MEKSİKA’DAN… Suçlu olsa olsa Chavez’dir…

Washington,  uyuşturucuyla savaşamamasının sebebini yine Chavez, kara yoluyla ABD’ye, deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşan yüzlerce kilo kokainin çıkış noktası olarak da Venezuela’yı gösteriyor.

Amerikalıların hazırladığı rapora göre,  uluslararası platformda terorist kabul edilen üç ayrı silahlı grup; FARC gerillaları ( Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri, ELN (Ulusal Kurtuluş Ordusu) ve AUC (Kolombiya Birleşik Kontrgerillaları)nın,  uzunluğu 2200 km.’yı bulan Venezuela ve Kolombiya sınırını neredeyse ellerini kollarını sallayarak  geçtikleri ve Venezuelalı güvenlik güçlerince aranmadıklarını iddia ediyor. 

Devlet Uyuşturucuyla Savaş Teşkilatı Güney ve Latin Amerika dairesi Başkanı Abelardo Antonio Arias, “Venezuela’da uyuşturucu trafiğinden bu gruplar sorumlu” diyor.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez 2005 yılında, kendi ülkesi sınırlarında  DEA-Amerika Birleşik Devletleri Uyuşturucuyla Savaş Teşkilatı’nın yetkilerini iptal etmişti. Gerekçe olarak da, Amerikalılar tarafından,  kendi adamlarının ajan olduğu iddiaları ve ABD Devlet Başkanı George Bush’un, Venezuela’nın uyuşturucuyla savaş ile ilgili verdiği yıllık raporu kabul etmemesini göstermişti.
 
ABD Devlet Bakanı Anne Paterson, Latin Amerika’daki uyuşturucu savaşında Venezuela’yı  ‘aralık bir kapı’ olarak görenlerden bir tanesi. ABD’nin Kolombiya’daki eski büyükelçilerinden olan Paterson,  kökünden sökülerek imha edilmeye çakışılan koka ağaçlarının yerine yenilerinin dikildiği söylentileri olsa da, Kolombiya da tam 170 bin hektarlık koka tarlasının imha edildiğini söylüyor. Bu savaşta, mutlaka Bolivya’nın da yer alması gerektiğini ve Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales’in konuyla ilgili izleyeceği stratejinin Bolivya-ABD ilişkilerini  belirleyeceğini söylüyor.

Venezuela’nın yeni verdiği rapora göre, 2005 yılında kendi güvenlik güçlerince ele geçirdiği uyuşturucu miktarı 72 tonu buluyor. Bu da ABD’nin raporuna göre, neredeyse 2004 deki rakamların iki  katı. Yine Peru’da %38, Bolivya’da ise %8 lik bir artış var.

Venezuela İçişleri Bakanı Jesse Chacon ise,  “Venezuela, uyuşturucu üreticisi veya tüketicisi bir ülke olmamasına rağmen, konuya gereken özeni göstermektedir”diyor.
 Kolombiya’da gerillalar tarafından kurtarılmış bölge ilan edilen bir çok bölgenin Venezuela ile sınırı olmasının da bir başka sorun olduğunu söyleyen bakan, ABD’nin Kolombiya’ya uyuşturucuyla savaş için gönderdiği milyonlarca doları kastederek, “ABD’den yağan dolarları, Kolombiya tarafındaki kurtarılmış bölgeleri geri almak için kullansalar çok daha iyi olur “diye de ekliyor.

Kolombiya’da tam 70 cephe veya kurtarılmış bölgede eylem yapan FARC- Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri  (Fuerzas Armadas Revolucionarias de  Colombia)’nin kuruluş amacı, ülkedeki sosyal adaletsizliklere, ekonomik ve politik sorunlara son vermek, ABD’nin Kolombiya’ya müdahalesine karşı koymak ve bir marksist devlet kurmak idi.  
 
Kolombiya’da 1953’de,  General Gustavo Rojas Pinilla’nın başa gelmesinden sonra     çıkartılan afların ardından yaklaşık 5000 gerilla  silahları bırakma kararı aldığı zaman, PCC-Kolombiya Komunist Partisi, Rojas Pinillas’ın yaptığı aflara güvenmediği için silahları bırakmayı reddeder.  İşte bu komunist gerillalar ve bazı liberal radikaller FARC’ın komutanı olacak olan Manuel Marulanda (Kod adı: Tiro Fijo) ile beraber güneye çekilmeye başlarlar ve birinci “kurtarılmış bölge” dedikleri Marquetalia bölgesine yerleşirler ve yavaş yavaş kurtarılmış bölgelerin sayısını arttırmaya başlarlar.

1964 de ilk kez Komutan Marulanda ve ordunun dağıtmaya çalıştığı bir grup komunist , “Güney Bloğu” adı altında  Kolombiya Komunist Partisi’nin ilk gerilla ayaklanmasını  planlayarak FARC’ın ilk adımını atarlar. 1966’da yapılan II. Güney Bloğu Konferansı’nda FARC’ın kurulmasına ve Komunist Parti’nin silahlı mücadele kolu olmasına karar verirler.
  
1982’de yapılan VI. Konferans’da Jacobo Arenas liderliğinde bulunan FARClar, yeni stratejiler belirleyerek her alanda hem siyasi hem de silahlı mücadeleyi birlikte yürütme kararı alırlar ve bu tarihten itibaren de örgütün yeni adı FARC-EB, FARC- (Halkın Ordusu)  olur. Böylece hem sayılarını arttırmayı planlamakta, hem de uyuşturucu trafiğiyle birebir ilişkide olmadıklarını ortaya koymak istemektedirler.  Ancak sonunda kabul etmek zorunda kalırlar ki, örgütün  birinci dereceden finans kaynağı, uyuşturucu madde üreticisi ve pazarlayıcısından alınan  düzenli aidatlardır. Örgüt, üreticinin tarlasını, uyuşturucu işleme laboratuarlarını koruyup ardından da gramaj üsulü bir tür  aidat almaktadırlar.

1999’da  Kolombiya Devlet Başkanı Andres Pastrana ve ABD Devlet Başkanı Bill Clinton’ın uyuşturucu trafiğine  ve ülkedeki şiddet ortamına son vermek için   “Plan Kolombiya”  adı altında bir operasyon başlatırlar. ABD’nin Yaklaşık 1milyar 250 milyon dólar harcadığı operasyon  afyon ve koka tarlalarının kökten yoketmeyi planlamıştır. 
 
Avrupa Birliği, ABD ve Kolombiya devleti FARC’ı, ELN-(Ulusal Kurtuluş Ordusu) ve AUC’u ( Kolombiya Birleşik Kontrgerillaları)nı  terörist organizasyonlar listesinde gösterir. AUC, 1987 de kurulmuş  yasal olmayan bir paramilitar organizasyondur. Amacı, toprak sahiplerini, esnafları, tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüleri, hatta uyuşturucu trafiğinde çalışanları, FARC, ELN ve EPL gibi gerilların tehditleri altında yaşayan insanları korumak amacıyla kurulmuştur.

Ulusal Kurtuluş Ordusu ( Ejercito de Liberación Nacional – ELN); Kolombiya’da 1964’de kurulan marksist eğilimli silahlı bir isyancı gruptur. Küba devriminden etkilenerek Favio Vasquez Castano tarafından kurulur. Sivil halka yönelik kaçırma, yer değiştirmeye zorlama, bombalama, hapishane ayaklanmaları, silahlı tehdit ve grevler gibi  birçok eylem düzenler.

Human Rİghts Watch gibi insan hakları koruyucusu olan resmi olmayan örgütler, bu organizasyonları her ne kadar terörist olarak tanımlamasa da FARClar, adam öldürme, kaçırma, sivil halkın huzurunu kaçırma, tehdit,  hatta 15 yaş altındaki gençleri organizasyona sokmaya zorlama, ağır silahlar ve patlayıcılar, hatta gönüllü olmayan canlı bomba kullanma gibi bir çok toplumsal suç işlemekle suçlanıyor. Bu arada FARC, bugüne kadar yaklaşık 3000 yerli ve yabancıyı kaçırdı. Ayrıca bu adam kaçırma ve fidye işleri de örgütün uyuşturucu yanında diğer bir finans kaynağını oluşturuyor. FARClar hakkında bir çok görüş var: Artık geldikleri nokta amacından tamamen sapmış, teröre dönüşen “siyasi eylemlerin” artık siyasi olmadığı, şiddetin daha çok şiddet getirdiği ve bu yöntemle çözülebilecek hiç bir siyasi ekonomik ve sosyal sorun olmadığı görüşleri kadar, hiç bir siyasi görüşü olmayan  sadece hayatta kalabilmek için kaçırma ve uyuşturucu trafiğini kendine iş edinmiş bir çeteye dönüştüğü fikirleri de yaygın.

“Mücadelenin her şekli” diye eylemlerini açıklayan FARClar hem silahlı kuvvetlere yıllar içinde çok zarar vermiş, hem de ülkede bir anarşi ortamı yaratılmasına sebep olmuştur. 2004’deki sayıları 12 bin veya 16 bin arasında olduğu sanılan FARC gerillaları, neredeyse ulusal toprakların %80inde operasyon düzenlemiş, hem de yerel halktan kolaylıkla yardım almıştır. Her şehirde özellikle fakir ve marjinal bölgelerde milisleri bulunmaktadır. Ayrıca komşu ülkelerden  Venezuela ve kokain laboratuarlarının bulunduğu söylenen Ekvator ile  işbirliği yaptığı söylenmektedir.  Bazı analistlerin dediğine göre, birliklerini dinlendirmek, koka işlemek için, bazen de siyasi ve diplomatik hazırlıklar yapacağı zaman FARClar yalnızca Kolombiya’da değil , diğer komşu ülkelerde de özellikle de Ekvator ve Venezuela sınırında varlıklarını veya etkinliklerini sürdürüyorlar.  Bu arada bir çok araştırmacı, çok kere hatta her fırsatta reddetmesine rağmen Hugo Chavez’in FARClara kapı açtığı, onları tolere ettiği ve lojistik destek verdiğini iddia ediyor.

Örgütün mali sorumlusu “Sonia” kod adlı Omaira Rojas’ın önce Panama’da milyonlarca dolarlık banka hesaplarının ortaya çıkması ve FARC komutanlarından olduğunu itiraf etmesi ve en son da 5 kg. eroinle ABD’ye girerken yakalanması, Amerikalı çetelerle örgütün bir şekilde bağlantıda olduğunu gösteriyor.  Yine ABD, Brezilya ve Kolombiya hükümetleri 2001 de yakalanan ünlü uyuşturucu babalarından Fernandinho Beira-Mar’ın yakalanmasından sonra iki tarafında reddetmesine rağmen aralarında kesinlikle bir ilişki olduğundan  eminler. Kısacası,  FARC, Latin ve Güney Amerika’daki uyuşturucu trafiğinde mutlaka söz sahibi.

Hazır uyuşturucuyla savaşırken, Venezuela Devlet Başkanı Chavez’den de hiç hazzetmezken bu işi topluca sonuca bağlamaya niyetlenmek kötü bir fikir değil , ama Chavez’i de bu resmin içine katmak, bakıldığı her yerden çok iddialı görünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.