“Melez” başkanlık (III)

“Melez” başkanlık (III)

0
PAYLAŞ

Bence Türkiye’de uygulanan parlamenter sistemin suyu çıkmış filan değil.
Eğer Türkiye’de sistemin raf ömrü dolmadıysa, dünyada işletilen en iyiye yakın bir yönetim olan parlamenter düzen ehven-i şer ise neden başkanlık sistemi hayatımızın merkezi haline sokulmak istenyor?
Erdoğan ve şürekâsı, başkanlık sistemi konusunda sarayda harıl harıl çalışıyor olmalılar.
Aylardır sürüyor bu çalışmalar. Tüm dünyadaki ülkelerin, özellikle başkanlıkla yönetilen devletlerin anayasaları saraya taşınmış durumda.
Her ülkeden, her anayasadan bir parça kopyalanıyor, koparılıyor ve bizim “melez” diyebileceğimiz başkanlık metnine ekleniyordur zahir.
Tabii bu sistemin mucidi “yerli başkanlık sistemi” versiyonunun isim babası Prof. Burhan Kuzu.
Onu da unutmamak gerek.
1982 faşist askeri anayasanın da mucidi bir profesördü, Orhan Aldıkaçtı.
Bunu da bir kenara yazmak gerek.
Prof. Burhan Kuzu Hoca, sık sık TV’lerde boy gösterip başkanlık sisteminin faziletlerini anlata dursun, pek de inandırıcılığı kalmadığı için yanında “takviye” yandaş bilim adamı veya prof.lar alıp, ekranlarda adeta “hormon” takviyeli yandaş gibi boy gösteriyor.
Neymiş?
“Güney Amerika’da özellikle Meksika’da başkanlık sistemi başarılı imiş…
Meksika, başkanlık sayesinde meğer kalkınmış.
Adeta ekonomileri bizden daha fazla (!) uçmuş.
Biz Meksika’nın içinde bulunduğu şartları ve halkının durumunu bilmiyoruz, sadece Kuzu Hoca ve AKP’nin yalaka takımı biliyor.
Tabii bir de Bu ülkedeki siyasi ve ekonomik durumu, Meksikalı politikacılara, medyasına, muhalefetteki partilere sormak lazım.
Demokratik kuralların ne kadar uygulandığına da bir bakmak lazım.
Sayın Kuzu, geçenlerde bir tv’deki açık oturum programında, anayasa doçenti Şule Özsoy Boyunsuz ile karşı karşıya gelmişti.
Hocamız başkanlık sisteminin faziletlerinden bahsedip değişik ülkelerden örnekler vermeye çalışmıştı. Parlamenter sistemlerin terkedildiğinden dem vurmuştu.
Bunların tam da aksini örneklerle anlatan Kuzu’nun öğrencisi yaşlarındaki Doçent Boyunsuz “Hepsini yanlış biliyorsunuz. Ben yıllardır bu konuda kafa yordum, araştırmalar yaptım. Doğrusunu öğrenmeniz için biraz daha okuyun hocam” demişti
Kuzu hocamız, hayatının 30 yılını başkanlık sistemine adamış bir bilim adamı.
Üstelik Anayasa Komisyonu Başkanı.
Türk usulü başkanlık sisteminin mucidi.
Her ülkeden aldığı, kopyaladığı uygulamalar var.
Türk usulü deniyor ama bana göre “ortaya karışık” bir sistem örneği.
Boyunsuz’un “Okuyunuz” uyarısından sonr,a boynu bükük kalan hocamızın yerine Allah kimseyi düşürmesin.

Biz yine gelelim uyguladığımız parlamenter sistemden kaynaklanan arızalara.
Tabii ki bu arızalar, aksaklıklar, 65 yıldır devam eden Türk siyasetindeki eksiklikler, Erdoğan ve arkadaşları tarafından Başkanlık sistemine geçmenin bir gerekçesi ve bir manivelası olarak kullanılmak isteniyor.
Önce sistemimizin örselenmesinde, biraz da çürütülmeye çalışılmasında etken olan tabloya.bakalım önce.
Bir kere şu anda 1982 faşist askeri anayasa ile yönetiliyoruz.
Dahası yönetilemiyoruz.
Askerlerin çıkardığı Seçim Kanunu hala yürürlükte.
Yetmedi, Siyasi Partiler Yasası da 33 yıldır değiştirilmiş değil..
Bu iki yasa bile parlamenter sisteme azami ölçüde zarar verdi, vermeye devam ediyor.
Yasalara göre temsili demokrasi işletilmiyor. Yüzde 10’luk baraj Nijerya’da bile yok ama bizde var ve uygulanıyor.
Yalan söylemiş olmayayım ama belki bizdeki barajın aynısı Zimbabwe’de olabilir sadece.
Şu anda yürürlükte olan ve 33 yıldır değiştirilmeyen Siyasi Partiler Yasasına göre de, parti genel başkanları padişah, milletvekilleri de “kapıkulları” gibi adeta.
Çünkü mebusların tamamını genel başkanlar seçebilir.
Nitekim seçiyorlar da. Çünkü yasa buna müsait.
İşte bu ve benzer askeri yasaları işlerine gelmediği için değiştirmeyen Erdoğan, 13 yıldır bu yasalardan yararlandı.
Hem yararlanıyor, hem şikayet ediyor.
“Hem ağlarım, hem giderim” misali…
(devam edecek)

BİR CEVAP BIRAK