Mefharet Hocanım

Memuriyetteki son görevini tamamlayıp bizleri mezun etmeden bırakmadı devletteki görevini ve Türkiye’de ilk kurulan özel ilkokulunun, Özel İnal İlkokulu’nun başına geçmeden önce, biz onun Setbaşı ilkokulundan mezun ettiği son nesil olma onurunu yaşadık doya doya tam 5 sene boyunca bilfiil tedrisatından geçerek…
Onun bizleri eğitme ve hayata hazırlama işinde çok sistemli ve profosyonel olduğunu, ancak bizler de işimizde profosyonel olabildiğimiz zaman anlayabildik. Ama amatör ruhun ne olduğunu da ondan öğrenerek hazırlandık hayata onun çizdiği yoldan. Verdiği disiplin anlayışının sevgiyle yoğrulabildiğini, çektiğimiz ceremelerin hayrımıza olduğunu, o zaman içimize işleyen cezalarının hayatın doğal birer parçası olduğunu sonraları öğrendik. Tek tek nakış gibi, gözünün nuru gibi işledi bizi, hem kendi hayatının el işlemesi desenine, hem de bizim hayatımızın ufkuna….
Örtmenimiz Mefharet Hanım uzun zamandır yaşadıgı rahatsızlığa teslim oldu geçenlerde. O güzel ruhunu teslim ederken, eminim ki Bursa’mızdan çıkarıp, ülke çapında, hatta dünya çapında yetiştirdiği nice talebesinin resimleri geçmiştir gözünün önünden… Hafiften saçını çektiği Hayruş’un, eline cetvelle dokunduğu Aptuş’un, tek ayak üzerinde tahta önünde beklettiği Faruk’un, 100 üzerinden 67 aldım diye alnını karışladığı ben cılızın, silgimi aldı diye şikayet ettiğim Dilek kardeşimin en ham resimlerimiz, en işlenmiş şekilde belirmiştir güzel gözlerinin önünde… İçimizden profosörler milletvekilleri çıktı Sena Kaleli gibi… İmtihanlarında heyecanlandığım için özel dışarı çıkma iznim vardı benim… Vallahi senden kopya çekmedim hocam…
Tedrisatından geçirdiği her devrin gençleri olarak, bugün 70 ile 30 yaşlar arasındaki bir skalada hizalanıp, birerli kolda, sekmez bir disiplinle ve bize kazandırdığı en yüce duygu olan vefa borcumuzla, omuz omuza omuzlarımızda taşıyoruz o güzel hatırasını…
Helal olsun sana örtmenim, Cumartesi Pazar günleri için verdiğin ödevler, yaz tatilinde yapamadığımız tatiller, sokakta oynadığımız için verdiğin cezaların vebalini üstlenen en müzevirci arkadaşımıza bile hayatı öğretmişsindir. Helal olsun verdiğin emeklere ki, bizi emekletmeden hedeflere koşturmuştur titizliğin… Bir atımlık barutların yanında baruthane gibi patlatmıştır hayat boyu… Helal olsun sana Mefharet hocanım… Büyük muallim…
Geri dönüp de baktığında, damganı vurduğun nesillerinin kalitesini sonrakilerde yitirilmiş bulursan eğer, yeni nesiller için sen ve senin gibi öğretmenler yetişemediği içindir mücbir sebeplerden dolayı… Ekonomik kaygıların dişli çarklarında hayatın çarkına yeni dişliler katmanın zorluğundandır. Dişli nesillerin kaybındandır hocam… Dik durmanın unutturulmasındandır. Ailelerin eğitimi yarış, çocuklarını at zannetmesindendir. Eğitim sistemimizle çocuk oyuncağı gibi oynanmasındandır zırt pırt… Keşke senin gibi bir Eğitim Bakanı olsaydı bu ülkede canım Mefharet İnal öğretmenim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 − one =