KANADA… Merakımızı gıcıklayan şeyler revâçta

KANADA… Merakımızı gıcıklayan şeyler revâçta

0
PAYLAŞ

 

Dedikodusuz insanın canı sıkılır; o dedi, bu dedi olmaksızın hayat tatsızdır…

Dedikodunun âlasını magazin dergilerinde aramayınız, en güzeli tarihî kitaplardadır.

Kanada ve ABD yayıncılık-kitap dünyası, 2017 yılına üç farklı zaman ve mekânlara ait dedikoduya yer verip adım attı; bereketli bir yıl olacağı kesin görünüyor.

Bir süredir, 49.Enlemin altından ve üstünden uzak durduğum birkaç ayın sonunda yazıhane odama dönünce, masamda merak ve heyecan uyandıran üç kitabı hazır buldum; şu günlerin en çok satanları arasında yer alıyorlardı.

Henüz Türkçeye çevrilmediklerini zannederim, İstanbul’daki neşriyatçıları da bu yönüyle uyarırım; ellerini çabuk tutup bu kitapların yayın haklarını alsınlar, tercüme ettirip yayımlasınlar…

Kitaplardan birisi,  Türkçesiyle yazarsak, ¨İlk Margaret¨dir, 17.yüzyılda skandallarıyla yaşamış Newcastle Düşesini anlatıyor; yarı biyografik bir roman tadında…

Diğeri, Kraliçe Viktorya’nın gizli aşk ilişkisini ve nasıl metres olduğuna dair karanlık tarih sayfalarını karıştırıyor; fırtına koparan bir eser…

Üçüncüsü, kadın ruhlarını inceleyen bu ikisi ardından sanki sözleşilmiş gibi yayımlandı: Kendisine ¨Bir eş yetiştirmeye çalışan adam…¨

Kuzey Amerika’da, Kanada ve ABD’de, 2017 başlarken bu 3 esere yer vermeyen gazete, dergi, tv ve radyo neredeyse kalmadı.

Yazar Danielle Dutton’un uzun soluklu bir çalışması olduğu apaçık görünen ¨Margaret the First¨ adlı eserinde, şeffaf tülden elbiseleri çıplak vücuduna geçirip salonlarda misafir ağırlayan düşesi anlatılıyor.

Öyle ki, iç gıcıklayıcı biçimde aktarırsak, birçok defasında Düşes Margaret, göğüslerini alttan destekleyen bir korseyle tamamen ortada bırakarak ortalığa çıkmıştır.

Bu yüzden, yaşadığı 17.yüzyılın son çeyreğinde böyle meşhur olunca Çılgın Magi  lâkabıyla anıldı…

1661’de doğdu, 1717’de bu deliler dünyasından göç etti; demek hepi topu 56 sene yaşamıştır.

İngiltere’nin burjuva devrimini geçirdiği 1640’dan sonraki dönemlerine tanık olduğuna bakılırsa, bir asilzade olarak bunalıma düşmemesi zaten beklenemezdi.

Aşırı derecede seks düşkünüydü; yatağından geçmeyen kalmamış diyorlar; nemfomani’ye misal gösterilir…

Kitabı sadece bir kadının çılgınlıklarına ait dedikoduları izlemek için değil, o döneme ait tarihî ve siyasi geri planı anlamak üzere okumak gerekiyor; Kanadalı ve Amerikalı okurların elindedir şimdi…

Düşes yapar da Kraliçesi yapmaz mı?

İkinci çok satanlar arasında yer alan, Julia Baird’in Kraliçe Viktorya üzerine eseri, neredeyse üzerinden üç yüzyıl geçmesine rağmen, İngiliz Kraliyetince bir türlü kabullenilmeyen bir gerçeğe pertavsız tutuyor, mercek altına alıyordu.

19.yüzyıl dünyasına İngiliz yayılmacılığıyla damgasını vuran Kraliçe Viktorya dul kaldıktan sonra İskoç asıllı bir uşağına tutulur; adı da pek yaygındır hani, James Brown…

İki âşık Buckingham Sarayının gizli kapaklı odalarında buluşurlar, o zamanın İngiliz istihbarat örgütü her şeyin farkındadır, hatta bu ilişkiye şaporon olur, meseleyi ört bas edecek tedbirler alır, kraliyet seviyesinde süren cinsî münasebet kamuoyundan saklanır; ama dilin kemiği yok ya!

Ateş olmayan yerden duman tütmezmiş; Viktorya ile uşak Brown’un mercimeği fırına verdiği yerde elbette baca tütecektir; şimdi de kitabı elden ele dolaşmaktadır.

Dilerim ki, kısa sürede Türkçeye çevrilir de hayırlı bir iş yapılmış olur…

Bunlara sanki eklenecek gibi görünen diğer konu ise nasıl iyi bir eşe [karıya] sahip olunur sorusuna cevap arayan acemilere bir kılavuz niteliğinde görünüyor: ¨The man who tried to raise a wife¨

Kendisine bir eş hazırlayan adam olarak çevrilebilecek bu başlığın altında, Wendy Moore’un kaleminden çıkan çalışma 18.yüzyılın İngiltere’sinde bir filozof ve entelektüelin hayatına yöneliyor.

Thomas Day’ın 12 yaşında bir kızı evlat edinip sonra onu yetiştirmesi, kendisine gelecekte eş-yasal karı olarak hazırlamasındaki hipokrasi/riyakârlık üzerine kurulu kitap, bir zamanların My Fair Lady adlı filmi anımsatmaktadır.

Bernard Shawn’ın Pygalamion adlı eserinden uyarlanarak yapılmış 1970’lerin filminde bir sokak kızını evine alan filozofun onu yetiştirmesine ait komediye dair sahneler unutulmazdı; şimdi benzeriyle, ama gerçeğiyle bu kitapta karşılaşıyoruz.

Biraz daha hafızamızı zorlarsak, film yönetmeni ve aktör Woody Allen’in yakın zamanlarda üvey evladı olan Çinli kızcağıza nikâh yüzüğü takmasıyla sonuçlanan, ahlak açısından epeyi tartışılmış hadiseyi de hatırlayacağız.

İşte bu üç kitapla 2017’ye başlayan Kuzey Amerika kıtasında, yok Trump seçilmişmiş, yok efenim Kanada Başbakanı Trudeau pekçok-milyarder Ağa Han’ın özel adasına özel helikopteriyle gitmiş ama helikoptere binene kadar resmî uçağını da kullanmışmış; kimin umrunda…

Geç bunları azizim…

Dedikodu her zaman işe yarıyor.

BİR CEVAP BIRAK