Mehmet Ali Talat’ın Önlenemeyen Yenilgisi

Mehmet Ali Talat’ın Önlenemeyen Yenilgisi

0
PAYLAŞ

KKTC Cumhurbaşkanlı Seçimleri Öncesinde
Mehmet Ali Talat’ın Önlenemeyen Yenilgisi

KKTC Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında yürütülen Kıbrıs müzakerelerinden ne tür bir sonuç çıkacağı artık anlaşılmaya başladı. Aylardır yürütülen müzakerelerden tek umutlu olan taraf olarak Talat, dış güçlerden yardım beklentisini açık biçimde dile getirerek kendisinin de süreçten umutsuz olduğunu dile getirmiş oldu. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, baklayı ağzından çıkardı ve müzakerelerden bir sonuç alınamayacağını kabul ederek dış güçleri açık biçimde yardıma çağırdı.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, müzakerelerden umudunu kestiğini dolaylı olarak kabul ederek görüşmelerin başarıyla sonuçlanması için Birleşmiş Milletlerin aktif olarak sürece dâhil olmasının gerektiğini açıkladı. Bu itiraf, Talat’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğunda sonunun geldiği anlamına geliyor.
Talat’ın bu feryadından bazı önemli sonuçlar çıkarmak mümkündür. Bunlar ;
• Talat ve Hristofyas liderliğinde yürütülen Kıbrıs müzakerelerinden olumlu bir sonuç çıkmayacağı kabul edilmiş oldu.
• Rum tarafının her görüşme sonrasında müzakerelerde hiç bir önemli ilerleme olmadığını açıklamasına rağmen, Cumhurbaşkanı Talat’ın olumlu mesajlar vermesinin dayanağı olmadığı ortaya çıktı.
• Türkiye, Kıbrıs politikasında önemli bir dönemece girdi ve yılsonundan itibaren yeni Kıbrıs politikasını yürürlüğe sokacağı mesajları vermeye başladı.
• Cumhurbaşkanı Talat, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce müzakerelerden olumsuz bir sonuç alınmasından kaygı duyduğu için dış güçleri ve özellikle Birleşmiş Milletler’i sürece dâhil etmeye çalıştı.
Hepimizin bildiği gibi, Kıbrıs sorununun çözülmesi konusunda Birleşmiş Milletler konuya doğrudan müdahil olmuş, BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ismini taşıyan bir çözüm planı hazırlanmış, referanduma sunulan bu çözüm planını Rum halkı büyük çoğunluk ile reddetmişti. Bütün iyi niyetli girişimlere rağmen Rumların çözüm planını reddetmesine karşın AB’ne tam üye yapılması, çözümden yana irade gösteren Kıbrıslı Türklerin ise cezalandırılmaya devam edilmesi ve verilen sözlerin tutulmaması karşısında Türkiye de Kıbrıs stratejisini uzun zamandır masaya yatırıp yeni bir strateji çizmeye çalıştı. Bu yeni stratejinin çizilmesi sürecinde KKTC tarafı ve Türkiye’deki yetkililer arasında zaman zaman toplantılar ve görüş alışverişleri de yapıldı. Bu zaman diliminde çözümden uzak durulmadığını göstermek için yeniden müzakerelere başlanmasını kabul eden KKTC ve Türkiye, yeni dönemdeki stratejisini oluşturma konusunda zaman da kazanmış oldu.
Türkiye’nin yeni stratejisi; Rumların adil ve eşit koşullarda yapılacak federal bir çözümden uzak durduğu, zamana oynayarak AB ile ilişkiler sürecinde Türkiye’yi tavize zorlayarak Kıbrıs adasını Rumlaştırma stratejisini benimsediğinin anlaşıldığı, bunun karşısında yeni bir yol planının belirlenmesinin zorunlu olduğudur. Bu yeni yol planında Rumlarla müzakerelerden kaçmamak, ancak KKTC konusunda yeni bir stratejiyi benimsemek anlayışı egemen olmaya başladı.
Türkiye’nin yeni Kıbrıs stratejisi, Rumlarla eşit ve adil koşullarda bir barışın yapılamayacağı, bu nedenle de uluslararası arenada daha etkin olarak KKTC’nin tanıtılması için bütün fırsatları kullanmak ve KKTC’deki iktidar değişiminin de etkisiyle yeni dönemde daha aktif politikalar uygulamak olacaktır. Bunun ipuçlarını, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve yakın zamanda KKTC’yi ziyaret eden Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek açık biçimde ortaya koymuştur. Yeni Kıbrıs stratejisinin ipuçlarını veren bu açıklamalarda, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünde AB’yi taraf olarak görmediği, AB ve Kıbrıs sorunu karşı karşıya geldiğinde ise Türkiye’nin KKTC’yi tercih edeceği açık biçimde dile getirildi.
Bu süreçte KKTC Cumhurbaşkanı Talat’a düşen rol da sona ermiş görünüyor. Türkiye, yeni Kıbrıs stratejisini yeni aktörler ile götürmek konusunda kararını vermiştir. Yılsonuna kadar süre verilmesi ve Rumların yeni adımlar atmaması durumunda yeni yol haritasının uygulamaya sokulacağına ilişkin açıklamalar, bu kararın ipuçlarını vermektedir.
Bu durumda KKTC Cumhurbaşkanı Talat, oynadığı rolünde başarılı olamamış, Kıbrıs sorununu çözmek konusunda gösterdiği bütün iyi niyetli ve tavizkar tavrına karşın Rumlardan en ufak bir iyi niyet karşılığı görememiş, bu nedenlerle de Talat’ın misyonu sona ermiştir. Nasıl ki, CTP’nin misyonu sona ermiş ve genel seçimler sonucunda UBP iktidara gelmiştir, Talat’ın misyonu da sona ererek yeni dönemde UBP destekli adayının Cumhurbaşkanı olacağı kesin biçimde anlaşılmıştır.
Bu noktada Cumhurbaşkanı Talat’a önerimiz, gelişmeleri iyi okuması ve yenileceği bir yarışa katılmaktan vazgeçerek UBP adayının seçime tek başına katılarak seçimi ilk turda kazanmasını kolaylaştırmasıdır. Uzun dönemdir siyasette yanlışlar üstüne yanlış yapan Cumhurbaşkanlığı kadrosu, Talat’ı bu konuda ikna etmeli ve Talat’ın ülkeyi gerçek bir iyilik yapmasının yolunu açmalıdır.
Bizden söylemesi …

BİR CEVAP BIRAK