“Melez” Başkanlık ( IV )

“Melez” Başkanlık ( IV )

0
PAYLAŞ

“Hem ağlarım, hem giderim” diyen yeni gelin misali; AKP ve kurmayları iktidarlarını daha da pekiştirmek için başkanlık sistemi ipine sarılmışlar “Olmazsa olmazımız, Erdoğan’ın başkan yapılması” diyerek, ülkeyi tahmin edemeyeceğimiz bir çıkmaz sokağa sokmaya çalışıyorlar.
Bu sadece benim fikrim değil.
Bu görüşü ve ülkedeki olan biteni ve Erdoğan’ı yakından izleyen Batılılar da paylaşıyor.
Ve gelen son haberlere göre batılı kaynaklar, başkanlık sistemi konusundaki gelişmelerden endişe ediyorlar:
“Türkiye’de taşlar, acaba yeniden yerinden oynar mı?”
Sanıyorum ki sayın Erdoğan ve üst kadrosu bu “melez” başkanlık sistemini hayata geçirebilmek için, bir deneme-yanılma metoduna başvurmak zorunda kaldılar.
400 milletvekili bekleyen Erdoğan bu rakama ulaşılamayacağını bal gibi biliyordu.
Bildiği için de şimdi rakamı indirmeye başladı.
En son 335’e düşürdü.
Ama her ihtimal dikkate alınıyor, partiye yeni kan yeni heyecandan çok “hormon” takviyesi gerektiğini herkes biliyor.
Teşkilattan gelen sesler ilerisi için hiç de iç açıcı frekansta değil.
Sayın Cumhurbaşkanının hedefi 2023 yılı.
Yani Cumhuriyetimizin 100. Yılı.
Diyelim ki bu seçimi de kazandı.
Ama yetmiyor.
Eroğan’a göre maçın ilk yarısı bitti. İkinci yarının, yarı başkanlık veya başkanlık ile başlaması gerekiyor.
Dolayısıyla daha sonraki iki seçimi daha garanti etmesi gerekiyor.
Bu ise çok uzak bir ihtimal.
Partisi yüzde 40’ların altına düştüğünde koalisyonlar dönemi başlayacak demektir.
İşte Erdoğan için tehlike çanları çalıyor demektir bu.
Seçilmiş cumhurbaşkanı olması artık işe yaramayacak demektir.
Koalisyonlar dönemi demek, bir anlamda “hesap verme” devri başlıyor demek anlamına gelebilir.
Sayın Cumhurbaşkanı denetlenemez-hesap verilemez, kontrol edilemez noktasına kendisini taşıyacak tek sihirli kelimenin “başkanlık” olduğunu bal gibi biliyor.
Oysa başkanlık sistemini hayata geçirilmesi ve işletilmesi öylesine zor ki.
Anlata anlata dilimizde tüy bitti.
Bütün zorlukların yanında, başkanlık, ya da yarı başkanlık sistemleri, iki partili sisteme dayalı olarak işleyen bir mekanizma.
Daha ilk adımda “imkansızlık” ve “ aşılmazlık” duvarı var karşımızda.
Türkiye’de siyasi partiler yelpazesi öylesine karmaşık ve dağınık ki.
Düşünün ki, HDP barajı aştı. Buyrun dört parçalı bir sistem karşınızda. AKP-CHP-HDP ve MHP.
Tabii böylesine kutuplaşma başlı başına en büyük engel.
Her kim ki “Yahu, bu ülkedeki halk ve partiler arasında keskin ve katı bir kutuplaşma yok. Başkanlık sistemi gelirse sadece iki parti kalır ve bayrak yarışı yapar. Böylece her dört veya sekiz yılda bir iktidar değişir, başkan da ülkeyi bal gibi yönetir” deniyorsa, işte bu gerçekçi bir görüş olmaz.
Zaten Erdoğan’ın istediği, iki dönem daha tek başına bu ülkeyi yönetmek.
Tüm engellerden kurtulmak, kontrolsüz güç olarak at oynatmak.
“Patronaj” yöntemleriyle ülke kalkınmasına soyunmak.
Yani “Melez” bir başkanlık sistemi ve AKP’ye yakın zenginler (patronlar-kapitalistler) desteğiyle ülkeyi yönetmek.
Açıkçası, bu milletin anasına küfredenleri baş tacı ederek, ülkeyi inşa etmeye soyunmak.
Hayal etmek dahi istemiyorum.
Çünkü bu “tek ses”, “tek nefes” demek anlamına geliyor.
Son söz: Sayın Erdoğan şansını zorluyor.
Hem de çok.
(son)

BİR CEVAP BIRAK