Mehmet Ali Aybar’ın 25. Ölüm Yılıydı!

METE GÖNENÇ* / İZMİR –  Mehmet Ali Aybar siyasetçi, hukukçu ve atlet. Türkiye sosyalist hareketinin önde gelen isimlerindendir. Aynı zamanda,  Nazım Hikmet’in de teyze oğludur.  1966–67 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarını araştırmak için kurulan Russel Mahkemesi’nde yargıçlık yapmıştır.

13 Şubat 1961 günü işçi kökenli Türk-İş’e bağlı İstanbul İşçi Sendikaları Birliği’nin üyesi 12 sendikacı tarafından kurulan Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kuruluşundan bir yıl sonra partinin genel başkanlığına, o dönemde avukatlık yapan, devletler hukuku doçenti Aybar getirilmiştir.

Mehmet Ali Aybar, 1962’den 1969’a kadar TİP’in genel başkanlığı görevini yürütmüştür. 1965-1973 arasında iki dönem milletvekilliği yaptı. TİP’in 15 milletvekili çıkardığı 1965 ve 1969 genel seçimlerinde İstanbul milletvekili seçildi. Aynı dönemlerde Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgaline karşı çıktı ve “Türkiye’ye özgü sosyalizm” şeklinde de ifade ettiği “güler yüzlü,  insancıl, hürriyetçi sosyalizm” anlayışını savundu. Görüşlerine karşı çıkanlar ile arasındaki anlaşmazlığın büyümesi üzerine 1969’da genel başkanlıktan, 1971’de de partiden istifa etti.

TİP,  tüzük ve programından, günlük politikasına kadar Aybar’ın damgasını taşır. TİP, işçi ve emekçi sınıflarla en yakın ilişkiler kurduğu en güçlü dönemlerini Aybar’la yaşadı. Ben o dönem TİP’ten tanıdığım en önemli sosyalist ve devrimcilerden Dr. NEJAT YAZICIOĞLU ile beraber, Bakırköy üyesiydim. Partinin ilçe teşkilatına gittiğimde her zaman DİSK’li işçilerle dolu olurdu. Onlarla sohbet etmek bir sosyalist için çok keyifliydi. Aybar’ın ayrılmasından sonra bu işçilerin partiden elini ayağını çekmesi beni çok üzmüş, bir o kadar da şaşırtmıştı?

Aybar’ın TİP’e genel başkan olmasından sonra aralarında Behice Boran, Nevzat Hatko, Sadun Aren, Demir Özlü, Fethi Naci, Nazife ve Adnan Cemgil, Yaşar Kemal, Kemal Sülker gibi isimlerin bulunduğu sosyalist aydınlar da partiye katıldılar. TİP bu en güçlü dönemini KARİZMATİK BİR LİDER OLAN AYBAR’LA yaşadı.

Aybar ülkemizde yeterince tanınmayan, tartışılmayan, hatta unutturulmaya çalışılan çok önemli bir sosyalist liderdir.  1968’de Çekoslavakya’nın işgaline karşı çıkması, özellikle içinde benim de bulunduğum genç kesiminin sosyal ve psikolojik durumu ve o günlerin gündemleri sebebiyle büyük tepkiyle karşılanmıştı. Ancak bu günlere geldiğimizde, bir sosyalist sistemin ülke işgalleriyle yürüyemeyeceği kesinlikle anlaşılmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden (SSCB) başlayarak proletarya diktatörlüğünü yürütmekle görevli komünist partiler eliyle kansız karşı devrimlerle kapitalist sisteme geçiş yapılması, Aybar’ı haklı çıkaran bir başka önemli gelişmedir.

Aybar’ın ise o dönem en çok tepki alan açıklaması ise  “GÜLERYÜZLÜ SOSYALİZM” söylemiydi. Biz sosyalistlere göre, sosyalizm ve onun son aşaması komünizmin hedefi, zaten eşitlikçi ve özgür bir dünya yaratmaktır. Buna göre, tüm devletlerin ve sınıfların ortadan kalktığı, insanın bencil yapısının değiştiği komünist sistemde, insanlar topluma verdiği emekten bağımsız olarak tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir. Böylece, “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” hedefi yaşama geçirilmiş olacaktır. Bu nihai hedefe varmak için ise insanın bencilliğinin giderilip onun sınıfsız topluma alıştırılacağı ara bir rejim olan sosyalist sistemden geçilmelidir. Sosyalizmde çalışabilir durumdaki herkes çalışacak ve toplumdan çalışmasıyla orantılı olarak alacaktır. Ancak başta SSCB olmak üzere hiçbir sosyalist sistemde bunların gerçekleşmediği artık bilinen bir gerçektir. Kanımca bu durumun temel sebeplerinden birisi işçi sınıfının partisi dediğimiz komünist partilerin de yöneticilerinin henüz bir değişim sürecinden geçmemiş, bencil yapıda olan kişiler olması ve bu sebeple, sosyalist hareketin olmazsa olmazı tartışmayı yok etmiş, düşünen beyinleri partiden atmış, hatta TROÇKİ’de olduğu gibi, bu beyinleri öldürmüş olmalarıdır.

İşte, o dönemlerde benim gibi birçok sosyalistin benimsemediği, hatta kızdığı bu “Güleryüzlü Sosyalizm” söylemindeki gerçeklik payı, bugün açıkça ortaya çıkmıştır. Ülkemizdeki sosyalist hareketin işçi ve emekçi sınıflarla bağının, dolayısıyla da gücünün en fazla olduğu dönemde TİP’in başkanlığını yapan M.ALİ AYBAR’ın – en azından sosyalist hareketin kitlelerden kopmasına neden olan,  hiçbir başarısı olmayan ama yiğitçe savaşıp ölen bazı gençlik liderleri kadar – anılması ve düşüncelerinin tartışılması, solcuyum diyen herkesin görevidir.

____________________

* Mete Gönenç
İzmir Eski Defterdarı
1960’ların TİP ve FKF üyesi ve SGÖ 2. Dönem başkanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.