakları karşısında dostlar birbirine destek vererek alternatif haber ağları kurmuşlardır. Yazılar ve yazanlar elbette belirli bir okuyucuyu oraya çekecektir. Her yazarın bir okuyucu kitlesi vardır ya da olur zaman içinde. Köşe yazarlarının olmasının en önemli sebeplerinden biri bu kitledir. Aksi halde sayfa dolsun diye köşe yazarı aranmaz ve bulunmaz! Bu okuyucu kitlesi yüzünden köşe yazarları zaman zaman futbolcu gibi algılanır ve transfer ücretleri karşılığı transferler olur. Muhabire transfer parası ödenmez, asgari ücret ile çalışması doğal karşılanır ama bir köşe yazarına astronomik rakam verilesi şaşırtmaz insanları. Köşe yazarı köşe olur!


E-Medyada yazı yazanları bir kötü sonuç bekler, çünkü sanal olarak belleklere yazılan yazılar bir teknik sorun ya da yer kazanmak amacı ile o güne kadar üretmiş oldukları yazılar ve haberler bir anda silinebilir. Sanal dünyada yazılan yazılar su ya da havaya yazılan yazı gibidir, bir süre sonra yok olabilir. Yazılı basının en azından kağıt üzerine düşen notu kağıt ortadan kalkana kadar kalır. Gerçi kağıtlarında ömrü sınırlıdır ve bir süre sonra tozlu raflarda unutulacak ve çöpteki yerini alacaktır. Medya çalışanı genelde aynı sonuç bekler, bazılarının unutulması daha hızlı olur, bazıları daha yavaştır.


Rahmi Yıldırım bir portalda yazdığı yazısı dolayısı ile mahkemeye düşmüştür, mahkeme için en önemli şey kanıttır, fakat kanıt sanal dünyadaki adresinden silinmiştir. Neden silindi bilinmez, çünkü sanal bellek her an silinmeye hazırdır. Bir tıkla bütün tarihin yok olsun! Şimdi arşivin ortadan kalkması mahkemeyi nasıl etkileyecektir, çünkü çıktısı alınan yazının kaynağında yazı yoktur. Bir belgenin ortadan kalkması acaba mahkeme nasıl değerlendirecektir. Bu mahkemenin sorundur, fakat bizi en çok etkileyen sorun, dünde kalmış olan yazıların, çizgilerin arşivlenmesi. Arşivlenme emeğe karşı duyulan saygıdır, çünkü daha sonra o yazıya sahiplenen kişiler karşısında bak o yazının gerçek sahibi arşivde duruyor diyebilmektir. Çünkü bir arşiv aynı zamanda toplumun belleğidir. Eğer bu bellek silinirse gelecek denilen geçmişin birikimi ne olacaktır? Bir birikim gelecek kuşaklara aktarılmayacaksa o zaman bizim diğer canlılardan ne farkımız kalacaktır? Birikimlerimizi geleceğe ancak ve ancak arşiv ile aktarabiliriz. Arşivi önemsememek demek tarihi yok etmek anlamına gelir.


Rahmi Yıldırım örneğinde olduğu gibi bir sonuç ile karşılaşmak acaba yeni etik kurallarının yani kuralsızlığın uygulaması olarak okuyabilir miyiz? Çünkü günümüzde bir zaman dost olanların, yoldaş olanların yol ayrımı ile birlikte yok sayma ve önemsememsini nasıl algılamamız gereklidir? Buda ayrı bir yazı konusudur.


Sonuç olarak yazılar su üzerine yazılan destanlar gibidir, eğer birlileri özel arşivinde saklar ve özel arşivler aracılığı ile ileride ortaya çıkarsa bir anlam ifade edecektir. Yok, çıkmaz ise unutulup yok olan milyonlarca bilgi gibi sonu olacak ve evrenin sonsuz dehlizinde bilinmeyen olarak kalacaktır.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 5 =