Medyumlar ve medyalar

başlangıçta peşinen hatırlatalım. Ne yazık ki, biz de sizler gibi düşünüyorduk ama meğer olay sandığımız ve düşündüğümüz gibi basit değilmiş.


Okumakta olduğunuz naçiz yazımız, iddia ediyoruz ciddiye alınacak denli önemli… Yazımız değil tabi, içeriğinden söz ediyoruz..
Aşağıda ayrıntısını vereceğimiz konu; pek çok siyaset adamımızın ve eşlerinin, başbakanların dahi önemseyeceği boyutlara ulaşmış olduğunu öğrendiğimiz, bir FENOMEN!


Yaşananlardan ve yaşanmakta olanlardan ve de işin içersinde olanların aktarımlarından, ibret ve şaşkınlıkla öğreniyoruz ki, medyum olayı bu sıralar memleket meselesi kadar bir hayli gündemde ve önemliymiş…


Her yılın son ayında ve yeni yılın da ilk aylarında, medyada boy göstermelerine alıştığımız gelecek okuyucusu(!) medyumlarımız, bugünkü yazı konumuz…


“Hoppala, ciddi dediğin konu da bu muydu deyip, zaten anlamıştık bu adamın uyduruk bir konuyu gündeme getireceğini” filan diyerek, yazımıza sarı kart göstermeye kalkmayın!


Şener Şen’in İlyas Salman’la oynadığı “Banker Bilo” filminde saf Anadolu çocuğu rolünde ki Salman’a her kazık attıkça film boyunca, sıkça söylediği bir cümlesi var; “Dur hele Bilo hemen sinirlenme, ben bunlara niye yaptım bir sor hele?..” Biz de size şimdi ayni şeyi söyleyeceğiz; “Durun sevgili okurlar hemen sinirlenmeyin, bu yazıyı neden yazdık, bir okuyun hele”


Şimdilerde duyuyoruz ve öğreniyoruz ki; değişik partilerden “çok önemli siyaset adamlarımız” ve de saygıdeğer eşleri, özel ve gizli randevularla medyumlarımızın kapısından ayrılmıyorlarmış… Konu siyasetçiler ve de eşleri yönünden ayni soruda toplanıyormuş. Erken seçim olacak mı? Yeniden seçilecek miyim ya da eşim(kocam)  milletvekili olacak mı?


Ankara’nın ünlü Medyum Recep Kaplan’ı, sanıyoruz bizim gibi sizler de televizyonlarda izlemişsinizdir. İddialı konuşmaları, zihin bulandıran açıklamalarıyla, en ciddiyetsiz konuları, ciddiyet paketiyle sarıp sarmalayıp önünüze koymakta mahir olduğunu, izleyenler anlamış olmalılar.


Kaplan, Ankara’da Başbakanlık’ binasına yakın olduğunu söylediği ofisinde, kendisini ziyarete gelen “çok önemli siyaset adamlarının ve eşlerinin” istekleri doğrultusunda, siyasi geleceklerini okuduğunu ve vergisini ödemek kaydıyla, almış olduğu 3-5 yüz dolarlık “medyumluk vizite ücretini” de cebine indirmiş bulunduğunu, bir televizyon kanalında biraz üstü kapalı olarak da olsa açıklamıştı.


Yaptığı işin fal değil, geleceği önsezisiyle okumak (bilmek) olduğunu ve müşterilerden aldığı medyumluk vizite ücretlerinin de, yasal açıdan vergisini Maliye’ye yatırdığını iddia etmişti.
Anlatımları sırasında, geçmişte “çok önemli bir kadın siyasetçimizin” de kendisine başvurarak siyasi geleceğini öğrenmek istediğini, katıldığı televizyon programlarından birinde isim vermeksizin açıklamıştı.
Bu “çok önemli kadın siyasetçi” sizce kim olabilir dersiniz (?!)


Söz Medyum Ömer Dursun’ da
(Kırmızı Çizgi Dergisi – sayı: 9 – Ocak 2006)


“Uzanlar yakalanacak”
“Halis Toprak borcunu ödeyemeyecek”
“Galatasaray şampiyon olacak”
“Süleyman Demirel Kalp krizi geçirecek”
“Erken seçim olmayacak”
“AKP’den istifalar olacak. Parti içinde büyük tartışmalar olacak”
“Erkan Mumcu ANAP’tan istifa edecek”
“CHP darma duman olacak”


Şimdi de söz Medyum Münevver Yıldırım’da
(Haber Objektif Dergisi-Sayı: 34 – Ocak 2006)


“Bülent Arınç Cumhurbaşkanı olacak”
“Cemil Çiçek Meclis Başkanı olacak)
“Askerimiz K.Irak’a girecek”
“2006 yılı baharında mutlaka seçim olacak AKP yine önde olacak”
“AKP ikinci dönem iktidarında sayı yitirecek ve yerini başkası alacak”
“MHP ve ANAP yükselecek”
“CHP’de hızlı düşüş yaşacak”


Kırmızı Çizgi ve Haber Objektif dergilerinin Genel Yayın yönetmenlerine
Seneye bu zaman bir iş düşüyor. Sayfalarında yer vermiş oldukları yukarıda adı geçen medyumların yani gelecek okuyucularının(!), “uyduruklarına” seneye dergilerinde bir kez daha, “söylediklerinin” testi açısından aynen yer vermeleri gerekiyor. Ki şapka uçsun kel görünsün…


Ancak, genel manada söylüyoruz, medyamız bindiği dalı hiçbir zaman kesmez. Okuru en çok çeken haber ve yazıların kaynağını, neden bilerek kurutsunlar ki?
Konu her sene, sayısız gazete ve dergi sayfalarında okur karşısına çekim merkezi olarak çıkmaya devam edecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.


“Çok önemli siyasetçilerin” ve “çok önemli kadın siyasetçimizin” ve de “çok önemli siyasetçi eşlerinin” önem verdiği bir konuya, medyamız neden gereken önemi göstermesin ki?


Küçük bir hatırlatma; Medyum Ömer Dursun Beyefendi; “erken seçim olmayacak” kehanetinde bulunurken,
Medyum Münevver Yıldırım hanımefendimiz ise; “2006 baharında mutlaka erken seçim olacak” kehanetinde bulunmuşlar.
Ne dersiniz? Kehanetin yani uydurukluğun kapı gibi ispatı yönünde anlamlı ve somut bir saptama değil mi?


Çok önemli siyasetçilerimize ve eşlerine yardım olsun diye buradan örnekler vererek gereken duyuruları yapmış olduk. Hangi medyumun kehanet hoşlarına gitmişse, birkaç yüz dolarlarını o medyuma kaptırmış, pardon yatırmış olurlar. Paraları da boşa gitmemiş olur.


                                                         
***


Küçücük bir fıkra. Kıssadan hisse;
İki tatar genci, ertesi gün yağmur yağıp yağmayacağını merak etmiş ve bunu bilse bilse bizim Yakup akay bilir diyerek, her zaman çok değer verdikleri mahallelerindeki ulema(!) yaşlı Yakup akaya (amcaya)  sormaya gitmişler.
Yakup akay, sakalını sıvazlarken gökyüzüne doğru bakmış ve gençlere; “Ya cavar(yağar) ya cavmaz(yağmaz)” demiş.
Ertesi günü yağmur yağınca, tatar gençler “gordun mu bizim Yakup akay nasıl da bildi” diyerek “ulemayı”, Yakup akay’ı bir kez daha takdir etmişler.


Niyet illa bir şeye inanmaksa,  ne diyelim?..


 burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.