Meleklerle konuşmak ister miydiniz?

Meleklerle konuşmak ister miydiniz?

0
PAYLAŞ

Yaşlı kurt titreyen ellerini gizlemeye çalışıyordu. Ona ihanet eden bedenine rağmen beyninin hâlâ zehir gibi çalıştığı verdiği cevaplardan belli oluyordu. Gazeteci, karşısındaki bu olağanüstü yaşam ateşinin bir kaç ay sonra söneceğini hissetmiş olmalı ki, birden: ‘Meleklerin varlığına inanıyor musunuz?’ diye sordu. François Mitterrand, yüzünde beliren tatlı bir tebessümle: ‘Evet, inanıyorum’ dedi. ‘Ama onlardan biriyle henüz tanışmadım.’

İnsanların uhrevî dünyadaki yansımalarının melekler olduğunu söylemişti metafizikle uğraşan bir arkadaşım. Görüşüne göre, maddesel ve ruhsal boyutları ayıran tülün bir tarafındaki insanlar meleklerin, öbür tarafındaki melekler de insanların gölgesiydi.Ve ilahî bir dansla birbirlerine kenetlenmişlerdi’

Tanrı’nın değişik vasıflarını temsil eden meleklerin insanlara yardım etmek ve Tanrı iradesini tecelli ettirmek için yaratıldıklarını savunan kadim bilgiler, bu olguyu doğruluyor. Binlerce yıldır resimli ve resimsiz anlatılan sayısız hikâye, melek/insan sembiyozunun varlığını kanıtlıyor. Meleksiz bir insanlık tarihinin yazılmasını imkânsız kılıyor.

Rivayet edilen beyaz kanatlarıyla, insanları andıran saf güzellikleriyle akla izana sığmayan melekler, illüzyonu tecrübe ederek tanrısallığımızı anlamaya çalıştığımız dünya yolculuğunun getirdiği badireleri atlatmak, yükünü hafifletmek ve ‘ ayrılık’ kavramının yarattığı yalnızlığı bir ölçüde telafi etmek üzere yanımızdalar. Her an’ Kanatlarıyla’ Haleleriyle’ İnsanoğluna destek olabilmek için çarpan eşsiz yürekleriyle.

Terry Lynn Taylor,  Işık Habercileri başlıklı kitabında, meleklerin ilham veren, rehberlik yapan ışıksal varlıklar olduklarını açıklayarak şöyle sürdürüyor sözlerini: ‘Bu varlıklar ışığın bütün niteliklerine sahiptirler-hız, parlaklık, şifa verme ve karanlığı yok etme gücü. Onlar,’ beşeri potansiyel’in’ beşeri realite’ haline gelmesi için insanlara ışıksı hafifliğin yollarını öğretmek üzere görev almışlardır.’

Geride bazen hoş rayihalar bırakarak, asude enerjiler yaratarak,  belli belirsiz dokunuşlarla bizlere mevcudiyetlerini ispat etmek isteyen melekler, yardım çağrımızı sabır ve sadakatle beklemektedirler. İlahî yasa,  talep etmediğimiz takdirde, semadan dünyaya uzanan yâren ellerden faydalanamayacağımızı vurguluyor.

Dolayısıyla; işde, aşkta,arkadaşlıkta ve alışverişte (!) melekleri yaşamınıza davet etmeyi unutmayın. Başkalarının özgür iradesine ve ruhunuzun edinmek istediği tecrübelere mani olmadığı sürece, melekler güçlerinin ve hünerlerinin yettiği kadar yardım edeceklerdir size. Hele hele ruhsal gelişmeniz için çaba gösterip, yaşamınızı insanlığa adamışsanız’

Yeryüzündeki her insanın bir koruyucu meleği olduğu gibi,  melekler âleminin tümü de hizmetimizdedir. Gerektiğinde istifade edebileceğimiz, İbranice adlarıyla dünya literatürüne geçmiş yedi ‘baş meleğin’ kimlikleri ve fonksiyonları şunlardır:

Elinde kılıcı, heybetli duruşuyla tasvir edilen Michael (Mikail), karanlıkların ve kötülüklerin korkulu rüyasıdır. Bizi, maddi manevi saldırılardan ve kazalardan korur. Korkularımızdan arındırır.  Tanrı’dan haber vermekle meşhur olan Gabriel (Cebrail), barış ve sevinç müjdeler. Ümit vererek, yaşam amacımızı açıklar. Değişmemizi sağlar. İsminin, ‘Tanrı şifalandırır’ anlamına geldiği Rafael, ruhsal ve bedensel iyileşmemizin kaynağıdır. Bolluk getirir. Sanatçılara ve bilim adamlarına  ilham verir. Tanrı’nın ateşini simgeleyen Uriel, barışı ve anlayışı yaşamımızda taşırken; Chamuel sevgi, şevkat ve merhametle onun niteliklerini  tamamlar. Zadkiel mutluluğun, neşenin, özgürlüğün ve adaletin koruyucusudur. Acı hatıralarımızı, olumsuz alışkanlıklarımızı dönüşüme uğratır. ‘Tanrı’nın güzelliği’ ismini taşıyan Jophiel cehaletin düşmanıdır. Misyonu insanlığı aydınlatmaktır.  Bilgiyle bilgelik yolumuzu açmaktır.

Harekete geçirdikleri tesadüflerin vasıtasıyla bizlerle ilişki kuran, muzip oyunlar oynamaya bayılan, katıla katıla gülmemizi bir anlığına işitebilmek için evrenin tüm olanaklarını seferber etmekten kaçınmayan, hareli kanatlı yoldaşlarımızla tanışmak için görmeye, karşılaşmak için ölmeye, gerek var mı dersiniz?’


________________________________
Işık Menderes’in bu yazısı Radikal Gazetesi Cumartesi ekinde yayınlanmıştır.

BİR CEVAP BIRAK