Mehmet Uzun dönmemecesine göçtü…

Kürtçe, Türkçe ve İsveççe yazan Uzun, PKK’nın hazırladığı 250 kişilik bir Kürt aydınları hedef listesinde yer aldığı da öne sürülmüştü.


Mehmed Uzun, 1953 Siverek doğumlu. 1977-2006 arasında İsveç’te sürgünde yaşadı. Kürtçe, Türkçe ve İsveççe olarak ürettiği kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. 1985 yılından bu yana yazdıklarıyla, modern Kürt romanının kurucusu olan ve bir tarih başlatan Uzun, son yıllarda Türkiye’de de tanınmaya başlandı. Edebiyat eleştirmeni Doğan Hızlan da, dün Mehmet Uzun için, “Kürtçe’nin bir edebiyat dili olmasını sağladı” demişti.


İsveç’teki sürgün günlerinde mide kanserine yakalanan yazar “Bana iyi gelir” dediği memleketi Diyarbakır’a dönerek tedavisini sürdürmüştü. tedavisi süren, Kürt edebiyatçı Mehmed Uzun’a mektup gönderdi.


TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kürt edebiyatçı Mehmed Uzun’a gönderdiği mektup da “Edebiyat alanında önemli eserler ortaya koymuş olan sizin gibi değerli bir yazarımızın şiddete karşı yıllardır sürdürdüğü tavrı çok anlamlı buluyorum. Bu çabaların devam etmesi ve milletimizi acılara boğan terör olaylarının bir an önce sona ermesi en büyük dileğimizdir” demişti.


UZUN’UN ROMANLARI


A. Ömer Türkeş, pandora.com.tr’de Uzun’un yazarlığını şöyle tanımlamıştı:


“1985’den bu yana, romanlarını Kürt dilinde yazarak bu dili hareketlendirme yönünde büyük bir çaba içerisinde olan Mehmed Uzun, ardı ardına ürettiği romanlarının estetik düzeyiyle de, hem Kürt romanının hem de Kürt dilinin meşruiyetini kanıtlıyor. Yaşar Kemal’in, Mehmed Uzun’un “Siya Evine”(Yitik bir Aşkın Gölgesinde) romanına yazdığı şiirsel takdim yazısı, usta bir romancının bir başka roman yazarının hakkını teslim etmesinin güzel bir örneği; “Mehmed Uzun’un romanını okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış, diye. Mehmed, önce Kürt dilini ve edebiyatını iyi biliyor, Türk dilini ve edebiyatını da iyi biliyor. Sonra dünyaya açılıyor, dünya kültürünü ve edebiyatını da özümsüyor. Mehmed, Kürt dili için bir tarih oluyor böylece” demiş Yaşar Kemal.


Mehmed Uzun, kendisi bir tarih olmasının ötesinde, romanlarında Kürt halkının/aydınlarının tarihini işlemeye öncelik vererek, bir başka misyonu da üstleniyor. Bilinçli bir faaliyet içerisinde olan Uzun, Kürtlerin tarihlerini bilmeleri gerektiğine inanıyor; “Ters yüz edilmiş, unutulmuş bir tarih söz konusudur. Tarihini bilmeyen, tarihini kendisine göre yorumlamayan bir entelektüel hareketin, bir siyasi hareketin başarı şansı yoktur”. Hikayelerinde tarihi kişiliklere ve bu kişiliklerin dramatize edilmiş yaşantılarına ağırlık vermesi, tarihsel fantezilerin tarihin pırıltılı yüzeyine sarılmalarından farklıdır. Unutulan bir geçmişi ve o geçmiş içerisinde Kürt halkı ve kültürü adına bütün bir ömürlerini feda etmiş insanları yeniden hatırlatması bir yana, anlattığı dönemlerdeki duygu ve düşüncelerin, trajedi ve felaketlerin, çatışma ve çelişkilerin bugünün sorunsalı olmasıyla da, Mehmet Uzun’un romanları bir edebiyat kanonun öncüleridir. “ Siya Evine’deki Memduh Selim ya da Bira Quadere’deki Celadet Ali Bedir-han, biraz da günümüzdeki Kürt aydınları değil mi? Unutmayalım, bu romanları yaratan bilgi, duygu ve ruh hali günümüzündür. Dünü edebi olarak yeniden yaratmaya çalışan bilgi ve uğraş, günümüzün ortamında elde edilmiştir ve yaratılanların tümünde bugünün ruh hali, bazen açık bazen de sözcük ve tümcelerin ardına gizlenerek, kendini hissettirmektedir”. Mehmed Uzun’un romanlarında, 80’lerden sonra yükselen Kürt hareketinin siyasi ve askeri mücadelesinin eksik yanlarına ve Kürt aydınların tavırlarına dair incelikli bir eleştirinin varlığı da göze çarpar; geçmişteki hatalar, günümüzde de tekrarlanmaktadır.


Yaşar Kemal’in temennisi ile bitireyim; “Bu görkemli başlangıçtan sonra, bu Mezepotamya’nın yaşayan en eski zengin dilinden büyük bir edebiyat, özellikle büyük romanlar çıkacaktır”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + fifteen =