MEKSİKA’DAN… Latin rüzgarı soldan

Son iki yılda Arjantin, Brezilya ve Ekvator’un sol kanattan cumhurbaşkanı seçmesinin ardından, Uruguay tarihinde, 175 yıl sonra ilk kez bir sosyalist parti seçimleri kazandı. Çok kısa bir sürede ardı  ardına gelen cumhurbaşkanlığı seçimlerini sol kanattan liderlerin kazanmasıyla sol rüzgarı, Allende, Che Guevara, Fidel Castro ve Emiliano Zapata gibi devrimcilerin beşiği olan Latin Amerika’da yeniden esmeye başladı.

2004’Ağustos ayında bir referandumla Venezuelalılar, solcu Cumhurbaşkanı Hugo Chavez’in  iktidarda kalmasını onaylarken, Şili’de Allende’den bu yana Ricardo Lagos merkez-sol koalisyonuyla cumhurbaşkanlığı  titrini taşıyor.

Uruguay’da ise, 31 Ekim tarihinde gerçekleşen 2.487.000 seçmenin katıldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerini birinci turda yüzde 50,7 farkla kazanan 64 yaşındaki sosyalist Tabare Vazquez, resmi olarak 1 Mart 2005 tarihinde görevine başladı.

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Arjantin Cumhurbaşkanı
Nestor Kirchner and Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez , Vazquez’e destek vermek üzere Uruguay’a geldi.

Yeni cumhurbaşkanının ilk etapda kominist Küba ile diplomatik bağları yeniden düzenlemek üzere girişimde bulunması ve Venezuela ile bir enerji anlaşması yapması bekleniyor. Uruguay, 2002 yılında Fidel Castro’nun, Cumhurbaşkanı Jorge Battle’ı ABD ile işbirliği yapmaktan suçlaması üzerine Küba ile ilişkilerini askıya almıştı. Ancak Vazquez’in seçimleri kazanmasından sonra Castro’nunda Montevideo’ya gelmesi beklenirken toplantıya, Küba dış işleri bakanı katıldı.

İlk işinin, insani koşullarda  yaşayamayan yaklaşık 100.000 Uruguaylı için “acil bir sosyal plan” olacağını söyleyen Vazquez’in zaferini binlerce Uruguaylı ülkenin her bir köşesinde, özellikle de başkent Montevideo’da  büyük sevinç gösterileriyle kutladı.

1985’de ülkenin demokrasi’ye dönüşünden sonraki dördüncü seçim olan  bu son seçimlerde Uruguay tarihinde ilk kez bir sol parti, diğer gelenekçi Ulusal Parti veya Beyazların Partisi (Partido Nacional veya Partido Blanco) ve Renklilerin Partisi (Partido Colorado)ni saf dışı bırakmıştı. İlk kez sol rüzgarları Vazquez’in partisi olan Geniş Cephe Partisi’nin (Frente Amplio) 1971’de kurulmasıyla esmeye başlamıştı. Üç ayrı oluşumun, İlerici Buluşma, Geniş Cephe ve Yeni Çoğunluk Partisi bürakratlarının oluşturduğu sol koalisyonu; sosyalistler,  komünistler, hristiyan demokratlar, askerler ve diğer gelenekçi partilerden ayrılmış politikacılardan oluşuyor.

Geniş Cephecilerin önünün ilk açılması , Vazquez’in 1989 yılında Montevideo’ya belediye başkanı olmasıyla başlamıştı. Ardindan ağır ağır sempati toplamaya başlayan sol eğilim 1994  seçimlerinde  Vazquez’in kıl payı seçimleri kaybetmesiyle gelişdi. 1999’daki seçimlerde Renklilerin ve Beyazların seçim sisteminde yaptıkları değişiklikler Geniş Cephecilerin yollarını tıkadıysa da ülkenin sosyo-ekonomik pozisyonu ve yaşadığı krizler sonuçta solu iktidara taşıdı. 

Onkoloji ve radyoterapi uzmanı bir doktor olan Vazquez, seçim sonuçlarını öğrendikten sonra yaptığı ilk konuşmasında   tüm halkına “ ağaçları köklerinden sallayacak bir “değişim” vaadettiği ancak fakirliğin son on yılda iki katına katlandığı Uruguay’da işsizlik, 2002 Mart ayında yüzde 20lere ulaşmıştı.  Yakın ekonomik ilişkide bulunduğu komşusu ve yüzde30 oranında ihracat yaptığı birinci ülke olan Arjantin’in 2002’de  yaşadığı ekonomik krizden çok zarar gören Uruguay,  ülkenin ulusal parası olan Uruguay pesosunun devalüasyon görmesi, hatta ülkedeki banka sisteminin çökme eşiğine gelmesi gibi ciddi krizler yaşamıştı.  2002 krizi neredeyse nüfusun 1/3 ünü yani yaklaşık bir milyon kişiyi fakirlik seviyesine düşürmüştü.  Komşuları Brezilya ve Arjantin arasında  3.3 milyon nüfusu ile küçük bir Güney Amerika  ülkesi olan Uruguay’ın, halen 12.500 milyon dolarlık dış borcu bulunuyor. Bu nedenle ekonomik büyümeyi sağlamak için Uruguay’ın herşartta dış yardıma ihtiyacı olacak. 

Devlete ait ulusal telefon şirketi ANCEL’in yarı özelleştirilmesinden sonra serbest ekonominin bir alternatif olarak bir kenarda durduğu Uruguay’da devlete ait  petrol şirketi  ANCAP’ın özel işletmeye verme kanun tasarısının meclisden geçirilmesi  halktan da büyük destek görüyor. 

Ancak, geçen yıl yüzde12 oranında büyüyen ülke ekonomisinin en büyük sorunu işsizlik ve sosyal eşitsizlik. Zaten büyük olasılıkla da geçilen ekonomik krizler ve artık ihtiyaç duyulan değişim isteği Uruguaylıların seçimlerini belirledi.

Son yılların sol eğilimi, onlarca yıl fakirlikle boğuşan Brezilya halkının Luis Inacio “Lula” da Silva’yı 2002 yılında cumhurbaşkanı seçmesiyle başladı.

Arjantin, yaşadığı çok ciddi ekonomik krizden sonra cumhurbaşkanı olarak bir solcuyu, Nestor Kirchner’i secti. Kirchner ve Lula’nın yakın arkadaş ve müteffik olmaları ABD ve Latin Amerika arasında bir serbest ticaret anlaşması’na yönelik yaptıkları müzakereler, iki tarım devi olan Arjantin ve Brezilya’nın, Washington’a karşı bir cephe oluşturmasına sebep oldu.

Dış politikasının ağırlık noktası  Küba olan Venezuela, ABD ambargosu altında kalan Fidel Castro hükümetine petrol veriyor. ABD ve Venezuela’daki muhafazakarların iktidar’dan çıkartmak istediği Hugo Chavez bu ağustos ayında bir referandumla halkın desteğini gördü. 90li yıllarda Latin Amerikalı hükümetler, başta Arjantin olmak üzere, ABD’nin istediği ekonomik reformlar, özelleştirmeler ve serbest pisaya’ya uygun politikalar uygulamaya çalışmıştı, ancak BM’ye bağlı CEPAL Ekonomik Araştırma Kurumu’nun verilerine göre, Latin Amerika ekonomik açıdan “kayıp bir on yıl” yaşadı. Gelir dağılımındaki  ciddi uçurumlar daha da derinleşirken,  sözde “Washington Consensusu” diye bilinen  ekonomik liberal reçete, yüzlerce milyon insanın sorunlarına çözüm getiremedi. Dolayısıyla, sosyal eşitsizliklerin de sebep olduğu sol eğilim, bölgedeki çözüm arayışının bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.

Ancak  Latin Amerika’da sol asıl sınavını Meksika’da verecek. ABD’nin komşusu, 100 milyon nüfuslu ve Zapatistalarla devrimci sol hareketin bir biçimde içinde bulunmuş ama hiç bir zaman sol kanattan cumhurbaşkanı seçmemiş olan Meksika’da 2006 yılında cumhurbaskanlık seçimleri yapılacak. Meksiko Belediye Başkanı olan Demokratik Devrim Partisinden (PRD) Andres Manuel Lopez Obrador  seçim araştırmalarında ciddi bir farkla önde gidiyor. Kimbilir belki de, Chavez’in geçen aylarda dediği gibi “artık devrim başladı; Latin Amerika’nin güzel insanları ayaklanıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here