Mercimekli medya

Bu ne biçim başlık diyebilirsiniz. Ne diyelim, İşte öyle bir başlık… Ülkemizde; yalaka medyayı, kukla medyayı ve güdümlü medyayı bilirdik de, mercimeklisi nereden çıktı onu anlayamadık diyecek olanlar haklıdırlar. Öyleyse sözü uzatmadan açıklayalım…
 
Medyanın, dünya üzerinde güvensizlik, gerçekleri saptırma ve çıkarcılık açısından hemen hemen her ülkede ayni tabloyu yansıttığını yaşadıkça ibretle görüyoruz! Okuyup araştırdıkça gerçeği, somut olarak görmenin de şaşkınlığını ve isyanını yaşıyoruz.


Sanırdık ki, yalnız bizim ülkemizde ki medyanın büyük bölümü, hükümetlere karşı yalakalığı, güdümlülüğü ve kuklalığı temsil ediyor ve de uyguluyor. Meğer kazın ayağı öyle değilmiş….


Efsane lider Hugo Chavez’in ülkesi Venezüalla’da da durum bizimkine benziyormuş….
Ece Temel Kuran’ın son Venezüalla gezisinden sonra bu ülke ile ilgili olarak yazmış olduğu ve Alfa yayınlarından Mart 2006 ayında piyasaya çıkmış bulunan “Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita” adlı kitabını okuyunca, bu yöndeki gerçeği öğrenmiş olduk…


Venezüalla!nın halkçı lideri Hugo Chavez; 1999’da ülkesinde yeni bir anayasa çıkardı. Devletinin ismini, başına ülkelerinin efsane lideri Bolivar’ın ismini  ekleyerek “Bolivarcı Venezüalla Cumhuriyeti” olarak değiştirdi. (Hemen burada ekleyelim, neden bizimkisi de ‘Atatürk’çü Türkiye Cumhuriyeti’ olmasın?) O tarihten bu yana halkı için, yeni anayasanın hükümleri çerçevesinde büyük icraatlar yaptı.  Yoksul halkı adına, ülkesinde ki yabancı şirketlerin elinde bulunan arazilere el koyarak, fakir halka dağıtıncaya kadar, birçok yeniliği ve halkın yararına olan uygulamaları yaşama geçirdi. Venezüalla’da Chavez, halkın çok büyük bölümünün gönlünde taht kurmuş durumdadır.


Ancak, olaya zenginler yani marjinal azınlık cephesinden baktığınızda durum ayni değildir. Onlar kendilerini Venezüalla’nın yoksul halkından “elektrik verilmiş dikenli tellerle” korunacak ölçüde soyutlamışlardır. Medya ise, Chavez’in yoksul halkı adına yapmış olduğu icraatları ve ülkede yaşanmakta olan gerçekleri önemli ölçüde halka yansıtmamanın misyonunu üstlendiği için, Hugo Chavez, mercimek paketlerini iletişim aracı olarak kullanmak zorunda kalmış. Mercimek Un, şeker vs. gibi gıda paketleri üzerine yazdırmış olduğu mesajlarla halkını bilgilendirmenin yolunu seçmiş. Uygulama Venezüalla’da halen devam devam ediyor.


Sözü Ece Temel Kuran’a bırakalım:
“Dışardan gelenler için Chavez’in yiyecek paketlerini iletişim aracı olarak kullanması “mercimekli bir medya” yaratmaya kadar varan bu kendini anlatma gayreti biraz anlaşılmaz bulunabilir. Ama marketin kasasında duran kasiyere bile sorsanız size şunu anlatabilir:
‘Caracas’ın dışındaki insanlar, kırsal bölgede yaşayanlar hala ülkede olup bitenlerden haberdar değil.’
‘Chavez’in devlet başkanlığına seçilmesinden beş yıl sonra bile mi?’
‘Evet beş yıl sonra bile. Mesela bazı insanlar hala Chavez’e karşı yapılan darbe girişiminde neler olduğunu bilmiyorlar. Özel TV kanalları, radyolar ve gazeteler o kadar çok yalan söyledi ve biz de insanlara gerçekleri anlatmakta o kadar imkansızlıklar yaşadık ki, hala televizyonların o gün yaşananlar hakkında söylediği yalanları gerçek sananlar var. Birçok insan bu yiyecek paketleri sayesinde yeni anayasaları olduğunun, yeni haklara kavuştuklarını, bu ülkede bir devrim yapıldığını öğreniyorlar…” (Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita – syf:65)


Medyanın görevini tam olarak yapması ya da yapmaması hangi ülkede olursa olsun, halk için çok önemli. Ne yazık ki bizde ki medya güven duyulması açısından siyasetçilerle birlikte kurumlar arasında en alt sıralarda ki yerini korumaya devam ediyor.


Ulu Önder Atatürk boşuna söylememiş:
“Aşağılık kimselerin parayla yaptırdıkları basın savaşları vardır. Basının en aşağılık yalanları yaymakta kullandığı bir gerçektir… Basının para ile satın alınabilmesi, uluslar arası yüksek para aleminin basın üzerindeki gizli etkisi ya da yalnız yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin etkisi; işte bunların kamuoyunu yanıltıp aldatmalarından gerçekten korkulur… Maddi mikropları tümden yok etmek olanaklı olmadığı gibi, ‘Manevi mikropları’ı tümden yok etmek de olanaklı değildir…” (Neveser-Cengiz Özakıncı-syf:59)


Düşündük de, biz de neden olmasın “Mercimekli medya”?
Her dönem iktidarlara “yürekten bağlı” olan medyamızın niçin bir alternatifi bulunmasın?.. Halka bağlı “Mercimekli medya”!.. Başka çare kaldı mı, gerçekleri vatandaşlar hiç olmazsa mercimek, un, şeker, fasulye, nohut vs gıda paketleri üzerine yazılanlardan öğrenmiş olsun.


Sevgili okurlar… Biliyoruz ki bizler ne yazarsak yazalım değişen bir şey olmayacak,  çark bildiği gibi dönmesine devam edecek. Ne zaman ki halkın kendisi iktidara gelir, yani kendisini söylemde değil de eylemde gerçek anlamda temsil eden partiler iş başında olur, o zaman bizim ülkemizde de pek çok şey değişebilir…
 
Ülke yönetenler siyasetten zengin olduğu sürece, sokaktaki vatandaşın yoksulluktan ve sefaletten kurtulması ve ülkenin düze çıkabilmesi söz konu olamaz.



E-mail: burhanaozbey@yahoo.com  


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.