Meraklanınca…

Meraklanınca…

0
PAYLAŞ

Sesim kulağına değdi mahçup.
Nar yanığı geçti aynalardan yüzüm,
Hayır utanmak istemedim sana ben,
aramazdım aklıma kötü birşey gelmeseydi eğer…


Anlasana bu şehir biraz karışık bana,
arkanı döndüğün an değişiyor manzara.
Kimin katil olduğunu anlamak zor gözlerine bakarak,
kimi karın deşiyor kimi yürek…
Sokakları da insanlar gibi bu şehrin,
herkes birşeyden kaçıyor korkarak…
İstanbul da sen gibi…
kimi zaman yanımda kimi zaman bir kaçak…


Meraklanınca çok…
Haberlerdeki kaza haberine…
isimleri taramaya başladım panikle.
Yanmış… yanmış da kavrulmuş gibi,
karanlık bir yüzdü bundan böyle benimkisi.
Uzaklara bakamadım sevgilim uzaklar korkardı,
sulara değemedim sevgilim sular küserdi,
yıkasam belki geçerdi ama…
Bu iz senindi sevgilim, kıyamadım.


Meraklanınca çok meraklanınca,
hani merak da iyi bir şey değildir ama,
kirli çamaşırlar gibi atılmaz ki duygular makineye…
Yüzüm de yüzün, suyumda suyun hiç kirlenmedi ki.
Ne gözlerinin çelik rengi, ne beyazı ellerinin,
ne kızgın gözlerin, ne kalkan elin,
olmadı… olamadı… göremedim.
Karanlıkta şefkatin sırtıma akmadı ki…


Bayram gülmeleri gibiydi gelmelerin,
ağzımı toplamayı bilmezdim.
Hava sıcak, rüzgar poyraz, günlerden pazardı… kapı çaldı .
Nar çiçeği nasıl olur bilir misin?.
Nar çiçeğiydi sana bakan yüzüm.


solum başka kentti artık sağım başka kasaba,
bıkmıştım artık özlemekten,
nar ağacı meyve vermemişti henüz,
bir yanım fazla bir yanım eksik,
seni böyle özlemeyi istemezdim.


bayramlar geçti unutuldum …
özlenecek onca şeyin arasında seni buldum…
bilir misin çok özleyenlerin,
merak karışır sabah çaylarına…
şekersiz mi şekersiz, tatsız mı tatsız.


meraklanınca çok …bir akşam vakti …
duyunca haberlerde bir kaza haberi,
ondandı telaşımın kaçamak sesi…
yoksa aramak değildi niyetim,
yalnızlığa atmışken kırık dökük sen beni …


sibelbengu@yahoo.com


KASIM-2006 BAZ MAGAZİN Dergisinde yayımlanmıştır.


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf… 
-Durup dururken… 
-İçiyorsam sebebi var…
-Susmak üzerine… 
-Zor…anlatması zor… 
– Ciddi insan… 
-Kalbim Anadolu…
-Aşk niye biter? 
-Oğlum şiir oku…çünkü…
-Ne olmazsa olmasın, içinde sen varsın 
-Ölüm diye bir şey var… 
-Kırmızı başlıklı kızın neyi var?.. 
-Bebek’te gitmek zamanı…
-Kadın…nedir senin aşktan anladığın? 
-Altı üstü bir küre… 
-Aşk seni sordular…
-Atlıkarınca… 
-Dün haberini aldım…
-AY bilmecesi… 
-Karanlıktan korktuğumu nereden bildiniz? 
-Yüreğimin tozunu aldım… 
-Ne zaman yağmur düşse bu şehre… 
-Onlarca onlar…
-Kimsin sen?
-Bir sevgililer günü klasiği…_
-Nakış… 
-Rüya 
-Bilmen gerek… 
-Olgunluk… 
-İlk şiir 
-Kadınlar ne ister?

BİR CEVAP BIRAK

nine − five =