Meme kanserinin farkında mıyız?

“12 Eylül 2018

Beşinci aydayım. Doğru dürüst yiyip içmeyeli. Suyu bile zorlanarak içmek.
Kemik metestaz sonucu aldığım 10 günlük ışın tedavisi yemek borumu yaktı ve tahrip etti. Boğazımdan yutmakta zorlandığım için tedavime ara vermek zorunda kaldık. Kemoterapi alamıyor hergün içmek zorunda olduğum ilaçlarımı alamıyorum.
12 gün hastanede yattım . 6 kez endeskopi yaptılar boğazdan giremediler. Damardan mama ile beslediler. 58 kilodan 42 kiloya düştüm. En son doktorlar mideye tüp takıp mideyi dışardan beslemeye karar verdiler. Ağız yolu ile beslenme tamamen bitecekti.  Allah yüzüme baktı iyi bir cerrahha denk geldim. Mideye tüp olayına gerek kalmadan balon patlatma yöntemi ile açtı.
Açtı 3 günde yeniden kapandı. Stent takıp yeniden kapanmasını önlüyecez dedi doktor. 

1 buçuk ay oldu hastane stent siparişini vereli. Hala yok stent. 

ÇÜNKÜ HASTANE İLE ANLAŞAMIYOLAR. DOLAR ARTTI STENTİN FIYATI ARTTI.
STENT GELDİ DİYEÇAGIRDILAR GİTTİK GELMEDİ DEDILER. ÇARŞAMBA ARA DEDİLER KARGOYA VERİLMİŞ YOLDA PAZARTESİ GEL DEDİLER.
KOSKOCA KONYA NEÇMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSITESİ BİR HASTANIN STENTİNİ 1BUÇUK AYDA GETİRTEMİYORSA NE DİYEBİLİRİZ Kİ!
HASTANEYE HALSİZ BİTAP DÜŞMÜŞ YORGUN BEDENINLE GİT GEL. AÇ YAŞA 16 KİLO VER YEME İÇME. YÜRÜYEMEYECEK HALE GEL KİME NE!  BENİM YAŞADIKLARIMIN HESABINI KİM VERECEK! NERDE DEVLET!
ZATEN ÇOK YORULDUM HASTALIKLA MÜCADELEDEN, İNSANLARLA MÜCADELEDEN. YETMİYOR BİR DE BUNLARLA YORUL.
BEN SABRI DA ŞÜKRÜ DE ÇOK İYİ BİLİRİM. 5AY AÇ YAŞAMAK NE DEMEK BE KARDEŞİM! YETER HASTALIK DEĞİL SİZ YORDUNUZ
BENİ. HEMDE ÇOK!”

Bu sözlerin sahibi, çocukluk arkadaşım Sevil Türk Bircan, uzun bir süredir meme kanseri hastasıydı. Yukarıdaki ifadesine bakıp da onun olumsuz, şikayetçi bir insan olduğunu sanmayın. Bütün sıkıntılarına karşın her sabah facebook’dan arkadaşlarına “günaydın” diye seslenir,  her zaman mücadele aşılayan  umut ve yaşama sevinci dolu  mesajlar verir, gülümseyen fotoğraflarını eksik etmezdi. Bu sözleri bardağın taştığını gösteriyor, o kadar uğraştı ve yoruldu ki!

Bundan kısa bir süre, yalnızca 11 gün  sonra bakalım neler yazmış:

“Allahım, evime kavuştum. Bu günleri görmekte varmış. Stent yerleşti boğazım açıldı. Hastaneden çıktım. Mücadeleye kaldığımız yerden devam. 23 Eylül 2018”

Tekrar eski haline döndü, umut ve yaşam  dolu ama tam iyileşmiş değil. Her şeye rağmen her zaman yaptığı gibi meme kanseri konusunda insanları  bilinçlendirmeye devam ediyor.

Bilindiği üzere  Ekim Ayı  Meme Kanseri Bilinçlendirme Haftası’ydı. O derdinin arasında kendine edindiği vazifeyi ihmal etmiyor ve uyarıyor. Ekim ayı boyunca  uyarı dolu bir çok zincir mesaj geldi, ortamlarda paylaşıldı. Hiç birisi Sevil’inki kadar etkili değildi!

“DİKKAT…
Pembe ekim ayı yaklaşıyor. Meme kanserine adanmış bir ay: Elle meme muayenesi, ultrason, mamografi, kontrol, tarama, erken tanı…O SİZİ BULMADAN, SİZ ONU BULUN 30 Eylül 2018”

ve Mevla’nın sözleriyle devam ediyor, o günkü ruh halini yansıtıyor:

Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar…
Öyle garip bir dünya.. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur.
Düşmem dersin düşersin , şaşmam dersin şaşarsın.
En garibi de budur ya ; öldüm der durur yine yaşarsın..

Hz Mevlana

30 Eylül 2018

Babası İlköğretim Müfettişi olarak Sivas’a atandığında tanışmıştık Sevil ile, ortaokul yıllarında.. Babalar meslektaş olduğu için “kontenjandan arkadaş” olmuştuk, ama çok keyifliydi arkadaşlığı çünkü eğleneceliydi. Sonra hayat her birimizi başka yerlere savurdu taa ki o beni sosyal medyadan bulup tekrar buluşana dek. Gülümseyen yüzü ve hayata olumlu bakışı hiç değişmemişti. O günlerde yine hastalığı konusundaki bir paylaşımıyla köşeme konuk olmuştu. Ve bundan çok da mutluluk duyduğunu ifade etmişti. https://www.acikgazete.com/endonezya-kanser-hastasi-bir-kadin-ne-hisseder/

Linkte de paylaştığım aşağıdaki  dizeleri çok şey anlatıyor kendisine ve kanser hastası bir kadının  hislerine dair:

“2008 yılından bu yana pes etmeden verilen bir yaşam mücadelesi.
Neden ben demeden bir kabulleniş.
Sürekli yorulmadım ayaktayım diyerek hayata tutunmak. Sabır sabır.
Birgün yorulacağım biliyorum.

Aslında yoruldum…

Hiçbirşey dışardan göründüğü gibi kolay geçmiyor.
Yarın yine kemoterapi günü.
3 gün önceden stresi başlıyor.
Seni senden başkası anlıyamıyor.
Avutuyorsun kendi kendini. Geçecek diyorsun.

Hastanede önce kan tahlili yapılır.
Damarlar hassaslaşmış yıllardır.
Alışıyorsun sıradanlaşmıştır.

Kemoterapi servisine geçersin
Birtek sen değilsin tabiki
Senin gibi bir sürü kahraman vardır.
Onları görünce acını unutursun güçlenirsin
Hemşire gelir
yalandan gülücükler saçarsın etrafa
artık herkes tanıyor
yıllardır hastanenin müdavimlerinden
olmuşundur.
Birazdan
Kemo ilacın gelir
Her geçen gün ilacın azalıcagını düşünürken
Gittikçe çogalır ilaçların
Zenginleşirsin…

Damarından buz gibi gidecek
Damar bulunursa tıkanmayan damarın kaldıysa
Şanslısındır.
Üşüme gelir hafiften ürperirsin
Ağzından başlar degişiklik
Yağlı birşey yemişin gibi kokar birden herşey
Burun diregin sızlar
Kulakların uğuldar çınlar
Kolun sızlar çaktırmazsın oradakilere
Omzuna gelir sızı
Beynin uyuşmaya başlar yavaş yavaş
Gözlerine bir bulut çöker
ağırlaşır göz kapakların…

Artık sen sen degilsindir.
Başka alemlere dalarsın
Çocukluğun Gençliğin Sevdiklerin
Film şeridi gibi geçer hepsi…

Yan koltuktan geçmiş olsun der birisi
Sağol. Sana da dersin.
Yüz vermek istemezsin

Seninki yeni mi der.
Eski…diyemezsin
Gözünü korkutmak istemezsin
Meraklı. Yeni ya…

Düşünürsün..
Acaba umut olurmuyum ona.
Bi ışık olurmuyum diye.
Olursun da…

Ani bir manevrayla kendine gelirsin
Anlatırsın..
Yaşadıklarını

Bitmeyen tedavine.
Bitecek
Geçecek dersin.
Çok dikkatli dinler senii
Anlattıkça sana. Hayran olur.
Hastalıkla Savaşını
kendinle çevrenle insanogluyla
Mücadeleni dinler….dinlerr sorar…sorarr..
Ne güçlüymüşsün der.
Hiç yorulmadınmı der.
Canın yanmıyomu der..

Aslaa
Vazgeçmedim dersin.
Ümidimi hiç kaybetmedim dersin
Hep inandım
Hep direndim dersin.
Hepsi geçecek dersin.
Güzel günler bizi bekliyor dersin.

Hikaye biter
İlaç biter
Canı yanan sen değilmiş gibi biter
Umut oldun birine daha
Hayata nasıl tutunacak
Yol gösterdin…

Kemoterapi bedenini ruhunu yorsada
Sen yorulmazsın
Eve gidip bir an evvel uyumak istersin
Acını unutmak için
Arayıp sorana elhamdülillah

Iyiyim dersin

Akşama evdekilere ne pişirecegim eyvaahh
Geç kaldım eve…

Sevil Türk Bircan,  Konya/ Mart 2017

Her yaz Ankara’ya geldiğimde kendisini Konya’da ziyaret etmek istedim, sınırlı zaman fırsat  olmadı. Geçen  Haziran ayında Konya’da bir düğün daveti alınca hem  Sevil’i de görürüm diye hemen biletimi aldım ve kendisine mesaj yazdım. Ne yazık ki bu kez de kısmet olmadı, o tarihte kızlarını görmek için şehir dışında olacaktı. Sonrasında ise amansız hastalık onu rahat bırakmadı. Facebook’dan yeniden bulduğum arkadaşımın acı haberini yine fb’dan aldım. 11 Kasım’da  kendisini kaybetmiştik ! Yorgundu çok ..Hastalığı, acıları, sıkıntıları, sonsuza kadar bitmişti, dinlenecekti.

Geride kalan kederli ailesine, kendisine son yıllarda bambaşka bir hayat sevinci veren küçük torununa, hastane de umut verdiği hasta arkadaşlarına, dostlarına  12 kasım 2018 de veda etti.

Arkada çok güçlü bir “meme kanseri farkındalık mesajı” bıraktı. Bir ara kemoterapiden dolayı çok sevdiği çayı istese de içememiş “Benim yerime de için, bir gün elbet kavuşacağız” demişti.   Artık her çay içmemde onun yerine de içerken yazdığı aşağıdaki dizelerini aklımdan çıkaramıyorum:

Sıkı tutunun düşlere
Eğer düşler ölürse
Kırık kanatlı bir kuş olur hayat
Uçamaz düşer..
Sıkı tutunun düşlere
Çünkü biterse düşler
Kıraç bir toprak olur hayat
Karda buz keser..  

 1 Mart 2017/ Sevil Türk Bircan

Gülseren Tozkoparan Jordan/ 23 Kasım 2018

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × four =